İdari Para Cezasına İtiraz Dilekçesi Alkol Satışı

ADANA NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE


İDARİ PARA CEZASINA
İTİRAZ EDEN                 :Fahrettin ….  (T.C. …. ) – Adres

VEKİLİ                           : Av. Salih BİROL – T. Cemal Beriker Bul. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

İDARİ PARA CEZASINI
VEREN                           : …. Kaymakamlığı – ADANA

D. KONUSU : …. Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün
28.08.2020 tarihli 220/1972 sayılı 15.947,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptaline karar verilmesi isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR : 1-) 22.08.2020 tarihinde saat 14:30 sıralarında … İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, müvekkilin yetkilisi olduğu ….  Beach Otel ünvanlı işyerinde denetim yapıldığından bahisle netice olarak müvekkile 15.947,00 TL idari para cezası kesilmiştir. Kesilen idari para cezası hukuka aykırı olup, cezanın iptali gerekmektedir. Şöyle ki;

2-) Söz konusu idari para cezası kesilmeden önce polis memurları tarafından tutanak tutulmuş, tutulan bu tutanak ise idari para cezasına kanıt olarak gösterilmiştir. Ancak tutulan 23.09.2020 tarihli tutanak hukuka aykırı bir tutanaktır ve bu nedenle kanıt olarak kabulü mümkün değildir. Polis memurları tutanağı yazarken ne müvekkilin eşi Necla Kütük beyanlarını ne de müşteri …. T.C. numaralı …. …..’ in beyanlarını dikkate almışlardır. Polis memurlarınca gerçeğe aykırı bir şekilde yalnızca idari yaptırım uygulanması niyetiyle bir tutanak tutulmuştur. Kolluk görevlilerince tutulan 23.09.2020 tarihli gerçeğe ve hukuka aykırı bu tutanağı kabul etmiyoruz.

3-) …. Kaymakamlığı, 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8/5-g hükmünde yer alan

“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından satış belgesi almadan tütün mamülleri, etil alkol metanol ve alkollü içkilerin perakende satışını yapanlara”

hükmü çerçevesinde 28.08.2020 tarihli ve 220/1972 sayılı kararı ile müvekkil hakkında 15.947,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar vermiş ve karara dair tebligat 23.09.2020 tarihinde müvekkile tebliğ edilmiştir.

GÖREVLİ VE YETKİLİ OLMAYAN İKİ POLİS MEMURU TARAFINDAN DÜZENLENEN 23.09.2020 TARİHLİ TUTANAK VE BU TUTANAĞA DAYANILARAK, … KAYMAKAMLIĞI’NIN 28.08.2020 TARİH 220/1972 SAYILI KARARI İLE VERMİŞ OLDUĞU 15.947,00 TL TUTARINDAKİ İDARİ PARA CEZASI AŞAĞIDAKİ SEBEPLER İLE DE KANUNA VE HUKUKA AYKIRIDIR:

4-) Düzenlenen tutanakta alkollü içki satışı yapılıp yapılmadığına dair hiçbir emare bulunmadığı gibi satışı yapıldığı yönünde herhangi bir iddiaa da yoktur. Söz konusu işyerinde sadece alkol bulunduğu iddiasıyla tutanak düzenlenmiştir. Alkollü içkinin, fişi, faturası vs. bilgilerine de yer verilmemiştir. 4733 sayılı kanun satış belgesi olmadan alkol satışını yapmanın idari yaptırım kararı verilmesi gerektiğini düzenlemiştir. Düzenlenen tutanakta alkollü içki satışı yapıldığı yönünde hiçbir delil yoktur. Müvekkilin satış belgesi olmadan ( TAPDK ) alkol satışı yapıldığında ceza verilmesi gerektiği açık olmakla, tutulan 23.09.2020 tarihli tutanakta alkollü içkinin kime satıldığı belirtilmemiş, tespit edilmemiş, ifadesine ve imzasına da yer verilmemiştir. Düzenlenen tutanak dayanak gösterilerek alkollü içki satışı yapıldığından bahisle ceza verilmiş ise de; satışı yapıldığı iddia edilen alkollü içki, bütün mevcut teknik imkanlar var olmasına rağmen, fotoğraflanmamış, kime satıldığı tespit edilmemiş ve el konulmamıştır. Düzenlenen tutanakta, tutanağı tanzim edenlerin görevli ve yetkili olduklarını gösterir bir ibare ve onaylı kimlik belge ve bilgilerine yer verilmemiştir. Düzenlenen tutanakta, tanık beyanlarına da yer verilmemiştir.

5-) Düzenlenen tutanakta işyerine ne üzerine gidildiği belirtilmemiş alkol satışı yapıldığına dair herhangi bir ihbarda mevcut değildir. Müvekkilin işyerinde alkol satışı yapılmamaktadır. Bu hususlar da 23.09.2020 tarihli tutanakta kime ne şekilde ve surette alkol satıldığı mevcut değildir. 23.09.2020 tarihli tutanak incelendiğinde 22.08.2020 günü saat 14.30 sıralarında ilçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince kontrollerin yapıldığı yazılmış ancak söz konusu tutanak 23.09.2020 tarihi ile imza altına alınmıştır. Bu hususta da bir çelişki mevcuttur. Denetim yapıldığı tarihte herhangi bir tutanak tutulmadığı açıktır.

6-) Tutanağın düzenlendiği saat belirli olmayıp tarihin ise 23.09.2020 olduğu belirtilmiş ise de bu beyan ve iddia da hiçbir şekilde delillendirilmemiş, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmamıştır. Tutanağın kötü niyetle tanzim edildiği, alkollü içki satışına konu alkollü içkiyi alanın tespitinin yapılmamış olması, kimlik bilgilerine yer verilmemiş olması, hatta böyle bir alıcının varlığından dahi söz edilmemiş olmasından da açıkça anlaşılmaktadır. Aynı şekilde tanık beyanlarına yer verilmemiş olması da tutanağın gerçekliğini yalanlamaktadır.

7-)22.08.2020 tarihinde, kurum mevzuatına göre denetim yapma konusunda yetkilendirilmemiş kişiler tarafından müvekkilin hiçbir itiraz ve beyanlarına yer verilmeksizin, hukuken kabul edilebilir hiçbir delil ortaya konulmaksızın, araştırılmaksızın ,sorgulanmaksızın bir tutanak tanzim edilmiştir. Polis tarafından tek taraflı beyanlar ile tanzim olunan, kötüniyetli olarak müvekkilin alkollü içki satışı yaptığı bile yazılmayan çelişkili düzenlenen bir tutanağa dayanarak, tek taraflı bir beyan ile müvekkile verilen fahiş para cezasının kabulü mümkün olmayıp, görevli ve yetkili olmayan kişilerce ,sadece gerçek dışı kendi beyanları ile kesilen para cezasının iptali gerekmektedir.

😎 Müvekkilin yetkilisi olduğu işyerinin ticari kayıtları, kasa fişleri, faturaları, defter ve belgeleri ile satış raporları incelendiğinde belirtilen saatler arasında herhangi bir alkollü içki satışına dair hiçbir kayıt veya belge bulunmamakta olduğu kolaylıkla ortaya konulabileceği ve kanıtlanabileceği gibi, 23.09.2020 tarihli tutulan tutanakta kime ne şekilde ve surette alkol satışı yapıldığına dair hiçbir belge ve bilginin olmaması da haklılığımızı ortaya koymakta, iddia sahipleri iddialarını ispatlayamazken müvekkilin suçsuzluğunun karinesi olmaktadır.

9-) Yetkisi dahi olmayan kolluk tarafından (arama, elkoyma) tüm bu beyanlar incelenmeksizin, dikkate almaksızın düzenlenen işbu tutanak ve idari para cezası usule uygun değildir.

10-) Yukarıda açıkladığımız nedenler ile, alkol satışı yapılmadığı ve tutanakla alkol satışı yapıldığına dair hiçbir delil ve emarenin bulunmamasına rağmen, tek taraflı beyan ve isnatlar içeren, hiçbir itiraz ve savunmanın dahi dikkate alınmadığı bir tutanak ile idari yaptırımda bulunulması hukuka aykırılık içermektedir. Kanunlarda delilerin kesin ve ihtiyari olduğu ortada iken doğruluğu hiçbir şekilde resmi olarak belgelenemeyen bir iddiaya istinaden müvekkil aleyhine tutanak tanzim edilerek cezai işleme konu edilmesi Anayasanın en temel maddelerine ve prensiplerine de aykırılık içermektir. Bahse konu denetim ve uygulamalar ölçülülük ilkesinden uzak, müvekkilin savunma hakkının gözetilmediği, hatta gasp edildiği de dikkate alındığında, müvekkilin ticari hayatını zedeleyerek kesilen idari para cezası hukuki dayanaktan yoksundur.

UYGULANAN PARA CEZASI KANUNA, USULE VE HUKUKA AYKIRI OLDUĞU GİBİ HİÇ BİR ŞEKİLDE DELİLLENDİRİLMEMİŞTİR:

Müvekkilin işyeri ile ilgili denetim yapıldığı, bu denetim kapsamında tutanak tutulduğu ve ilgili mevzuata dair aykırılıklar içerdiği iddiasına dair beyanları kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

11-) Müvekkilin yetkilisi olduğu otelde, 22.08.2020 tarihinde ve sonrasında 4733 sayılı kanunda belirtilen satış belgesi olmadan alkol satış yasağına aykırı bir işlemi söz konusu olmamıştır. Çünkü söz konusu işyerinde alkol satışı yapılmamaktadır. Müvekkil söz konusu … Beach Otel ünvanlı işyerinin kiracısıdır. Müvekkil söz konusu işyerine İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı alabilmek için … Belediyesine başvuruda bulunmuştur. … Belediyesi ise müvekkilin ruhsat başvurusunu yeni malikle uyumlu kira sözleşmesi olmadığından reddetmiştir.

Müvekkil ise … Beach Otel ünvanlı işyerinin kiracısı olduğuna dair elinde kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu mahkeme kararını tanınması gerektiğini yapılan işlemin haksız olduğunu belirterek … 1. İdare Mahkemesi’ne iptal davası açmış ve …. Belediyesi’nin haksız ve hukuka aykırı ruhsat başvurusunun reddine dair işlemi iptal ettirmiştir. (EK -3 …. 1. İdare Mahkemesi 2018/1498 E. 2019/955 K. Sayılı kararı.) Bu süreçte müvekkilin işyeri açma ve çalışma ruhsatı başvurusunu haksız ve hukuka aykırı olarak reddeden … Belediyesi müvekkilin TAPDK belgesi almasını da engellemiştir.

Bu nedenle de müvekkilin işyerinde alkol satışı yapılmamaktadır. Aslında Müvekkilin söz konusu işyeri için TAPDK belgesinin bulunmaması kendi kusurundan değil, …. Belediyesi’nin haksız ve hukuka aykırı işleminden kaynaklanmaktadır.

12-) YUKARIDA ARZ ETTİĞİMİZ HUSUSLAR ÇERÇEVESİNDE, MÜVEKKİLE VERİLEN İDARİ PARA CEZASI, EKTE SUNDUĞUMUZ YARGITAY CEZA GENEL KURULU’NUN 2012/1-1289 Esas- 2013/84 Karar SAYILI 05.03.2013 TARİHLİ İÇTİHATINA DA AÇIKÇA AYKIRIDIR :

“Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

DELİLLER : 23.09.2020 tarihli tutanak, 28.08.2020 tarih ve 220/1972 sayılı idari yaptırım karar tutanağı, Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin 2018/1498 E. 2019/955 K. Sayılı Kararı, işyeri defter, belge ve kayıtları, Tanık beyanları, Yargıtay Kararları, Her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle, yasaya ve hukuka aykırı olarak yetkili ve görevli olmayan kişilerce ve tek bir delil dahi ortaya konulmaksızın (alkol satışı yapıldığına dair hiçbir delilin olmadığı) ve savunma ile tanık beyanlarına başvurulmadan , sadece tutanağı düzenleyenlerin kendi soyut, ispatlanamayan, gerçek dışı beyanlarına itibar edilerek müvekkil aleyhine … KAYMAKAMLIĞI’NIN 28.08.2020 TARİHLİ 220/1972 SAYILI KARARI İLE VERİLEN 15.947,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptaline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı idareden tahsiline karar verilmesini vekaleten saygı ile arz ve talep ederim. 05.10.2020

İdari Para Cezasına İtiraz Eden
Fahrettin ….
Vekili
Av. Salih BİROL
e-imzalıdır


EKLERİ: 1- 23.09.2020 tarihli tutanak,
2- 28.08.2020 tarih ve 220/1972 sayılı idari yaptırım karar tutanağı,
3- …  1. İdare Mahkemesi’nin 2018/1498 E. 2019/955 K. Sayılı Kararı
4- Vekaletname

 

Ayıplı Araç İhtarname Örneği 

 

İhtar Eden                 : Hasan  …… – Seyhan/ADANA

Vekili                         : Av. Salih BİROL – T. Cemal Beriker Bulv. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

Muhatap                    : … ….

Konu                   : …. ….  plakalı ayıplı araç için yapılan satış sözleşmesinden dönme ve söz konusu aracın iadesi talebimizden ibarettir.

Açıklamalar              :

Müvekkil ile aranızda 27/10/2020 tarihinde …. …. plakalı chevrolet marka ….. motor, ……. şasi no’lu araç için noter huzurunda satış sözleşmesi yapılmıştır. Kendisini abiniz olarak tanıtarak aracı ilana koyan …. …. ile satıcı taraf olarak satılanda bildirdiğiniz nitelikler bulunmamaktadır. Söz konusu aracın nitelik ve/veya niceliğini etkileyen, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcı müvekkilin beklediği faydaları ortadan kaldıran ve önemli ölçüde azaltan maddi, ekonomik ayıplar bulunmaktadır.

Aracın satışı için facebook üzerinden verdiğiniz ilanda “Kaporta bilgisi 28.09.2020 expertiz yapılarak fotoğraflara eklendi harici hatasız ve tramer kaydı olmadığı” belirtilmişse de müvekkil aracı bakıma götürdüğünde satış ilanına koymuş olduğunuz expertiz raporunun gerçeği yansıtmadığı ve araçta gizli ayıpların bulunduğu tespit edilmiştir. Satış sözleşmesi sırasında ve öncesinde bildirilmeyen araçta travers’in sol tarafı kırık ve arka iki disk değişmeli olduğu, sol marşpiyel işlemli ve sol şasede darbe izi mevcut olduğu, sol ön şase’nin işlemli olduğu, sol üst direğin işlemli olduğu, ön kaputun yarısının boyalı ve sol kapılarda lokal boya olduğu, müvekkilin yaptırmış olduğu eksper raporunda ortaya çıkmıştır.

Travers kırığının tamirinin çok külfetli bir işlem olduğu ve düzeltilmesinin de neredeyse imkansız olduğu, aracın aslında belirttiğiniz şekilde ve satış ilanındaki gibi olmadığı, büyük bir kazaya karışmış olabileceği öyle ki şase, direk ve travers’in dahi işlemli olduğu, her ne kadar tramer bilgisinde görülmese de ağır bir kazaya karıştığı sabit olduğundan müvekkil 6098 sayılı yasanın kendisine tanıdığı seçimlik hakkını kullanmak üzere tarafınıza bildirime zorunluluğu doğmuştur.

Yukarıda bahsettiğimiz hukuki uyuşmazlık neticesinde genel olarak 6098 S. BK. özel olarak ise 6502 S. TKHK. Gereğince diğer seçimlik haklarımızı saklı tutarak satılanı geri vermeye hazır olduğumuzu ve sözleşmeden dönme irademizi iş bu ihtarname ile tarafınıza iletiyoruz. 

İhtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde müvekkil tarafından ödenen 90.000,00 TL’lik araç bedeli, araç ve iş bu hukuki süreç için yapılan sair masrafların, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizlerinin müvekkile ödenmesi ile birlikte aracın tarafınıza iadesini talep etmekteyiz. Aksi takdirde yasal yollara başvuracağımızı, bu uğurda yapılacak tüm masrafların tarafınıza yükletileceğini, suç teşkil edebileceğini düşündüğümüz hal için 5207 S. TCK. – 5271 S. CMK. kapsamında şikayette bulunacağımızı vekaleten bildiriyoruz. 03.11.2020

İhtar Eden Vekili

Av. Salih BİROL

SAYIN NOTER;

Üç nüshadan ibaret iş bu ihtarnamenin bir nüshasının muhataba aps ile tebliğini, tebliğ şerhini taşıyan bir nüshasının tarafıma verilmesini diğer nüshasının tarafınızca muhafaza edilmesini arz ve talep ederim.03.11.2020

 

İhtar Eden Vekili

Av. Salih BİROL

 

EK; Vekaletname sureti

 

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır ve süresi nedir?- Ceza Hukuku

USUL YÖNÜNDEN

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (5271 S. K. m. 273)

Hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir. (5271 S. K. m. 277)

ESAS YÖNÜNDEN

İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. (5271 S. K. m. 272)

Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (5271 S. K. m. 272)

Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. (5271 S. K. m. 272)

Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz. (5271 S. K. m. 273)

Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. (5271 S. K. m. 274)

Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. (5271 S. K. m. 275)

İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.(5271 S. K. m. 283)

 

İstinaf Başvurusuna Cevap Dilekçesi – Ceza

 

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

Sunulmak Üzere

ADANA …  CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE,

 

CEVAP VEREN MAĞDUR/MÜŞTEKİ  :

VEKİLİ                                                   :

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN SANIK :

MÜDAFİİ                                                    :

TALEBİN KONUSU                                  : (…)Ceza Mahkemesi’ nin … Tarih, … Esas, … Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusuna cevaplarımızdan ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ                                       : …/…/…

KARARIN ÖZETİ                                     : Sanık … hakkında, kasten öldürme suçuna ilişkin olarak ……. Ceza Mahkemesi’nde …/…/… tarihinde dava açılmış ve mahkemenin …/… E. …/… K. sayılı kararıyla sanık hakkında … yıl … ay hapis cezasına …/…/.. tarihinde hükmedilmiştir.

İSTİNAFA BAŞVURUYA CEVAPLAR;

A) USUL YÖNÜNDEN : 

Sanık istinaf başvurusunda “Tanık listemizde de ismiyle adresi yer almakta olan tanık … …’nın …/…/… tarihli duruşmada ifadesine başvurulmasına karar verilmesine rağmen sonraki duruşmalarda tanığın ifadesine başvurulmadığı” şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Ancak ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere; tanık Ahmet’ in olay ve duruşma tarihinde yurt dışında olduğu, bu suretle de duruşmaya katılmadığı pasaportta yer alan giriş çıkış tarihleri (EK-1) ile sabittir.

Esaslı işlemlerin yapıldığı …/…/… tarihli duruşma tutanağının bir, iki ve 3. sayfalarının zabıt katibi tarafından imzalanmaması mahallinde düzeltilebilir ve mahkeme kararının güvenilirliğini zedeleyecek nitelikte bir eksiklik olmadığından bu anlamda da istinaf başvurusunun reddine karar verilmelidir.

B) ESAS YÖNÜNDEN :

Müvekkilimizin babasının sanığa elindeki bıçakla saldırdığı iddiası, birinci derece mahkemesi nezdinde de araştırılmış ve incelenen olay yeri kamera kayıtlarında (EK-2) sanığın maktule bıçak doğrultarak koştuğu sabittir. Sanığın Sayın Mahkemeye sunduğu istinaf dilekçesinde yer alan haksız tahrik hükümleri talebi hukuki dayanaktan yoksundur. Bu anlamda istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmektedir.

Müvekkilimizin babasının sanık tarafından ağır bir şekilde ve öldürme kastı ile yaraladıktan saatler sonra, sanık tarafından hastaneye götürülmesi durumunun daha az cezaya hükmedilmesi açısından ise, eylemin yaşamsal bütünlüğe karşı suçlardan olması dolayısıyla kanunen mümkün değildir. Bu anlamda birinci derece mahkemesi kararı hukuka uygundur.

HUKUKİ NEDENLER: 5271 S. K. m. 219, 280 – 5237 S. K. m. 29.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • Mahalli mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle sanığın istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini,
  • Kötü niyetle istinafa başvuran karşı tarafın giderlere ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini, arz ve talep ederiz.

EKLER:

  • Tanık …’ın ülkede olmadığına dair pasaport kayıtları
  • Kamera kayıtları

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

   MAĞDUR/MÜŞTEKİ VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır – Hukuk Davaları

 

***ÖNEMLİ UYARI: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 03.03.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı içtihadına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hakimin ispat yükü kendisine düşen tarafa yemin teklifinde bulunma hakkını hatırlatamayacağına karar verilmiş olup, dilekçe örneğini hazırlarken bu hususu dikkate almanızı hatırlatmak isteriz.

İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (6100 S. K. m. 341)

İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır. (6100 S. K. m. 342)

İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, 346.  maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır. (6100 S. K. m. 344)

İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir. (6100 S. K. m. 347)

İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (6100 S. K. m. 350)

İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır. (6100 S. K. m. 351)

 

İstinaf Başvurusuna Cevap Dilekçesi – Hukuk

 

ADANA …… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’NE

Sunulmak Üzere

ADANA ….. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’ NE;

CEVAP VEREN DAVALI :

VEKİLİ                             :

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI:

VEKİLİ                             :

TALEBİN KONUSU        :(…)Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin … Tarih, … Esas, … Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusuna cevaplarımızdan ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ        : …/…/…

KARARIN ÖZETİ :(…)Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “davalının başka biriyle resmi nikah yapmış olması davacıların iç huzurunu bozacak, onların kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir olgu değildir. Şu durumda davacılar yönünden manevi tazminat isteminin tümden reddine ilişkin karar.

CEVAPLAR :

Davacı ile müvekkilimiz resmi nikah olmaksızın 10 yıl süre ile birliktelik yaşamış ve bu nikahsız birleşmeden iki ortak çocukları dünyaya gelmiştir. Davacı dava tarihi itibariyle 35 yaşında olup; birliktelik tarihi itibariyle de 25 yaşında ve reşittir. TMK 124 ve devamı maddelerinde resmi evlilik tanımlanmış olup, reşit olan davacının nikahsız birlikteliğe razı olduğunun kabulü gerekir.

Birlikteliğin 10 yıl kadar devam ettiği ve iki çocuklarının da dünyaya geldiği düşünüldüğünde, davacının uzun süre bu haksızlığa razı olup ve hatta taraf olduğu anlaşılmaktadır.

Birinci derece mahkemesi olan (…)Asliye Hukuk Mahkemesinin; “Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan eksilmedir. Hukukun yasakladığı birlikteliğe razı olan ve taraf olan davacının manevi zararının olduğundan söz edilemez.” ve “Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK.’nın 24. maddesi ile BK’nun 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nun 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nun 49. maddesi uygulanır. TMK’nın 24. ve BK’nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çerçevelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.” şeklindeki hükümlerden de anlaşıldığı üzere davacının tazminat isteminin reddi hukuka uygundur.

Müvekkilimizin başka biriyle resmi nikah yapmış olmasının davacı küçüklerin iç huzurunu bozacak, onların kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir olgu değildir. Şu durumda yerel mahkemece, çocuklar yönünden manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi de hukuka uygundur.

Olay nedeni ile davacıların tazminat istemlerinin reddi son derece isabetlidir. Davacıların bu anlamda itirazı haksız ve yersizdir.

İSTEM SONUCU     :Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • Mahalli mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesine,
  • Vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine,
  • Kötüniyetle istinafa başvuran karşı tarafın 329. madde gereğince giderlere ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini, arz ve talep ederiz.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

DAVALI/DAVALILAR VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır – İdare Hukuku

USUL YÖNÜNDEN;

Dilekçelerde;

  1. Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  2. Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
  3. Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
  4. Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
  5. Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir (2577 S. K. m. 3)

Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. (2577 S. K. m. 26)

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur. (2577 S. K. m. 3)

İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.(2577 S. K. m. 45)

İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında  yeniden  bir  karar  verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.(2577 S. K. m. 45)

İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.(2577 S. K. m. 45)

İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.(2577 S. K. m. 45)

ESAS YÖNÜNDEN;

Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. (2577 S. K. m. 27)

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar yeterince açık değilse, yahut birbirine aykırı hüküm fıkralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın açıklanmasını veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2577 S. K. m. 29)

Danıştay ve bölge idare mahkemesince görev ve yetki uyuşmazlıkları ile ilgili olarak verilen kararlar kesindir. (2577 S. K. m. 43)

Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (2577 S. K. m. 52)

Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.(2577 S. K. m. 52).

Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.(2577 S. K. m. 52).

 

İstinaf Başvurusuna Cevap Dilekçesi – İdare Hukuku

 

ADANA …… BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

Sunulmak Üzere

ADANA … İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

 

CEVAP VEREN DAVALI                         :                                                                        

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI/DAVACILAR:        

VEKİLİ                                                         :

TALEBİN KONUSU                                   :Davacı…’nın …İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K.   sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusuna cevaplarımızdan ibarettir.

İSTİNAF DİLEKÇESİ TEBLİĞ TARİHİ  : …/…/…

KARARIN ÖZETİ                                       :Davacı… müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini talep etmiş …İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K.   sayılı kararı ile davacının talebi reddedilmiştir.

CEVAPLAR VE AÇIKLAMALAR           :       

1- Davacı … müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini istemiş … İdare Mahkemesi’nce red kararı verilmiştir.

2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/G maddesinde; memurun brüt aylığından 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasını gerektiren eylem ve durumlar aynı Kanunun 125/B maddesinde ise eylemin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasını gerektiren eylem ve durumlar sayılmış, Kanunun <Uygulama> başlıklı 132. maddesinin 4. fıkrasında, kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilenlerin, valilik, büyükelçilik, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamayacakları öngörülmüştür. Böylece, Kanun ile aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesini durdurma cezası alanların atanamayacakları görevler sayılmıştır.

3- Davacı …. Müsteşar yardımcılığı yaptığı dönem ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu (EK-1) uyarınca, davacıya uyarma ve kınama cezası verilerek ayrıca, kuruma iş yapan bir müteahhide cep telefonu ve hattı aldırdığı, kuruma bağış yapılan bu telefon ve hattı kendi ihtiyaçları için kullandığı gerekçesiyle 1/15 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir.

4- 657 sayılı Kanun’un yukarıda açıklanan 132. maddesinde; aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların atanamayacakları görevler arasında müsteşar yardımcılığı görevi sayıldığına göre, müsteşar yardımcılığı görevi için aranan koşullardan birini yitirdiği açıktır. Davacının almış olduğu disiplin cezalarına konu eylemleri 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi uyarınca davacının müsteşar yardımcılığı görevinden alınmasını gerektirir nitelikte eylemler olduğundan İdare mahkemesinin …/…/…. Gün ve …/… E. …/… K.   sayılı kararının kaldırılarak esas hakkında hukuka uygun bir karar verilmesi istemi yersiz olup istinaf talebinin reddi gerekmektedir.

DAYANILAN DELİLLER                         :

  • …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu

İSTEM SONUCU  :Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • İdare mahkemesinin …/…/…. Gün ve …/… E. …/… K.   sayılı kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesine,
  • Vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine, arz ve talep ederiz.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

DAVALI/DAVALILAR VEKİLİ

Av. Salih BİROL

EKLER:

  • …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu

 

Temyiz ( Yargıtay ) Kanun Yoluna Başvuru Nasıl Yapılır? – İdare Hukuku

USUL YÖNÜNDEN;

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (2577 S. K. m. 48)

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştay’ ın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir. (2577 S. K. m. 48)

Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir. (2577 S. K. m. 4)

Temyiz istemleri Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeler ile yapılır.(2577 S. K. m. 48)

Temyiz dilekçelerinin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmesi gereklidir, düzenlenmemiş ise eksikliklerin on beş gün içinde tamamlatılması hususu, kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesince ilgiliye tebliğ olunur. Bu sürede eksiklikler tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına Danıştay veya bölge idare mahkemesince karar verilir. (2577 S. K. m. 48)

ESAS YÖNÜNDEN;

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarıyla bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında vermiş oldukları kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa bile Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

  1. Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  2. Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
  3. Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  4. Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  5. Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.
  6. İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.
  7. Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  8. Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.
  9. Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.
  10. Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
  11. 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
  12. 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  13. 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  14. Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar. (2577 S. K. m. 46)

Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer. (2577 S. K. m. 48)

Kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesi, cevap dilekçesi verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak, Danıştaya veya kurula gönderir. (2577 S. K. m. 48)

Yürütmenin durdurulması isteği bulunan temyiz dilekçeleri, karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya ile birlikte, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmek üzere kararı veren bölge idare mahkemesince Danıştay Başkanlığına, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, görevli dairece konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilir. Danıştayda görevli daire veya kurul tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildikten sonra tebligat bu daire veya kurulca yapılarak dosya tekemmül ettirilir. (2577 S. K. m. 48)

Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. (2577 S. K. m. 27)

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (2577 S. K. m. 28)

Görevsizlik sebebiyle gönderilen dosyalarda Danıştay, davayı görevi içinde görmezse dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. (2577 S. K. m. 43)

Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (2577 S. K. m. 52)

Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.(2577 S. K. m. 52).

Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.(2577 S. K. m. 52).

İstinaf Başvurusuna Cevap Veren ve Katılma Yoluyla Temyize Başvuru Dilekçesi  – İdare Hukuku

 

… DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’ NA

Sunulmak Üzere

…… BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

 

CEVAP VEREN ve KATILMA YOLUYLA TEMYİZ BAŞVURUSUNDA BULUNAN DAVALI                                                 :

VEKİLİ                                                  :          

ASIL TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI:

VEKİLİ                                                  :

TALEBİN KONUSU                            : (…) İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K. sayılı kararının (…) Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenmesi sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararına karşı temyiz kanun yolu başvurusuna cevaplarımız ve katılma yolu ile temyiz kanun yoluna başvurma talebimizden ibarettir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ

ÖZETİ                                                 : Davacı… müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini talep etmiş …İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K.   sayılı kararı ile davacının işlemin iptali talebi kabul edilmiş ancak manevi tazminat talebi reddedilmiştir.

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARININ

ÖZETİ                                                         : Başvurunun esastan reddi      

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ                     : …/…/…

TEMYİZ DİLEKÇESİ TEBLİĞ TARİHİ : …/…/…

CEVAPLAR  VE AÇIKLAMALAR          :

1- Davacı … müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini istemiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. … İdare Mahkemesi’nce davacının ilgili müsteşar yardımcılığı görevine iade edilmesine manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/G maddesinde; memurun brüt aylığından 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasını gerektiren eylem ve durumlar aynı Kanunun 125/B maddesinde ise eylemin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasını gerektiren eylem ve durumlar sayılmış, Kanunun <Uygulama> başlıklı 132. maddesinin 4. fıkrasında, kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilenlerin, valilik, büyükelçilik, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamayacakları öngörülmüştür. Böylece, Kanun ile aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesini durdurma cezası alanların atanamayacakları görevler sayılmıştır.

3- Davacı …. Müsteşar yardımcılığı yaptığı dönem ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu uyarınca, davacıya uyarma ve kınama cezası verilerek ayrıca, kuruma iş yapan bir müteahhide cep telefonu ve hattı aldırdığı, kuruma bağış yapılan bu telefon ve hattı kendi ihtiyaçları için kullandığı gerekçesiyle 1/15 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir.

4- 657 sayılı Kanun’un yukarıda açıklanan 132. maddesinde; aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların atanamayacakları görevler arasında müsteşar yardımcılığı görevi sayıldığına göre, müsteşar yardımcılığı görevi için aranan koşullardan birini yitirdiği açıktır. Davacının almış olduğu disiplin cezalarına konu eylemleri 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi uyarınca davacının müsteşar yardımcılığı görevinden alınmasını gerektirir nitelikte eylemler olduğundan söz konusu kanun maddeleri gözetilmeksizin verilen İdare mahkemesinin …/…/…. Gün ve …/… E. …/… K.   sayılı kararının kaldırılarak esas hakkında hukuka uygun bir karar verilmesi gerekirken istinaf başvurunun esastan reddi hukuka aykırıdır.

DAYANILAN DELİLLER :

  • …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu

İSTEM SONUCU     :Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • (…) Bölge İdare Mahkemesi’ nin … Tarih, … Esas, … Karar sayılı kararına karşı davacının temyiz kanun yolu başvurusuna katılma talebimizin kabulüne,
  • (…) Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen red kararının usul ve yasaya aykırı hususlarının belirttiğim sebep ve gerekçelerle müvekkilimiz lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.

TEMYİZ YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

KATILMA YOLUYLA TEMYİZ YOLUNA BAŞVURAN

DAVALI VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

 

İcranın Geri Bırakılması Kararı Getirene Kadar Süre Verilmesi İstemi

İlama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmi bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir (2004 S. K. m. 36).

Borçlu, Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur (2004 S. K. m. 36).

Ücreti ilgililer tarafından verilirse bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından icranın geri bırakılması hakkındaki karar icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir (2004 S. K. m. 36).

Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez (2004 S. K. m. 36).

Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtay tarafından hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine mahkemece kesin olarak karar verilir (2004 S. K. m. 36).

Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtay’tarafından hükmün onanması halinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır (2004 S. K. m. 36).

İcranın Geri Bırakılması Kararı İçin Süre Verilmesi Dilekçesi (İstinaf) -1

ADANA …  İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

DOSYA NO                                      : …../….. E.

BORÇLU                                          :

VEKİLİ                                             :

ALACAKLI                                      :

KONU                                              : Bölge Adliye Mahkemesi’nden İcranın Geri Bırakılması Kararı Getirene Kadar Süre Verilmesi İstemi.

AÇIKLAMALAR                             :1-)  Alacaklı …’nin müvekkilimiz … aleyhine açmış olduğu …TL.’lik alacak davası sonunda … Mahkemesi’nin …/…/… Tarih, …/…E. ve …/…K. sayılı kararıyla kısmen kabul kararı verilmiş, …. TL ‘nin müvekkilimizden tahsiline hükmedilmiştir. Alacaklı … söz konusu ilamı icraya koymuş ve …İcra Müdürlüğü’nün …/…E. sayılı takip dosyasından müvekkilime icra emri gönderilmiş; müvekkilimizin borç miktarına yetecek kadar malı da haczedilmiş bulunmaktadır.

2-) Müvekkilimiz adına ….. Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf yoluna başvurulmuş olup istinaf sonucu çok yakın bir tarihte açıklanacaktır. İlam için istinafa başvurulduğuna ilişkin belge ekte yer almaktadır.

3-) Bu itibarla, …. Bölge Adliye Mahkemesi’nden icranın geri bırakılması kararı getirilene kadar İİK. m. 36 uyarınca süre verilmesine ilişkin talepte bulunmak zorunlu hale gelmiştir.

SONUÇ VE İSTEM                         : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, …. Bölge Adliye Mahkemesi’nden icranın geri bırakılması kararı getirene kadar İİK. m. 36 uyarınca süre verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/…/…

Borçlu Vekili

                                                                                                              Av. Salih BİROL                                                                                                                                                                                                                                                               

 

İcranın Geri Bırakılması Kararı İçin Süre Verilmesi Dilekçesi (İlamlı Takipte) Yargıtay 

 ADANA …  İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

DOSYA NO                                      : …/…. E.

BORÇLU                                          :

VEKİLİ                                             :

ALACAKLI                                      :

KONU                                             : Yargıtay’dan İcranın Geri Bırakılması Kararı Getirene Kadar Süre Verilmesi İstemi.

AÇIKLAMALAR                             :

1-)  Alacaklı …’nin müvekkilim … aleyhine açmış olduğu …TL.’lik alacak davası sonunda … Hukuk Hakimliği …/…/… Tarih, …/…E. ve …/…K. sayılı kararıyla alacaklı lehinde karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi incelemesi sonucunda dosya Yargıtay’a taşınmış durumdadır. İlamın temyizine ilişkin belge ekte yer almaktadır.

2-) Alacaklı … söz konusu ilamı icraya koymuş ve …İcra Müdürlüğü’nün …/…E. sayılı takip dosyasından müvekkilimize icra emri gönderilmiştir.

3-) Müvekkilimizin mal beyanı üzerine söz konusu borç miktarına yetecek kadar malı da haczedilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay’dan icranın geri bırakılması kararı getirilene kadar İİK. m. 36 uyarınca süre verilmesine ilişkin talepte bulunmak zorunlu hale gelmiştir.

SONUÇ VE İSTEM                         : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, Yargıtay’dan icranın geri bırakılması kararı getirene kadar İİK. m. 36 uyarınca süre verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/…/…

Borçlu Vekili

      Av. Salih BİROL

 

İcranın İadesi İstemi Nedir Usulü?


Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur (2004 S. K. m. 40).


Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur (2004 S. K. m. 40).

Üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelmez (2004 S. K. m. 40).

 

İcranın İadesi İstemi (İstinaf Mahkemesi Kararı Gereğince) -1

ADANA ….. İCRA  MÜDÜRLÜĞÜ’NE    

DOSYA NO                    : …./…. E.

BORÇLU                        :      

VEKİLİ                          :       

ALACAKLI                   :       

KONU                             :  İİK. Madde 40’a göre icra işlemlerinin durdurulması talebimizdir.

AÇIKLAMALAR          :

1-) Müvekkilimiz aleyhine ……. Mahkemesi’nde açılan …. davası sonucunda, müvekkilimiz aleyhine karar çıkmış ve … TL’ nin müvekkilimizden tahsiline karar verilmiştir. İlam, karşı tarafça Müdürlüğünüzün …/…. Esas nosu ile icraya konmuş ve icra emri …/…/… tarihinde müvekkilimize ulaşmıştır.

2-) İlgili dosyayla ilgili tarafımızca yapılan istinaf başvurusu ….. Bölge Adliye Mahkemesi’nin …/… E. …/… K. (EK 1) sayılı ilamı ile yerinde görülmüş ve yerel mahkemenin kararı bozulmuş olup kesinleşen karar çerçevesinde icra işlemlerinin durdurulması gerekmektedir.

TALEP SONUCU            :Açıklanan nedenler dahilinde İİK. m. 40’a göre icra işlemlerinin durdurulması için gereğinin yapılmasını talep ederiz.

BORÇLU VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

İcranın İadesi İstemi ( Yargıtay Kararı Gereğince) -2

ADANA …….  İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

DOSYA NO                                      : …/…. E.

TALEP EDEN                                  :

VEKİLİ                                             :

KARŞI TARAF                                :

KONU                                               : İcranın İadesi İstemimizdir.

AÇIKLAMALAR                             :

1-) Müvekkilim …’in, … caddesi üzerinde bir kafeteryası vardır. Kafeteryanın içi tamamıyla …’dan özel olarak getirtilen halılarla ile kaplatılmıştır.

2-) Davalı … , Türkiye-Yunanistan milli maçını kafeteryada seyrederken müvekkilimin çalıştırdığı garsonlardan birisinin davalının üzerine kahve dökmesi sonucu davalı zarar görmüştür. Bunun üzerine davalının açmış olduğu davada müvekkilim …TL. tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. Bu karar derhal davalı tarafından icraya koyulmuş ve müvekkilim davalıya bu tazminatı ödemiştir.

3-)  … Bölge Adliye Mahkemesi’nin …/… E. …/… K. sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunsa da; müvekkilim davayı temyiz etmiş ve temyiz talebi üçüncü kişinin kusuru nedeniyle lehe bozulmuştur. İlk derece mahkemesi bozma kararına uyarak müvekkilimin lehine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.

4-) Bu durumda davalının müvekkilimden icra yoluyla tahsil etmiş olduğu …TL.’nin iadesi gerekmektedir. Bu nedenle, talepte bulunmak zorunlu hale gelmiştir.

HUKUKİ NEDENLER           : 2004 S. K. m. 40 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER             : İcra dosyası, mahkeme dosyası ve diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla talebimizin kabulü ile müvekkilimin daha önce ödemiş bulunduğu xx TL.’nin müvekkilime ödenmesi amacıyla karşı tarafa müzekkere yazılmasını ve söz konusu meblağın tahsilatı için gereğinin yapılmasına, karar verilmesini saygıyla talep ederiz.  x/x/x

Talep Eden Vekili

             Av. Salih BİROL

 

 

İcra Edilebilirlik Şerhi Yetkili Mahkeme

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK

KANUNU YÖNETMELİĞİ

Tarafların anlaşması

MADDE 21 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde, bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.

(2) Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.

(3) Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, çekişmesiz yargıya ilişkin yetki hükümleri yanında arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir.

(4) Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir.

İcra Edilebilirlik Şerhi İstemi Dilekçesi (Arabuluculuk)

……….’ HAKİMLİĞİ’NE

ŞERH TALEBİNDE

BULUNAN  

:

……….

VEKİLİ

 

:

……….

KARŞI TARAF

 

:

……….

KONU

:

İcra edilebilirlik şerhi isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1-) Müvekkilimiz ile karşı taraf arasında yapılan arabuluculuk müzakereleri sonucunda …./…./…. tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalanmış; ancak karşı taraf arabuluculuk anlaşması gereği üzerine düşen edimi yerine getirmemiş ve borçlarını ödememiştir.

2-) Karşı tarafın, müvekkilimize olan borçları ödememesi sebebi ile ekte yer alan …/…/… tarihli arabuluculuk anlaşmasının icra edilebilir olduğunun şerhi verilmesi amacıyla Mahkemenize başvurulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıklanan nedenlerle; ekte yer alan …/…/… tarihli arabuluculuk anlaşması bakımınadan dosya üzerinden inceleme yapılarak icra edilebilirlik şerhi konulmasını müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  ……….

EKLER: 1-) Arabuluculuk anlaşma tutanağı örneği

                 2-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

 

                                                                  TALEPTE BULUNAN VEKİLİ                                                                                                             Av. Salih BİROL

 

İcra Edilebilirlik Şerhi Tensip Zaptı (Arabuluculuk) -1

T.C.

……….

ESAS NO     

:

……….

HAKİM

:

 

KATİP

:

 

İCRA EDİLEBİLİRLİK ŞERHİ TALEP EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

TALEP

:

……….

TALEP TARİHİ

:

……….

Mahkememize tevzi bürosunca tevzi yolu ile gelip esasa kayıt edilen İcra edilebilirlik şerhine ilişkin;           

İcra edilebilirlik şerhi talep yazısı ve ekleri incelendi;    

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:     

1- Talebe konu arabuluculuk anlaşma tutanağı taraflarının yetkili kişilerce temsil edildiği, Avukatın yetkili vekil olduğu, görüşmeleri yürüten ve arabuluculuk anlaşma tutanağını tanzim eden arabulucunun Arabuluculuk Daire Başkanlığı nezdinde tutulan arabulucular siciline kayıtlı resmi arabulucu olduğu, mahkememizin iş bu olay ile ilgili olarak görevli ve yetkili olduğu, maktu harcın yatırılmış olduğu, şerh verilmesi istenen ve çözüme ulaşan uyuşmazlık konusunun arabuluculuğa başvurulabilecek ve bu yolla çözümlenebilecek uyuşmazlık olduğu varılan çözümün icra edilebilir olduğu anlaşıldı.          

(Protokolün belli hükümleri için icra edilebilirlik talebi durumunda bu hükümlerin icra edilebilir olduğu yazılacaktır).

Dosya kapsamı tümüyle incelenerek Talebin Kabulüne ,  ….. tarihli Arabuluculuk antlaşmasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18. Maddesinin 3. fıkrasında belirtildiği üzere antlaşmanın içeriğinin Arabuluculuğa ve Cebri İcraya elverişli olduğu anlaşıldığından, uzlaşma belgesine İcra Edilebilirlik Şerhinin VERİLMESİNE,

Dair, aşağıdaki hükmün kurulması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

HÜKÜM;

  1. Talebin Kabulüne,  ….. tarihli Arabuluculuk antlaşmasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18. maddesinin 3. fıkrasında belirtildiği üzere; Arabuluculuğa ve Cebri İcraya elverişli olduğu anlaşıldığından, arabuluculuk anlaşma tutanağına  İcra Edilebilirlik Şerhinin VERİLMESİNE, 
  2. Harç alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 
  3. Yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

Dair dosya üzerinden verilen karar tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde ( Sulh hukuk Mahkemesinde, İş Mahkemesinde  Tefhim veya tebliğden   itibaren  8 gün, İcra Mahkemelerinde Tefhimden itibaren  10 gün) …….. ……… yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip                                                                                                           Hakim                                                                                                      

İcra Edilebilirlik Şerhi Tensip Zaptı (Arabuluculuk) – 2

T.C.

……….

ESAS NO     

:

……….

HAKİM

:

 

KATİP

:

 

İCRA EDİLEBİLİRLİK ŞERHİ TALEP EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

TALEP

:

……….

TALEP TARİHİ

:

……….

Mahkememize tevzi bürosunca tevzi yolu ile gelip esasa kayıt edilen İcra edilebilirlik şerhine ilişkin;           

İcra edilebilirlik şerhi talep yazısı ve ekleri incelendi;           

Dosya incelendi.            

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:     

  1. Talebin Kabulüne ,  ….. tarihli Arabuluculuk antlaşmasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen antlaşmanın içeriğinin Arabuluculuğa ve Cebri İcraya elverişli olduğu anlaşıldığından, antlaşma belgesine İcra Edilebilirlik Şerhinin VERİLMESİNE
  2. Harç alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 
  3. Yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,            

Dair dosya üzerinden verilen karar tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde ……….. …….  yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip                                                                                              Hakim

 

İş Sözleşmesinin Feshi İhtarname Örneği

Süresi belirli olsa veyahut belirli olmasa da işçi, aşağıda yazılan hallerde iş sözleşmesini sürenin bitim tarihinden evvel veya bildirim süresini beklemeden feshedebilir.

İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkı

1. Sağlık sebepleri:

a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.

b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.

2. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.

3. Zorlayıcı sebepler:

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. (4857 S. K. m. 24)

Derhal fesih hakkını kullanma süresi

24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.

Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. (4857 S. K. m. 26)

BKNZ.

  • 9. HD. 2009/5216 E. 2011/3902 K.
  • 9. HD. 2008/37500 E. 2010/31544 K.
  • 9. HD. 2007/26159 E. 2008/33763 K.

İş Sözleşmesinin İşçi Tarafından Haklı Nedenle Feshi İhtarname Örneği

İHTARNAME

İHTAR EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

İHTAR EDİLEN

:

……….

KONU

:

4857 Sayılı İş Kanunun 24/II-d bendi gereğince iş sözleşmesinin feshi ve bu fesih sonucunda iş sözleşmesinden kaynaklanan ücretlerin ödenmesi istemidir.

AÇIKLAMALAR   :

1) Müvekkilimiz …/ …/ … tarihinde … sicil numarası ile işyerinizin ….. bölümünde işe başlamış ve yaklaşık … yıl/ay/gün … olarak çalışmıştır.

2) Müvekkilimiz çalıştığı süre boyunca, ….. bölümünün şefi olan ….. ……’ den cinsel amaçlı sözlere ve hareketlere maruz kalmıştır. Yaşanan üzücü olaylar neticesinde …/…/… tarihinde müvekkilim bizzat tarafınız ile yaptığı görüşmede sıkıntılı durumu size bildirmiş olmasına rağmen tarafınızca bu konuda şimdiye kadar herhangi bir önlem alınmamıştır.

3) 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 24. maddesinin II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri bölümünün d bendinde;

“İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa,

Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir”

düzenlemesi yer almaktadır.

4) Tarafınıza yapılan bildirime karşın gerekli yükümlülüklerinin yerine getirilmeyip önlemlerin alınmaması sebebiyle ilgili yasa çerçevesinde işverenin iyiniyet ve ahlak kurallarına aykırı davranmasından ötürü, müvekkilimin iş sözleşmesinin feshini ihtaren bildiriyor; iş sözleşmesinin feshi sonucu doğmuş olan kıdem tazminatı alacağı, maaş ve prim  alacağı, yıllık izin ücreti alacağı vb. alacaklar olmak üzere müvekkilime ait alacakların … gün içinde tarafımıza ödenmesini, aksi halde alacakların tahsili için yasal yollara başvuracağımızı, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin tarafınıza yükleneceğini ihtar ederiz. ……….

İhtar Eden Vekili 

Av. Salih BİROL

İşçi Alacaklarının Ödenmesi İhtarı

İHTARNAME

İHTAR EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

İHTAR EDİLEN

:

……….

KONU

:

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş alacağı, fazla mesai ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, dini ve resmi tatil ücreti alacağı ve sosyal haklardan doğan alacaklarımızın tarafımıza ödenmesine ilişkindir. 

AÇIKLAMALAR   :

1) Müvekkilimiz, tarafınızla …/ …/… tarihinde yapmış  olduğu iş sözleşmesi gereği, ….…  Caddesi  ….. Sokak …. Nolu adresinde bulunan .……. adlı  şirketinizde  .…-TL  ile … görevlisi olarak çalışmaktadır.

2) Şirketiniz tarafından müvekkilimizin iş sözleşmesi haksız, dayanaksız ve tek taraflı olarak …/…/…. tarihinde feshedilmiştir.

3) 4857 sayılı İş Kanunu’ nun 32. maddesinde;

“İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur.”

düzenlemesi yer almaktadır.

4) Yapılan bu haksız fesih nedeniyle  işçi müvekkilimiz …. ….. adına doğmuş olan; kıdem ve ihbar tazminatı alacağımızı, maaş alacağımızı, yıllık izin ücreti alacağımızı, dini ve resmi tatil ücreti alacağımızı, fazla mesai ücreti alacağımızı, sosyal haklardan kaynaklanan (yol, yemek ve asgari geçim indirimi) alacağımızı … gün içinde tarafımıza ödemenizi, aksi takdirde alacakların tahsili için hukuksal yollara başvuracağımızı, ileride açılması muhtemel davalarda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de tarafınıza yükleneceğini ihtaren bildirmekteyiz………..

İhtar Eden Vekili 

Av. Salih BİROL

 

İşçinin İşe Gelmemesi Nedeniyle İşverenin Haklı Nedenle Feshi

İHTARNAME

İHTAR EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

İHTAR EDİLEN

:

……….

KONU

:

İşe gelmemeniz hakkındadır.

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Müvekkilimize ait …. ……/ …… adresinde faaliyetini sürdüren  …………….. ünvanlı işyerinde …/…/… tarihinden beri ………. görevinde çalışmaktasınız ve  …/…/….. , …/…/….. ve …/…/….. tarihlerinde üç iş günü ard arda departman şefinize bilgi vermeksizin işinize gelmediğiniz tutanaklarca tespit edilmiştir.

2-) …/…/…. tarihinde tarafınıza yapılan yazılı bildirimde işe devamsızlığınızı izah edecek haklı ve yasal bir sebebiniz var ise bunu belgeleyen resmi evrakınızı …. gün içinde müvekkilime ait işyerine ibraz etmeniz istendiği halde buna riayet etmediğiniz ve işe gelmemekte kabul edilebilir bir mazeretinizin olmadığı anlaşılmaktadır.

3-) 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 25. maddesinin II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri bölümünün g bendinde;

“İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi halinde,

Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.”

düzenlemesi yer almaktadır.

4-) Açıklanan sebeplerden ötürü, müvekkilimizin tarafınızla …/…/… tarihinde akdettiği iş sözleşmesini feshettiğini tarafınıza ihtaren bildirmekteyiz………..

 

İhtar Eden Vekili

Av. Salih BİROL

Evlenme Nedeniyle İş Akdinin Feshi İhtarnamesi

İHTARNAME

İHTAR EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

İHTAR EDİLEN

:

……….

KONU

:

Müvekkilimizin ../../…. Tarihinde gerçekleştirmiş olduğu evliliği sebebiyle iş sözleşmesinin feshi ve 1475 S. K. m. 14 gereğince kıdem tazminatın ödenmesi istemidir.

AÇIKLAMALAR   :

1-) Müvekkilimiz … …,  … sigorta sicil numarası ile  işyeriniz … Fabrikası’nda  ../../…. Tarihi ile ../../…. Tarihleri arasında çalışmıştır. Çalışması devam ederken  ../../…. Tarihinde ise evlenmiştir.

2-) Müvekkilimiz gerçekleştirmiş olduğu evlilik sonrasında mesaili olarak çalışmakta olduğu işinin aile hayatını etkilemesiyle zor bir sürece girmiştir. İşyeri çalışma sürelerinin aile yaşantısına uymaması nedeniyle müvekkilimizin işyerinizde çalışmaya devam edebilmesine artık olanak kalmamıştır.

3-) Gerçekleştirmiş olduğu evliliğin aile yaşantısını olumsuz etkilemesinden ötürü müvekkilimin iş sözleşmesinin feshini ihtaren bildirir; 1475 S. K. m. 14 gereği iş sözleşmesinin feshi sonucu doğmuş olan kıdem tazminatı alacağının tarafımıza ödenmesini, aksi halde alacakların tahsili için yasal yollara başvuracağımızı, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin tarafınıza yükleneceğini ihtar ederiz. ……….

İhtar Eden Vekili 

Av. Salih BİROL

 

İşe İade Hakkında İhtarname

İHTARNAME

İHTAR EDEN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

İHTAR EDİLEN

:

……….

KONU

:

İşe iade istemimize ilişkindir.

AÇIKLAMALAR   :

1) Müvekkilimiz … …., …/ …/ … tarihinde … sicil numarası ile işyerinizde işe başlamış ve yaklaşık … yıl ……  görevinde çalışmıştır. Müvekkilimiz ile işe başladığı tarihte tarafınızca karşılıklı olarak imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi …/ …/ … tarihinde herhangi bir geçerli hukuki sebep gösterilmeksizin tarafınızca feshedilmiştir. İş sözleşmesine ait fesih ihbarı …/ …/ … tarihinde müvekkilimize tebliğ edilmiştir.

2) Tarafınızca gerçekleştirilen fesih işlemi üzerine, … İş Mahkemesi’nde …../…. E. Sayılı dosyasında açmış bulunduğumuz feshin geçersizliği ve işe iade istemine dair davada, mahkemece; iş sözleşmesinin feshedilmesine dair işlemin iptaline ve müvekkilimizin işe iadesine; işe iadenin gerçekleşmemesi halinde …. aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenmesine karar verilmiştir. Tarafınızca temyiz edilen dosya, Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

3) 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Geçersiz Sebeple Yapılan Feshin Sonuçları” başlıklı 21. maddesinde;

“İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.”

düzenlemesi yer almaktadır.

4) Bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren 1 ay (bir ay) içerisinde müvekkilimizin işine iadesini, iade edilmediği takdirde ihbar ile kıdem tazminatı ve mahkemece hükmedilen …. aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatının ödenmesini ve boşta geçen süre için .… aylık ücret ve haklarının ödenmesini ihtaren bildiriyoruz. ……….

İhtar Eden Vekili

Av. Salih BİROL

 

Ortak Yerde Meydana Gelen Zararın Tahsili Dava Dilekçesi

ADANA ….. SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                           :

VEKİLİ                                             :

DAVALI                                            :

KONU                                               : Taşınmazın ortak yerlerinden olan çatının yalıtımının tüm kat maliklerince karşılanması ve müvekkilimizin su basması nedeniyle uğradığı zararın tazmini isteminden ibarettir.

DAVA DEĞERİ                               :

Ortak Giderlere Katılma Borcu Apartman Giderleri

AÇIKLAMALAR                             :

1-) Müvekkilimiz …, ve davalılar …, … adresindeki ve tapuda … pafta, …. Ada, …. Parselde kain … Apartmanının ortak malikleridir. (EK 1) Müvekkilimin bağımsız bölümünün numarası … , arsa payı …’dır.

2-) …/…/… tarihinde müvekkilimizin evini su basmış olup, söz konusu mezkur olay tüm kat maliklerince ortak yer kabul edilen çatının izolasyonun yeterince sağlıklı yapılmamasından kaynaklanmıştır. Bahse konu olay neticesinde …Mahkemesi’nin …/… esas numaralı dosyasıyla tespit davası açılmış ve söz konusu davada …./…/… tarihli bilirkişi raporunda çatıya ilişkin onarım masraflarının tüm kat maliklerince karşılanması gerektiği belirtilmiştir. (EK 2)

3-) Müvekkilimiz ortak yerlerden olan çatıdaki yalıtım sorunu nedeniyle … TL zarara uğramış olup, hem iş bu zararın tazmini hem de çatının yalıtımı için …./…/… tarihli ihtarname ile tüm kat maliklerine ihtarda bulunmasına rağmen kat malikleri tarafından bugüne kadar hiçbir girişimde bulunulmamıştır. (EK 3) İzah edilen tüm bu nedenlerle dava açılması zorunlu hale gelmiştir.

HUKUKİ NEDENLER                    : 634 S. K. m. 18, 19.

HUKUKİ DELİLLER                      :

  1. Taşınmaza ait tapu kaydı.
  2. ….. Mahkemesi’nin …/…/… tarihli ve …/… sayılı dava dosyası
  3. Müvekkilimiz tarafından tüm kat maliklerine gönderilen …/../… tarihli ihtarname
  4. Bilirkişi incelemesi

SONUÇ VE İSTEM                         : Yukarıda açıkladığımız ve re’sen nazara alınacak nedenlerle, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) 5.000 TL. zararın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte (isteme göre değişebilir) davalı kat maliklerinden tahsiline,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/ …/ …

EKLER                                             :

  1. Taşınmaza ait tapu kaydı.
  2. ….. Mahkemesi’nin …/…/… tarihli ve …/… sayılı dava dosyası
  3. Müvekkilimiz tarafından tüm kat maliklerine gönderilen …/../… tarihli ihtarname
  4. Bilirkişi incelemesi
  5. Bir adet onaylı vekaletname örneği

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

Kat Malikleri Sorumlulukları Mevzuat Hükümleri

+ Kat Mülkiyeti Kanununda kat maliklerinin borçlarına dair olan hükümler, bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma (Sükna,) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak faydalananlara da uygulanır; bu borçları yerine getirmeyenler kat malikleriyle birlikte, müteselsil olarak sorumlu olur (634 S. K. m. 18).

+ Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz.

Kat maliki kendi bağımsız bölümünde anayapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile anayapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir (634 S. K. m. 19).

BKNZ…

18 HD 2012/7273 E. 2012/8353 K.

18 HD 2012/5978 E. 2012/7372 K.

Ortak Giderlere Katılmaya İlişkin Mevzuat Hükümleri

+ Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça:  Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak; ana taşınmazın sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür.

+ Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.

+ Giderlere, kat maliklerinden birinin veya onun bağımsız bölümünden herhangi bir suretle faydalanan, kişinin, kusurlu bir hareketi sebep olmuşsa, gidere katılanların yaptıkları ödemeler için o kat malikine veya gidere sebep olanlara rücu hakları vardır. (634 S. K. m. 20)

+ Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. (634 S. K. m. 20)

 

Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptal Davası Dilekçe Örneği

 

ADANA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA


DAVACI : 

VEKİLİ : Av. Salih BİROL – Kayalıbağ Mah. T. Cemal Beriker Bul. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

DAVALI :1- Adana İl Emniyet Müdürlüğü-
                2- Adana Valiliği– Merkez/ADANA

T. TARİHİ :17.06.2020

KONU : Müvekkilin, silahsız özel güvenlik görevlisi kimlik kartı başvurusu talebinin reddine ilişkin Adana İl Emniyet Müdürlüğü İl Özel Güvenlik Komisyonunun 03.06.2020 tarih ve … sayılı işleminin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptali isteminden ibarettir.

Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptal Davası Dilekçesi

AÇIKLAMALAR: 1-) Müvekkilin 21.09.2018 tarihi itibarı ile 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Kanununun 10. ve 11 maddeleri gereği özel güvenlik kimlik kartı iptal edilerek güvenlik hizmetleri kadrosundan çıkarılmıştır. Müvekkil 08.05.2020 tarihinde güvenlik hizmetleri kadrosuna alınması ve özel güvenlik kimlik kartının yeniden çıkarılması için Adana İl Emniyet Müdürlüğü’ne başvuru yapmıştır. (EK-1)

2-) Müvekkilim, davalı idareye 08.05.2020 tarihinde başvurmuş olup, davalı idare müvekkilin başvurusuna “5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerine dair kanun’un özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar başlıklı 10. Maddesi ve çalışma izni başlıklı 11. Maddesi hükümleri gereği özel güvenlik görevlisi kimlik kartı talebiniz Adana İl Özel Güvenlik Komisyonunun 03.06.2020 tarih ve … sayılı kararı Valilik Makamının aynı tarihli olurları ile reddedilmiştir.” şeklinde gerekçe ile talebinin reddine karar vermiştir. Bu red yazısı müvekkile 17.06.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. (EK-2)

3-) Davalı idare, temel hukuk ilkelerini de dikkate almaksızın, belirsiz ve soyut gerekçeler ile işlem tesis etmiştir. Müvekkilin başvurusunun reddine ilişkin gösterilen gerekçede hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Ayrıca müvekkil aleyhine tesis edilen işleminin tebliği yazısında da müvekkilin başvurması gereken yargı yolu ve süresi belirtilmemiştir.

4-) Oysa Anayasa’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40. Maddesinin 1. ve 2. Fıkrasında: “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır…” hükmü yer almaktadır.

5-) Ancak ilgili tebliğ yazısında bu yönlü bir düzenlemeye yer verilmediğinden, Anayasa’nın 40. Maddesi ile davacı lehine düzenlenen haklarının ihlal edildiği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Ancak Hukuk Devletinde bu yöntemin kabulü mümkün olmayıp, Anayasa ile güvence altına alınan “Adil Yargılanma Hakkının” da ihlal edildiği açıktır. Davalı idarenin işleminin korunması mümkün olmayıp, hukuki temelden yoksun idari işlemin iptalini talep etmekteyiz. Şöyle ki:

DAVALI İDARENİN İŞLEMİ HUKUKA AYKIRI OLUP, İPTALİ GEREKMEKTEDİR.

6-) Kanunda açıkça belirtildiği üzere suçu işlediği usulüne uygun yapılan soruşturma ile belirlenen kişinin işlediği suçun ilgili mevzuatının hangi kuralını ihlal ettiği açık bir şekilde ortaya konulmalı ve karşılığında yetkili makamlarca o suç için öngörülen ceza ile cezalandırılması gerekmektedir. Ancak davalı idare dayanak göstermeden ve müvekkile bu hususla ilgili hiçbir bilgi vermeden, savunma hakkı tanımadan işlem tesis etme yoluna gitmiştir.

7-) Oysaki Danıştay, birçok kararında yasal zorunluluğa rağmen ilgiliye savunma hakkı tanınmadan tesis edilen idari işlemleri hukuka aykırı bulmakta ve usul bakımından iptal etmektedir. Nitekim Danıştay 5. Dairesi’nin, savunma hakkını, idari işlemin yapılış usulü ve yargılama usulü ayrımı yapmadan ele aldığı bir karar ise hukuk devleti yolunda önemli bir adım olmasının yanında; yargısal içtihadın idareye, idari usul ilkeleri ile ilgili “yol göstericiliği” bakımından da önemlidir. (D.5.D. 6.6.1991. 90/4297-91/1099)

8 -) Her ne kadar müvekkil hakkında Adana İl Özel Güvenlik Komisyonu tarafında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda “Silahsız Özel Güvenlik Kimlik Kartının” iptaline kararı verilmiş ise de bu işleme dayanak olarak gösterilen idari işlemin sebebi hukuka uygun değildir. Çünkü Müvekkil hakkında … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/… E. 2011/… K. Sayılı dosyasında (EK-3) “kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak” suçuna ilişkin açılan ceza davasında 11/11/2011 tarihinde “1 yıl uyuşturucu tedbiri veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmiş” ve 2012 yılında denetim süresi tamamlanarak infazı tamamlanmıştır.

9-) Öte yandan aynı dosya (Karaisalı Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/… E. 2011/… K. ) kapsamında 2313 sayılı kanuna aykırılık suçundan ise 5 yıl hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Bu aşamada müvekkilin silahsız güvenlik kimlik kartının iptalini hukuken geçerli kılacak yasal dayanak mevcut değildir. Daha sonrasında ise Müvekkil hakkında Adana … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/… E. 2016/… K. Sayılı dosyası ile açılan yaralama suçuna ilişkin dava neticesinde mahkemece HAGB kararı yönünden kararı veren mahkemeye ihbarda bulunulmuştur.

10-) Karaisalı Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/… E. 2017/… K. Sayılı dosyasında (EK-4) ise müvekkil hakkında denetim süresinin bitmesine rağmen “kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak” suçundan da yanlış değerlendirme yapılarak hüküm (düşme kararı) kurulmuştur. İdari işleme dayanak olan mahkeme kararı 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Kanununa göre müvekkilin silahsız güvenlik kimlik kartının iptaline sebep olmaktan uzaktır. Bu durum hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmekle beraber hukuki ve maddi dayanağı da bulunmamaktadır.

MÜVEKKİLİN TALEBİNİN REDDİNE DAYANAK GÖSTERİLEN SUÇUN İŞLENDİĞİ TARİHİN 24.06.2011 TARİHİ OLMASI VE BU TARİHTE 5188 SAYILI ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİ KANUNUNDA GÜVENLİK HİZMETLERİ KADROSUNDAN ÇIKARILMASINI VE SİLAHSIZ GÜVENLİK KİMLİK KARTININ İPTALİNİ GEREKTİRİR BİR DÜZENLEME OLMAMASI NEDENLERİYLE MÜVEKKİLİN USULİ MÜKTESEP HAKKININ KORUNMASI GEREKTİĞİ DOLAYISIYLA DA DAVALI İDARENİN YAPMIŞ OLDUĞU İŞLEMİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNDAN İPTALİ GEREKMEKTEDİR.

11-) Müvekkilin silahsız özel güvenlik görevlisi kimlik kartı başvurusu talebinin reddine ilişkin Adana İl Emniyet Müdürlüğü İl Özel Güvenlik Komisyonunun 03.06.2020 tarih ve 184 sayılı işlemine dayanak olarak gösterilen suçun işlendiği tarih 24.06.2011 tarihidir. Müvekkilin güvenlik hizmetleri kadrosuna alınarak silahsız özel güvenlik kimlik kartına hak kazandığı tarih itibari ile red sebebi olarak gösterilen suç 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Kanununda özel güvenlik görevlilerinde aranan şartlar kapsamında değildir.

12-) Silahsız özel güvenlik kimlik kartına hak kazandıktan yıllar sonra 5188 sayılı kanunda 1/2/2018 tarihli KHK düzenlemesi ile müvekkilin kazanmış olduğu hakkının kaybedilmesine konu idari işleme dayanak yapılması usuli müktesep hakkını ihlal etmektedir. 5188 sayılı kanunun 10 ve11. Maddelerinde yapılan düzenlemelere göre müvekkilin silahsız özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

5188 sayılı kanunun 10. Madesindeki “Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği iptal edilir”.

hükmüne göre de müvekkilin suçu işlediği ve kesinleştiği tarih itibarıyla 5188 sayılı kanunda düzenleme bulunmadığı, sonradan kanunda yapılan bir düzenlemenin idari işleme dayanak gösterilerek geçmişe etkili olarak müvekkilin aleyhine uygulanması hukuk devleti ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Müvekkilin, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun sebeplerle yasal hakkı alıkonulmuştur. Bu nedenlerle davalı idarenin müvekkil aleyhine tesis ettiği hukuki ve maddi dayanaktan yoksun silahsız  güvenlik görevlisi kimlik kartı başvurusu talebinin reddine ilişkin işlemin iptalini talep etme zarureti doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : 5188 S.K. Anayasa, AİHS, İYUK, TCK, CMK, ve ilgili tüm yasal mevzuat.

DELİLLER : İdareye başvuru dilekçesi, idarenin red cevabı, mahkeme kararları, her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle;
1-) Adana İl Emniyet Müdürlüğü İl Özel Güvenlik Komisyonunun 03.06.2020 tarih ve … sayılı red işleminin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle İPTALİNİ,
2-)Yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim. 28.07.2020

Davacı Vekili
Av. Salih BİROL

  • EKLER:
    • İdareye başvuru dilekçesi ve cevabı
    • Mahkeme kararları
    • Vekaletname

 

 

Ayıplı Eser Bedelden İndirim ve Tazminat Davası Dilekçesi

 

ADANA NÖBETÇİ  ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ                            HAKİMLİĞİ’NE                                     

DAVACILAR       : 1- Ad – Soyad – T.C. – Adresi

                                2- Ad – Soyad – T.C. – Adresi            

VEKİLİ           : Av. Salih BİROL   – Kayalıbağ Mah. T. Cemal Beriker Bul. Adana Ticaret  Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

DAVALI               : Ad- Soyad – T.C. Seyhan/ADANA

D. KONUSU        : Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalı yüklenici tarafından müvekkilimize arsa payı karşılığı yapılıp teslim edilen konutun ayıplı çıkmış olması nedeniyle, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim  istemi ve tazminat talebimize ilişkin dilekçedir.

DAVA                   : Belirsiz Alacak Davası (HMK 107 md.)

H. ESAS DEĞER : Toplam 1.500,00 TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır.)

Ayıplı eser nedeniyle TBK. md. 475… hükümlerince bedelden indirim ve tazminat davası dilekçe örneği

AÇIKLAMALAR   :1-) Davacı müvekkillerim,  davalı yüklenici ile Adana … Noterliği’nin 03.02.2017 tarih ve ….. yevmiye no’lu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmışlardır. (EK-1)

2-) Söz konusu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre müvekkillerime yapılıp teslim edileceği kararlaştırılan bağımsız bölümler; A blok zemin  18 bağımsız bölüm numaralı işyeri, A blok 1. kat güney doğu cepheli 1 bağımsız bölüm numaralı daire, A blok 4. Kat güney batı cepheli 8 bağımsız bölüm numaralı daire, A blok 6. kat güney batı cepheli 12 bağımsız bölüm numaralı daire, A blok zemin üstü 6. kat güney doğu cepheli 11 bağımsız bölüm numaralı daire olarak belirlenmiştir.

3-) Ancak daha sonra yüklenici davalı, mimari proje değişikliği olacağını, müvekkillerime teslim edilecek A blok zemin katta bulunan 18 numaralı işyerinden apartman giriş kapısı geçeceğini ve işyerinin küçüleceğini söylemiştir. Gerek duyulması halinde bu hususa ilişkin tanıklarımız izahat verecektir. Bunun üzerine davalı, diğer arsa sahipleri ile noterde düzeltme beyannamesi (EK-2) yaparak, müvekkillerimle de tapudan kat irtifakı tesis edilerek Adana İli, Sarıçam İlçesi, … Mah. … Ada, … Parseldeki A blok, zemin 18 bağımsız bölüm numaralı işyeri yerine,  Adana İli, Sarıçam İlçesi, … Mah. … Ada, .. Parseldeki A blok, 8.Kat, 16 bağımsız bölüm numaralı dairenin teslim edileceği kararlaştırılmış ve müvekkillerime tapudan kat irtifakı tesis edilmiştir. (EK-3 Tapu kaydı) Dava konusu A Blok, 8. Kat, 16 bağımsız bölüm numaralı daire müvekkillere 2019 mart ayında teslim edilmiştir.

4-) Müvekkillerim, davalı yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre yaparak teslim ettiği Adana İli, Sarıçam İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel, A Blok, 8. Kat, 16 numaralı dairenin duvarlarının çatladığını ve yağan yağmurlardan dolayı iç kısımlara su aldığını farketmiştir. Bunun üzerine müvekkilim, sonradan ortaya çıkan bu gizli ayıpları Adana … Noterliği’nin 18.05.2020 tarih ve … yevmiye no’lu ihtarnamesi ile davalıya derhal bildirmiştir. (EK-4)

5-) Dava konusu daire binanın son katında bulunmaktadır. Söz konusu dairenin başta güney batı ve kuzey cepheleri olmak üzere her odadaki duvarlar iç kısma su almakta olup, duvarların sıva ve boyası çok belirgin şekilde zedelenmiş ve kabarmıştır. Duvarlarda oluşan rutubetten dolayı mantarlar oluşmuştur. Aynı zamanda dairenin içindeki mutfak dolapları sızan sulardan dolayı tekrar kullanılamayacak derecede kabarmış ve küflenmiştir.

6-) Söz konusu dairenin duvarlarında, tavan, çatı ve dış kısmında çatlaklar oluşmuştur. Oluşan bu çatlaklar neredeyse konutun bütün odalarında, tavanda ve tavanın üst yüzey (dam) kısmında da meydana gelmiş olup, halende çatlaklar artmaya devam etmektedir. Ayrıca yüklenici davalı  tarafından yapılan konutun yapımındaki hata ve eksiklerden dolayı dam kısmındaki  çatlaklardan yan dış duvarlara da su sızmış olup,  konutun dış kısmındaki duvarın  pencere ve balkon üstünde kalan kısımların sıva ve boyasını zedeleyerek, kabarmasına sebebiyet vermiş ve çıkmayan lekeler oluşmuştur. Tavandan ve yan duvarlardan sızan sular evin içine damlama yaptığı için fayans ve iç duvarlarda da lekeler oluşmuştur.

7-) Davalı yüklenicinin inşa edip teslim ettiği konutta meydana gelen ayıplar ortaya çıktığında  müvekkillerim, davalıya derhal Adana … Noterliği’nin 18.05.2020 tarih ve … yevmiye no’lu ihtarnamesi ile ayıpları bildirmiştir. (EK-4 İhtarname) Ancak davalıya sözkonusu ayıplar ihbar edildiği halde, davalı bu zamana kadar taleplerimize cevap vermemiştir. Müvekkillerimin söz konusu ayıplı daireden beklediği yararı hiçbir şekilde sağlamayacağı açıktır.

8 -) İzah edilen tüm bu hususlar gözönüne alındığında ortalama bir bina ömrü düşünüldüğünde söz konusu yapı bir yıllık bina olmasına rağmen bu haliyle ve ilerleyen yıllarda daha da artarak telafisi güç zararlara sebep olacağı aşikardır. Müvekkillerimin ayıp ihbarını içeren ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi 19.06.2020’dir. Müvekkil bu tarih itibari ile davalıya ihbar bildirimini yapmış ve davalı temerrüde düşmüştür.

9-) Müvekkillerimin, davalı ile yapmış olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre ayıpsız bir daire teslim alabilecekken, teslim edilen dairenin ayıplı çıkması müvekkillerimin beklediği faydayı karşılamamıştır. Söz konusu daireyi kiraya verebilecek iken ayıplı olması ve kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle kira gelirinden mahrum kalmış ve kalmaya da devam etmektedir. Bu zarar şayet eser ayıplı imal edilmeseydi meydana çıkmayacak kalemlerdendir. Ayıplı eserden kaynaklı kira yoksunluğu zararının da uzman bilirkişiler tarafından hesaplanarak müvekkillere ödenmesi gerekmektedir. 

10-) 6098 sayılı TBK. 475. Maddesine göre işsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.”  Bu seçimlik hak ile birlikte tazminat talep etme zarureti de doğmuştur. Açıklanan nedenlerle eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteminin yanı sıra müvekkillerin uğradığı zararında müvekkillere ödenmesi gerekmektedir. Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL maddi zararımızın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini talep ediyoruz.

11-) Bedelden indirim miktarı hesabında dilekçe ekinde sunmuş olduğumuz yargıtay kararları doğrultusunda gizli ayıbın ortaya çıktığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplama yaptırılarak, dairenin ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasındaki fark hesaplanarak ayıpsız bedelinden indirilmelidir. İzah edilen tüm bu hususlar bilirkişi incelemesi  neticesinde ortaya çıkacaktır. Ayrıca müvekkillerim eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim istemi için ihtarname göndererek dava açmak zorunda kalmış ve bu uğurda da mahkeme, vekalet ve ihtarname masrafı, avukatlık ücreti vs. ödemiştir. (EK-5)                              

12-) Yüklenici davalı tarafından yapılıp teslim edilen konutta sonradan ortaya çıkan bu hususlar binanın yapımındaki hata ve eksikliklerden meydana geldiği açık olmakla birlikte sonradan ortaya çıkan gizli ayıp niteliğindedir. Müvekkillerimin yüklenici davalıdan teslim aldığı söz konusu bu konutta meydana gelen hata ve eksikler 6098 sayılı kanuna (md. 474…) göre  ayıplı mal kabul edilmektedir. Gizli ayıplar yönünden yasada ihbar süresiyle ilgili T.B.K. 477/3 gereği arsa sahibi  konumunda olan müvekkillerim bu ihbarı konutta meydana gelen ayıp ortaya çıktığında, gecikmeksizin yüklenici davalıya ihtarname ile bildirmiştir. (EK-4 İhtarname)

13-) Ayıplı ifa halinde; eser sözleşmesinde TBK. m. 478 uyarınca taşınmaz yapılarda 5 yıl; taşınmaz dışındaki yapılarda 2 yıl; yüklenicinin ağır kusurlu olması halinde ise eserin niteliğine bakılmaksızın 20 yıllık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 6098 sayılı kanun’un işsahibinin seçimlik hakları başlıklı 475. maddesinde ayıplı eserden dolayı işsahibine üç seçimlik hak tanımaktadır.

14-) Müvekkillerim yasanın kendisine tanıdığı seçimlik haklardan eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden  indirim istemi talebi için mahkemenize başvurma  zarureti hasıl olmuştur. 

H. NEDENLER        : Borçlar Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER                 : Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapu ve kadastro kayıtları celbi, ihtarname, dairede oluşan ayıpların fotoğrafları, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif vs her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM   :1-) Yukarıda izah edilen re’sen gözetilecek  nedenlerle, fazlaya ilişkin dava ve talep  haklarımız saklı kalmak kaydıyla, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere,( tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) ayıp nedeniyle eserde oluşan şimdilik 1.000,00 TL’nin müvekkillerimin tapu kaydındaki payları oranında hükmedilmek üzere bedelden indirilerek, en yüksek mevduat faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte HMK. 107 maddesi gereği (belirsiz alacak davası) davalıdan tahsiline,

2-) Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere, şimdilik 500,00 TL maddi zararımızın, müvekkillerin tapu kaydındaki payları oranında hükmedilmek üzere,  en yüksek mevduat faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte HMK. 107 maddesi gereği (belirsiz alacak davası) davalıdan tahsiline,                                       

3-) Yargılama giderlerinin (vekaletname, ihtarname giderleri de dahil olmak üzere) ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekaleten  arz ve talep ederiz. 24.07.2020 

                                                                                                                         Davacılar Vekili

                                                                                                              Av. Salih BİROL

 

Ekler:

  1. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi
  2. Düzeltme beyannamesi
  3. Tapu kaydı
  4. Ayıp ihbarı hakkında yazılan ihtarname
  5. Vekaletname ve ihtar ücreti makbuzları
  6. Yargıtay kararları
  7. Onanmış vekaletname örneği
  8. Taşınmazda oluşan çatlak, su sızıntıları, zedelenen sıva, boya ve  dolapların fotoğrafları

Eser sözleşmesinden  (kat (arsa payı) karşılığı inşaat sözleşmesi)  kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında daha fazla dilekçe örneği için buraya tıklayarak, eser sözleşmesi ihtarname örnekleri için ise buraya tıklayarak  ulaşabilirsiniz. 

 

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Feshi İhtarname Örneği 

İhtarname (Müteahhidin İnşaat Yapım İşini Yarın Bırakarak Terketmesi ) – 1

İHTARNAME

 

İHTAR EDEN                                  :

VEKİLİ                                             :

KARŞI TARAF                                :

KONU                                               : …………… Mahallesi …. Pafta, …. Ada, …. ve …. parselde yapımını üstlendiğiniz inşaat yapım işini yarım bırakarak terk etmeniz nedeniyle sözleşmeden döneceğimizin bildirilmesi ve cezai şartın ödenmesi istememizi içeren ihtardır.

AÇIKLAMALAR     :

1-) Sayın Muhatap, müvekkillimiz ile tarafınız arasında yapılan …/…/…. tarihli sözleşmeye göre, …………… Mahallesi …. Pafta, …. Ada, …. ve …. parselde bulunan inşaat yapım işini üstlenmiş bulunmaktasınız.

2-) Tarafınız ile imzalanan sözleşmede inşaat yapım işinin bitirilmesi öngörülen süre hususunda gerekli anlaşma sağlanmış olup …/…./…. tarihinde inşaatın bitirileceği konusunda uzlaşılmakla birlikte buna rağmen sözleşme ile üstlendiğiniz inşaat yapım işini gereği gibi ve zamanında yapmadığınız gibi, işi yarım bırakarak terk etmiş bulunmaktasınız.

3-) Diğer taraftan sözleşmede öngörülen sürede inşaatı tamamlamadığınız gibi inşaatın yapımını devam ettirme konusunda herhangi bir iradenizin olmadığı da aşikardır. Sözleşmede inşaatın yapımının bitirileceği konusunda anlaşılan sürenin üzerinden yaklaşık olarak …. Gün/Ay/Yıl geçmiş olup bu sürede herhangi bir işlem yapmadığınız ortadadır. Bu hususu bildirmek için defalarca kez tarafınız ile görüşmek için uğraşılmışsa da bir türlü iletişime geçilememiştir.

4-) Müvekkilimiz ile tarafınız arasında imzalanan sözleşmede de açık hüküm olarak “İnşaatın zamanında tamamlanmaması durumunda ….. TL cezai şart ve inşaatın tamamlanmasının geciktirilmesinden doğacak zararların ödeneceği” ne dair hüküm bulunmaktadır.

5-) Açıklanan tüm bu nedenlerle inşaatın gereği gibi ve zamanında tamamlanmaması ve tamamlanması konusunda herhangi bir faaliyet içerisinde de olmadığınızın görülmesi nedeniyle sözleşmeden döndüğümüz hususunu ve sözleşmede kararlaştırılan … TL cezai şartın ve aynı zamanda …. TL zararın işbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde müvekkilimize ödenmesi hususunu, ödenmemesi halinde tüm yasal hakların kullanılacağını, yapılacak tüm masraflar ile avukatlık ücretinin tarafınıza ait olacağını ihtaren bildiririz.. …/ …/ …

İhtar Eden Vekili

             Av. Salih BİROL

SAYIN NOTER;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/ …

                                                                                                          İhtar Eden Vekili

                                                                                                           Av. Salih BİROL

 

İhtarname (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Feshi İleriye Etkili ) – 2

 

İHTARNAME

İHTAR EDEN                      :

VEKİLİ                                  :

İHTAR EDİLEN                   :

KONU                                   : … … Noterliği’nin …/…/… tarihli … yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin ileriye doğru feshi ile menfi zararlarımızın tazmini istemini içerir.

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Müvekkilimiz ile tarafınız arasında imzalanmış bulunan … … Noterliği’nin …/…/… tarihli ve … yevmiye numaralı “Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesi” uyarınca, halen müvekkilime ait bulunan … ili, … ilçesi, … mahallesi, … pafta, … ada, … parselde kain arsa niteliğindeki taşınmaz üzerine, özellikleri anılan sözleşmede ayrıntılı olarak belirtilmiş bulunan binayı sözleşmeye ve teknik verilere uygun olarak inşa ve sözleşme gereği müvekkilimize bırakılması öngörülen bağımsız bölümleri sözleşmede belirtilen süre sonunda teslim etme edimini yüklenmiş bulunuyorsunuz.

2-) Anılan sözleşmeye göre, …/…/… tarihinde tamamlanması öngörülen inşaat, öngörülen tarihte halen tamamlanmamış olup, inşaatın halihazırdaki tamamlanma oranı, %90 civarındadır. Ancak, yine de, sözleşmede belirtilen süre sonunda iskana uygun biçimde müvekkilimize teslimi mümkün olmamıştır.

3-) İnşaatın getirildiği seviyeyi de göz önünde bulundurmak suretiyle, anılan sözleşmeyi “ileriye etkili olarak” feshettiğimizi, bunun yanı sıra;

  • Sözleşmede belirtilen gecikme tazminatı karşılığı olarak, x TL;
  • Sözleşmenin kurulabilmesi ve kurulduktan sonra ifa edilebilmesi için müvekkilimiz tarafından yapılmış olan noter, tapu, yazışma vb. masraflar karşılığı olarak, xx TL;
  • Müvekkilimize ait olup, evvelce inşaatın yapılacağı arsa üzerinde bulunan ve inşaat nedeniyle yıkılan 3  katlı kargir/betonarme/ahşap evin bedeli karşılığı olarak, … TL;
  • İnşaat nedeniyle evi yıkılan müvekkilimizin kiraya çıkmak zorunda kalması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı kira bedellerine karşılık olarak, 20.000 TL;
  • Müvekkilimizin, tarafınızla yapılan sözleşmeye güvenerek, ret etmek zorunda kaldığı ve bir örneği ihtarname ekinde yer alan teklif nedeniyle uğradığımız zarar (yoksun kalınan kazanç) karşılığı olarak, …TL;
  • Aynı zamanda fenni verilere uygun olmayan inşaatın yıktırılarak yenisinin yaptırılması gerekeceğinden, yıkım masrafları karşılığı olarak ve yeni yaptırılacak inşaatın, sözleşme tarihinden bu yana geçen süre içinde maliyetlerde meydana gelen artış nedeniyle yükleyeceği ek mali külfete karşılık olarak, ….. TL;
  • Müvekkilimize ait arsanın sözleşmenin ifası süresince ekonomik amaçlara tahsis edilmesinin olanaksız hale gelmesi sonucu uğranılan zarar karşılığı olarak, … TL;
  • Sözleşmenin ifa süresi boyunca, inşaat işinin hızlandırılması amacıyla tarafınızla sık sık görüşme yapmak zorunda kalan müvekkilimin, tek başına faaliyet gösterdiği dükkanını aynı sıklıkla ve çoğu zaman gün boyu kapalı tutmasından kaynaklanan zararlar karşılığı olarak, …TL olmak üzere;

Toplam … TL’nin, ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren … gün içinde, ve temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesi ve ayrıca, konuya ilişkin olarak, tarafınıza şimdiye kadar yapılan ihtarları dikkate almayarak işin bu aşamaya gelmesine neden olmanız veçhile, maddi tazminatla sorumlu tutulacağınız ve söz konusu maddi tazminata ilişkin dava ve talep haklarımızın saklı olduğu hususlarını, önemle ve vekaleten ihtar ederim.

4-) İnşaatın halihazırdaki seviyesi göz önüne alınmak yoluyla, anılan sözleşmeden dolayı sahip olduğunuz alacak hakkının ayni hakka dönüşmesi veçhile, sözleşme ile tarafınıza bırakılacağı öngörülmüş olan bağımsız bölümlerden, değeri yapılan iş ile uygun orantılı olarak tespit edilecek olanın/olanların tapusu/tapuları, ödeme anında, tarafınıza verilecektir. …/…/…

İhtar Eden Vekili

Av. Salih BİROL

Sayın Noter,

İşbu ihtarnamenin üç nüsha olarak düzenlenmesini, bir nüshasının karşı taraf tebliğini, bir nüshasının dairenizde muhafaza edilmesini, tebliğ şerhli bir nüshasının ise tarafımıza verilmesini rica ederim. …/…/…

İhtar Eden Vekili

Av. Salih BİROL

 

Eser Sözleşmesine Dayalı Alacaktan Kaynaklı Cevap İhtarı – 3

İHTARNAME

İHTAR EDEN                                  :

VEKİLİ                                             :

KARŞI TARAF                                :

KONU                                           : …. … Noterliği’nden düzenlenen …../…../….. gün ve ……… yevmiye numaralı ihtarnameye cevabımıza ilişkindir

AÇIKLAMALAR     :

1-) Sayın Muhatap, …/…/…. tarihli ihtarnamede, müvekkilimizin yazılı sözleşme ile üstlendiği, tarafınıza ait …….. ……….. Yapı Kooperatifindeki villa ilgili olarak güçlendirme, iç ve dış dekorasyon işlerini gereği gibi ve zamanında yapmadığı, işi yarım bırakarak terk ettiği iddia edilerek sözleşmeden döneceğinizi belirtmiş bulunmaktasınız. Aşağıda açıklayacağımız nedenlerle ihtarname içeriğinde geçen iddiaların tümünü reddediyoruz.

2-) Dayanak sözleşmede ödeme planı düzenlenmiş; ödemelerdeki aksaklıkların yapım süresini uzatacağı ve aylık % …. fark ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yapılan ödemelerin tarihleri de belirtilmek suretiyle sözleşme arkasına taraflarca şerh ve paraf edilmiştir. Ödemelerinizi sözleşmeye uygun ve zamanında yapmadığınız bu yazılı belge ile sabit olduğu apaçık ortadadır. Söz konusu sözleşme karşılıklı iki tarafa borç yükleyen nitelikte olup kendi edimini yerine getirmeyen tarafın, karşı taraftan edimini yerine getirmesini talep etmesi hukuka uygun değildir.

3-) Yine ihtarnamede, proje hazırlanıp onay alınmadığı ileri sürülmektedir. Bu konu dayanak sözleşmede düzenlenmiş olup aynen “projeler karşılıklı tasdik edilecek ve gereken değişiklikler karşılıklı mutabık kalındıktan sonra değiştirilecektir” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre yapılacak işler projelendirilmiş, mutabık kalınmış, taslaklar imzalanmak suretiyle onay alınmıştır. Dolayısıyla bu yöndeki iddialarınız da gerçeği yansıtmamaktadır.

4-) Öte yandan belirttiğiniz üzere proje aykırılık iddialarınızın da hukuki dayanağı yoktur. Çünkü müvekkil tarafınızca kendisine verilen talimatlar doğrultusunda iş yapan konumundadır. Teknik sorumluluğu üstlenmemiştir. Taslak projeler üzerindeki imzalarınız ile de bu husus sabittir. Zaten sözleşme hükmünden de anlaşılacağı üzere müvekkil üzerinde anlaşmaya vardığınız işleri ve değişiklikleri yapmıştır.

5-) Yapılan imalat bedelleri konusunda ise; bedeller hesaplanırken bu ilave işler ile birlikte yapılanların tümü değerlendirmeye alınmalıdır. Buna göre müvekkil alacaklı durumunda olup bu hakkı tüm zarar-ziyan hakları ile birlikte saklı tutulmaktadır.

6-) İddia ettiğiniz bir diğer hususta, müvekkilimizin bir süre önce işi bıraktığı ve inşaat mahallini terk ettiğine ilişkindir. Gerçekte bu hususta kooperatif de devreye sokulmak suretiyle müvekkilimizin çalışmaları tarafınızca engellenmiştir.

7-) Tespit ve ihtarname girişimleriniz de bunu doğrulmaktadır. Sözleşmenin imzasından ve işin yapımına başlanmasından bir müddet sonra ödemeler ve toptan bedelin çok yüksek olduğunu, düşürülmesini gerektiğini veya işi alıp başka firmaya vermek istediğinizi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğinizi, zaman zaman müvekkile ileterek tartışma açtığınız hususu da gerektiğinde ispatlanacaktır.

😎 Sayın Muhatap işbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren … gün içinde müvekkilimizin sözleşmede yazılı bulunan adresinde veya büro adresimizde yapılacak toplantıda hazır bulunmanızı, yaptığınız ödemelerin karşılamadığı miktarı müvekkile nakden ödemenizi, uyuşmazlığın bu şekilde sulh yoluyla bitirilmesinin her iki taraf yararına olduğunu, aksi halde talepleriniz ve sözleşmeyi feshetmeniz hukuken haklı sayılamayacağından bu hususta tüm yasal hakların kullanılacağını, yapılacak tüm masraflar ile avukatlık ücretinin tarafınıza ait olacağını cevaben ihtar ederiz. …/ …/ …

İhtar Eden Vekili

              Av. Salih BİROL

 SAYIN NOTER;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/ …

                                                                                                          İhtar Eden Vekili

                                                                                                         Av. Salih BİROL

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshi konusu ile  ilgili daha detaylı bilgi için buraya tıklayarak iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir, çalışma alanlarımızı incelemek için buraya tıklayabilirsiniz. 

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Eksik İşler Bedeli  Ve Nama İfaya İzin İstemi Dava Dilekçesi

 … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

DAVALI                               :

KONU                                   : Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca eksik ve kusurlu işler bedeliyle kira ve gecikme tazminatı alacağının tahsili ve nama ifaya izin verilmesi istemimize ilişkindir.

DAVA DEĞERİ                  : (Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

AÇIKLAMALAR               :

1-) Müvekkilimiz arsa sahibi ve davalı yüklenici arasında ../…/…. tarihinde …. Noterliğinin .. yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. (EK 1)

2-) Bu sözleşmeye göre davalı yüklenici, müvekkilimize ait … …. …../…. adresi … ada … parsel sayılı arsa üzerinde (EK 2) …/…/… tarihinde inşaat faaliyetlerine başlayacak, inşaat iş sahibine en geç …/…/…. tarihinde teslim edilecektir. Ancak davacı teslim tarihi üzerinden … ay geçmesine karşın inşaatı müvekkilimize teslim etmemiştir.

3-) Davalıya yapılan sözlü ihtarlara karşın cevap vermemesi üzerine; taraflarca yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 3. maddesinde belirtilen ; “İnşaatın sözleşme ile verilen 36 aylık süre boyunca bitirilmemesi üzerine yüklenici bir kereye mahsus olmak üzere arsa sahibinden 12 aylık ek süre isteyebilir. Yüklenicinin 12 aylık ek süre içinde inşaatın bitirilmemesi halinde kendisine bırakılan dairelerden bir tanesi uğranılan zarar ve ziyanın karşılığı olmak üzere mülk sahibine bırakılacaktır.” ifadesine istinaden,  kendisine …/…/… tarihinde …. Noterliğinin .. yevmiye numarası ile son bir ek süre verilmesi ve inşaatı teslim etmesi için ihtarname yollanmıştır. (EK 3) Ancak davalı, kendisine tanınan ek süre içerisinde de inşaat ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmayıp müvekkilimize teslim etmemiştir.

4-) Sözleşmede kararlaştırılan teslim süresi dolmasına rağmen inşaatın teslim edilememesinden dolayı müvekkilimiz halen kiracı olarak oturduğu …. … …./…. adresinde … – TL kira bedelini ödemeye devam etmekte olup bu durum maddi açıdan kendisine zarar vermektedir. (EK 4)

5-) Ortaya koyduğumuz bu sebeplerle, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) arsa sahibi müvekkilimiz için nama ifaya izin verilmesini,…. – TL eksik ve kusurlu işler bedeli ile ….- TL kira ve gecikme tazminatının davalıdan alınarak tarafımıza ödetilmesi amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 6098 S. K.  m. 113, 470, 471, 473; 6100 S. K. m. 1, 2,5, 6, 10, 107.

HUKUKİ DELİLLER                    :

  1. …/…/… tarihli … Noterliğinin … yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı sözleşme örneği
  2. Tapu Kaydı
  3. …Noterliğinin … yevmiye numaralı ihtarnamesi
  4. …/…/… tarihli kira sözleşmesi ve banka dekontları

SONUÇ VE İSTEM                                    : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle inşaattaki mevcut  eksikliklerin arsa sahibi tarafından yüklenici nam ve hesabına ikmali için, müvekkilimiz arsa sahibi adına nama ifaya izin verilmesine, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere)…. -TL eksik ve kusurlu işler bedeliyle, … -TL kira ve gecikme tazminatı alacağının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/ …/ …

EKLER:       

  1. …/…/… tarihli … Noterliğinin … yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı sözleşme örneği
  2.  Tapu Kaydı
  3.  …Noterliğinin … yevmiye numaralı ihtarnamesi
  4. …/…/… tarihli kira sözleşmesi ve banka dekontları
  5.  Bir adet onaylı vekaletname örneği.

                                                                                                               Davacı Vekili

                                                                                                            Av. Salih BİROL

                                                                                                            

Tazminat Davası ( Müteahhidin İnşaati Yarım Bırakarak Terketmesi)

 

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

DAVALI                               :

KONU                                   :  …………… Mahallesi …. Pafta, …. Ada, …. ve …. parselde davalının yapımını üstlendiği inşaat yapım işini yarım bırakarak terk etmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan …. TL. cezai şartın ve ve inşaatın tamamlanmasının geciktirilmesinden doğan ….. TL. zararın tazmini istemimizden ibarettir.

DAVA DEĞERİ                  : (Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

AÇIKLAMALAR               : 1-) Davacı müvekkilimiz ile davalı arasında yapılan …/…/…. tarihli sözleşmeye göre, davalı müteahhit, …………… Mahallesi …. Pafta, …. Ada, …. ve …. parselde inşaat yapım işini üstlenmiş bulunmaktadır. (EK – 1) Ekte de yer alan sözleşmeden de görüleceği gibi inşaat yapım işinin bitirilmesi öngörülen süre hususunda …/…/…. tarihi bakımından taraflar arasında gerekli anlaşma sağlanmış olup buna rağmen davalı sözleşme ile üstlendiği inşaat yapım işini gereği gibi ve zamanında yapmadığı gibi, işi yarım bırakarak terk etmiş bulunmaktadır.

2-) Diğer taraftan sözleşmede öngörülen sürede inşaat tamamlamadığını gibi inşaatın yapımını devam ettirme konusunda davalının herhangi bir iradesinin de olmadığı aşikardır. Bu hususa ilişkin olarak …. Mahkemesi’nin …./…. Değişik iş sayılı dosyası ile inşaatın durumuna ilişkin yaptırılan tespite dair dava dosyası fotokopisi de ektedir. (EK – 2 )

3-) Sözleşmede inşaatın yapımının bitirileceği konusunda anlaşılan sürenin üzerinden yaklaşık olarak …. ay geçmiş olup bu sürede herhangi bir işlem de yapılmadığı ortadadır. Davalı tarafa da ….. noterliğinin ….. sayılı ihtarnamesi gönderilerek bu husus davalı tarafın da bilgisine sunulmuştur. (EK – 3)

4-) Ekte sunulan sözleşmede de açık hüküm olarak bulunan “İnşaatın zamanında tamamlanmaması durumunda ….. TL cezai şart ve inşaatın tamamlanmasının geciktirilmesinden doğacak zararların müteahhit tarafından ödeneceği”ne dair hüküm bulunmaktadır.

5-) Açıklanan tüm bu nedenlerle inşaatın gereği gibi ve zamanında tamamlanmaması ve davalının da tamamlanması konusunda herhangi bir faaliyet içerisinde de olmadığınızın görülmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan … TL cezai şartın ve aynı zamanda …. TL zararın davalıdan alınarak tarafımıza ödetilmesi amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 6098 S. K. m. 470, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486. 6100 S. K. m. 1, 2, 5.

HUKUKİ DELİLLER       :

  • Davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşme örneği
  •  …. Mahkemesi’nin …./Değişik iş sayılı dosya fotokopisi
  •  ….. noterliğinin ….. sayılı ihtarnamesi
  • Bilirkişi İncelemesi

SONUÇ VE İSTEM                        : Açıklanan tüm bu nedenlerle inşaatın gereği gibi ve zamanında tamamlanmaması ve davalının da tamamlanması konusunda herhangi bir faaliyet içerisinde de olmadığınızın görülmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan … TL cezai şartın ve aynı zamanda …. TL zararın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ … 

EKLER:

  1. Davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşme örneği
  2.   …. Mahkemesi’nin …./…. Değişik iş sayılı dosya fotokopisi
  3.  ….. noterliğinin ….. sayılı ihtarnamesi
  4.  Bir adet onaylı vekaletname örneği                                                               

                                                                                                                Davacı Vekili

                                                                                                            Av. Salih BİROL

 

Hatalı İmalattan (Ayıplı Mal) Kaynaklanan Zararın Tahsili İstemi Dava Dilekçesi Örneği

 

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

DAVALI                               :

KONU                             :  …………… Mahallesi …. Pafta, …. Ada, …. ve …. parselde davalı …. Yapı Kooperatifi’nin yapımını üstlendiği konutların hatalı imalatı sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemimizden ibarettir.

DAVA DEĞERİ                  : (Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

 AÇIKLAMALAR               :

1-) Müvekkilimiz, …. Yapı Kooperatifi’nin ortağı olup (EK 1) davali kooperatifin dava dışı yüklenici …. isimli şirkete yaptırdığı konutlar …. yılında meydan gelen depremde zarar görerek kullanılamaz hale gelmişlerdir. Bu konuda …. Mahkemesi’nden almış olduğumuz tespit kararı dilekçemiz ekinde yer almaktadır. (EK 2)

2-) Davalı kooperatifçe inşa edilen konutların depremde yıkılarak oturulamaz hale geldiği mahkemenin tespiti ile de sabit olmuş olup yapı kooperatifinin, akçalı yükümlülüklerini yerine getiren ortağına oturmaya elverişli konut vermek zorunda olduğu, teslim ettiği konutun ayıp ve eksikliklerinden sorumlu olduğu kuşkusuzdur.

3-) Davalı kooperatife konutunda oluşan zararları gidermesi için müvekkilimiz adına …. Noterliği’nin …. yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK 3) ile … gün süre tanınmış olduğu halde kendisine konutlarda oluşan hasarların giderilebilir olduğu belirtilip bugün yarın tamiratlara başlayacağız diyerek oyalanmış ve bugüne kadar da herhangi bir onarım çalışması yapılmamıştır.

4-) Müvekkilimiz yaşadıkları deprem korkusunun yanında, yıllardır çalışmaları karşılığı yapmış oldukalrı birikimlerle girdikleri davalı kooperatife güvenerek depreme dayanıklı olduğu garantisi verilen konutları almış ve bütün birikimlerini kaybetmiş; depremden bu yana yaklaşık … aydır baba evinde sığıntı gibi yaşamakta olup manevi yönden çökmüş durumdadır.

5-) Açıklanan tüm bu nedenlerle …. TL maddi ve …. TL manevi zararın davalıdan alınarak tarafımıza ödetilmesi amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 6098 S. K. m. 470, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486; 1163 S. K. m. 1; 6100 S. K. m. 1, 14.

HUKUKİ DELİLLER       :

  • 1-) Ortaklık Sözleşmesi
  • 2-) …. Mahkemesi’nin …/… Değişik İş sayılı tespit kararı
  • 3-) …/…/…. Tarihli ……   Noterliğinden çekilen ihtarname
  • 4-) Bilirkişi İncelemesi                                      

SONUÇ VE İSTEM                        : Açıklanan tüm bu nedenlerle inşaatın gereği gibi ve zamanında tamamlanmaması ve davalının da tamamlanması konusunda herhangi bir faaliyet içerisinde de olmadığınızın görülmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan … TL cezai şartın ve aynı zamanda …. TL zararın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ … 

                                                                                                 

                                                                                                              Davacı Vekili

                                                                                                           Av. Salih BİROL

 

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Gereğince Eksik İşler Bedelinin Tahsili Davası (Arsa Payı Oranında)

 

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

DAVALI                               :

KONU                                  :Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca eksik işler bedelinin müvekkilin arsa payı karşılığında davalı yükleniciden tahsili istemimizden ibarettir.

DAVA DEĞERİ                  : (Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

AÇIKLAMALAR               :

1-) Müvekkilimiz arsa sahibi ve davalı yüklenici arasında ../…/…. tarihinde …. Noterliğinin .. yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. (EK 1)

2-) Bu sözleşmeye göre davalı yüklenici, müvekkilimize ait … …. …../…. adresi … ada … parsel sayılı arsa üzerinde (EK 2) …/…/… tarihinde inşaat faaliyetlerine başlayacak, inşaat iş sahibine en geç …/…/…. tarihinde teslim edilecek olup, sözleşmede ayrıca bahse konu taşınmaza yönelik olarak yüklenicinin çevre düzenlenmesi de yapacağı kararlaştırılmıştır. Ancak davalı yüklenici davaya konu olan inşaatı sözleşmede kararlaştırılan sürede bitirmediği gibi, yine sözleşmede kararlaştırılan çevre düzenlemesi edimini de yerine getirmemiştir.

3-) Davalıya yapılan sözlü ihtarlara karşın cevap vermemesi üzerine; kendisine …/…/… tarihinde …. Noterliğinin .. yevmiye numarası ile son bir ek süre verilmesi ve sözleşme ile üzerine düşen edimi yerine getirmesi için ihtarname yollanmıştır. (EK 3) Ancak davalı, kendisine tanınan ek süre içerisinde de çevre düzenlemesi ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmayıp müvekkilimize teslim etmemiştir.

4-) Sözleşmede kararlaştırılan çevre düzenlenmesi yapılması işinin yerine getirilmemesi sebebiyle, müvekkilimiz ….. TL ödeyerek, kira masrafından kurtulup bir an önce kendi evine taşınmak için çevre düzenlenmesini yaptırmış ve nihayetinde …./…/… tarihinde evine taşınabilmiştir. (EK 4)

5-) Ortaya koyduğumuz bu sebeplerle, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) arsa sahibi müvekkilimizin arsa payı oranında …. – TL eksik ve kusurlu işler bedeli ile ….- TL kira ve gecikme tazminatının davalıdan alınarak tarafımıza ödetilmesi amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 6098 S. K.  m. 113, 470, 471, 473; 6100 S. K. m. 1, 2,5, 6, 10, 107.

HUKUKİ DELİLLER                    :

  • 1-) …/…/… tarihli … Noterliğinin … yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı sözleşme örneği
  • 2-) Tapu Kaydı
  • 3-) …Noterliğinin … yevmiye numaralı ihtarnamesi
  • 4-) Banka dekontları

SONUÇ VE İSTEM                    : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle eksik iş bedelinin tahsilinin müvekkilin arsa payı oranında, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/ …/ …

                                                                                                                 Davacı Vekili

                                                                                                             Av. Salih BİROL

 

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan Kira Kaybı Ve Gecikme Tazminatının Tahsili Dava Dilekçesi

 

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

DAVALI                               :

KONU                                   : Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı ve kira kaybının fesih tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemidir.

AÇIKLAMALAR               :

1-) Müvekkilimiz arsa sahibi ile davalı yüklenici taraf arasında, ……/…./…tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. (EK – 1)

2-) Taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince, davalı yüklenici kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmemiş ve taşınmazı %….. seviyesinde yarım bırakarak terk etmiştir. Davalı yüklenici iş bu sözleşme gereğince taşınmazı …./…/… tarihinde tam ve eksiksiz olarak teslim edecek olmasına rağmen, ne taşınmazı tamamlamış ne de sözleşmede belirlenen tarihte teslim etmiştir.

3-) Müvekkilimiz davaya konu taşınmazın zamanında ve tam olarak teslim edilmemesi nedeniyle taşınmazdan istediği verimi alamamış, üstelik yaşadığı maddi kayıp yanında bir de manevi üzüntü duymuştur. Yaşanılan bu maddi ve manevi sıkıntıların sona ermesi adına, …/…/… tarihinde taşınmazın eksik işlerinin tamamlanması ve teslimi adına ……Noterliği’nin …. Yevmiye nolu ihtarnamesiyle bir ihtarname göndermişse de, davalı yükleniciden herhangi bir cevap gelmemiş üstelik ihtara konu olan edimler de yerine getirilmemiştir. (EK – 2)

4-) Yukarıda izahına çalışılan sebeplerle, davalı yüklenicinin sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasında düzenlenen …/…/… tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile, uğranılan …. TL kira kaybı ve gecikme tazminatının tazmini için Mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 6098 S. K. m. 470, 471, 473.

HUKUKİ DELİLLER        :

1-Taraflar arasında düzenlenen …/…/… tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi

2-……Noterliği’nin …. Yevmiye nolu ihtarnamesi

3-Bilirkişi İncelemesi

SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, davalı yüklenicinin sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasında düzenlenen …/…/… tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile uğranılan …. TL kira kaybı ve gecikme tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tazminine yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, vekaleten talep ederiz…./…/…

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

Tehdit Suçu ve Cezası Nedir?

Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir.

Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir. Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir.

İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.

Şikayet hakkının hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.

Suç duyurusunda bulunulurken söz konusu suçun yasada sayılan maddi ve manevi unsurları değerlendirilmeli, suçun bütün unsurlarıyla ortaya çıktığına ilişkin iddialar maddeler halinde, gerçeğe uygun bir bütünlük içerisinde ortaya konmalı, kişisel değerlendirmelerden ve hukuki sorumluluk doğurabilecek ifadelerden kaçınılmalıdır.

Tehdit Suçu ve Cezası  

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur (5237 S. K. m. 106).

Tehdidin;

  1.  Silahla,
  2. Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  3. Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  4. Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (5237 S. K. m. 106).

Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir (5237 S. K. m. 106).

 

Silahla Tehdit ve Hakaret Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği 

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

YAKINAN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

ŞÜPHELİ

:

……….

SUÇ

:

Silahla Tehdit ve Hakaret Suçları

SUÇ TARİHİ

:

 

AÇIKLAMALAR               :

 1-) Müvekkilim … … … adresinde bulunan konutunda doğal gaz dönüşümü yaptırmak istemiş ve bu amaçla evde çalışmalara başlanmıştır. …/…/… tarihinde zemin karolarının kırılması sırasında çalışan hiltinin gürültüsünden rahatsız olan ve müvekkilin konutunun alt katında ikamet eden … … alt katın tavanına vurmuş ve bağırmış, bunun üzerine müvekkilim durumu anlatmak üzere … …’nin kapısına gitmiştir.

2-) Müvekkilim adabınca özür dileyerek çalışmanın iki gün içerisinde biteceğini anlatmaya çalışmışsa da şüpheli … … asabi davranışlarıyla ortamı germiştir. Karşılıklı bağrışmaya dönüşen tartışmanın ortasında şüpheli … … bir ara içeri girmiş ve hemen ardından elindeki bıçakla geri dönmüş, bıçağı müvekkilime doğrultarak “O makine bugün bir kez daha çalışırsa sonuçlarına katlanırsın!  Sıkıyorsa çalıştır! Çalıştırmayan şerefsizdir! Sende o g.t var mı?!” şeklinde sözler sarfederek bağırmıştır. Olaya şüphelinin karşı komşusu … … ve eşi … …  ile apartman kapıcısı … … de tanık olmuştur.

3-) Yukarıda anlattığımız oluşa göre müvekkilime karşı silahla tehdit ve hakaret suçlarını işlemiş bulunan … … hakkında şikayetçiyiz ve dava açılmasını talep etmekteyiz.

HUKUKİ NEDENLER      : 5237 S. K.  m. 106, 125 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        : Tanık beyanları ve diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüphelinin müvekkilime karşı gerçekleştirmiş olduğu fiiller nedeniyle cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini saygıyla talep ederiz.  ……….

Yakınan Vekili

   Avukat Salih BİROL

Silahla Tehdit Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği 

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

                                                                                                                     

YAKINAN   

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

ŞÜPHELİ

:

……….

SUÇ

:

Silahla Tehdit

SUÇ TARİHİ          

:

…/../…

AÇIKLAMALAR               :

1-) Müvekkilimiz … … … adresinde bulunan konutunda doğal gaz dönüşümü yaptırmak istemiş ve bu amaçla evde çalışmalara başlanmıştır. …/…/… tarihinde zemin karolarının kırılması sırasında çalışan hiltinin gürültüsünden rahatsız olan ve müvekkilin konutunun alt katında ikamet eden şüpheli … … ile tartışma yaşamıştır.

2-) Şüphelinin yaşanan bu tartışmanın gerçekleştiği akşam müvekkilimizin  evinin önüne akşam …:… saatlerinde alkollü olarak gelerek müvekkilimiz ve aile fertlerine karşı olarak “bu gece seni öldüreceğim, bu gece hepinizi temizleyeceğim… Sıkıyorsa ondan sonra bir daha gürültü yap bakalım” gibi sözler söyleyerek önce tüfeği müvekkilimize doğru yöneltip, daha sonra da havaya doğru iki el ateş etmiştir.

3-) Yukarıda anlattığımız oluşa göre müvekkilimize karşı silahla tehdit işlemiş bulunan şüpheli … … hakkında belirtilen suçun oluşmuş bulunmasından dolayı şikayet dilekçesinin verilmesi zorunlu hale gelmiştir.

HUKUKİ NEDENLER      : 5237 S. K.  m. 106 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        : Tanık beyanları ve diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEM            : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüphelinin müvekkilimize karşı gerçekleştirmiş olduğu fiiller nedeniyle cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

Yakınan Vekili

   Avukat Salih BİROL

                                              

BKNZ.

4.CD 2011/4806 E. 2011/4935 K.

YCGK. 2010/4-199 E. 2010/249 K.

4.CD 2010/3999 E. 2010/5160 K.

4.CD 2010/15709 E. 2010/12345 K.|D1149|

Tehdit Suçu Yargıtay Kararı -1

T.C. YARGITAY, 4.Ceza Dairesi , Esas: 2011/4806, Karar: 2011/4935, Karar Tarihi: 12.04.201

TEHDİT SUÇU – EYLEMİN SİLAHLA YAPILMASI – SANIĞIN OLAY ÖNCESİ TARTIŞTIĞI MÜŞTEKİLERİN EVİNİN ÖNÜNE ALKOLLÜ GELMESİ – EN AĞIR CEZAYI GEREKTİREN SİLAHLI TEHDİT SUÇUNDAN DOLAYI MAHKUMİYET KARARI VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Sanığın olay öncesi tartıştığı müştekilerin evinin önüne akşam saatlerinde alkollü olarak gelerek müştekilere karşı <bu gece seni öldüreceğim, bu gece hepinizi temizleyeceğim> gibi sözler söyleyerek önce tüfeği müşteki N.’e doğru yöneltip, sonrada havaya doğru iki el ateş etmek suretiyle gerçekleştiği kabul edilen eyleminin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla yakınana karşı işlenen zincirleme silahlı tehdit ve kuşku, kaygı, panik yaratacak şekilde silahla ateş etme suçlarını oluşturacağı ancak, en ağır cezayı gerektiren silahlı tehdit suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve yasal olmayan hukuki nitelendirme ile silahlı tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirir.

(5237 S. K. m. 43, 44, 51, 106)

Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığın olay öncesi tartıştığı müştekilerin evinin önüne akşam saatlerinde alkollü olarak gelerek müştekilere karşı <bu gece seni öldüreceğim, bu gece hepinizi temizleyeceğim> gibi sözler söyleyerek önce tüfeği müşteki N.’e doğru yöneltip, sonrada havaya doğru iki el ateş etmek suretiyle gerçekleştiği kabul edilen eyleminin, TCY.’nın 106/2-a, 43/2. maddelerine uyan, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla yakınana karşı işlenen zincirleme silahlı tehdit ve kuşku, kaygı, panik yaratacak şekilde silahla ateş etme suçlarını oluşturacağı ancak, TCY.’nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren silahlı tehdit suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve yasal olmayan hukuki nitelendirme ile silahlı tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi,

2- Kabule göre de, sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kumlan hüküm yönünden;

Sanığın, 3 aydan fazla hapis cezasına ilişkin adli sicil kaydının bulunmaması karşısında, 5237 sayılı TCY.’nın 51. maddesinin uygulama olanağının, <sanığın yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık> ölçütüne göre değerlendirilip tartışılması gerekirken, suçun işleyiş biçimi, kişiliği, suç sebep ve saikleri, kastın yoğunluğu gibi yasal olmayan gerekçeyle hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,

Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık B.A. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen aykırı olarak hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tehdit Suçu Yargıtay Kararı -2

T.C. YARGITAY Ceza Genel Kurulu , Esas: 2010/4-199, Karar: 2010/249, Karar Tarihi: 07.12.2010

TEHDİT SUÇU – HÜKMÜN SANIĞA TEBLİĞİNİN GEÇERLİ OLUP OLMADIĞI – SANIĞIN ADRESİNİN ARAŞTIRILMASI İÇİN EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE MÜZEKKERE YAZILMASI – MÜZEKKEREDE SANIĞIN SADECE İDDİANAMEDE BELİRTİLEN ADRES BİLGİLERİNE YER VERİLDİĞİ

ÖZET: Tebligat Yasası’nın 35. maddesi gereğince sanığa gerekçeli kararın tebliği, maddenin uygulanma koşulları bulunmadığından geçersiz olup, sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin yasal süresinde yapıldığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

(5237 S. K. m. 43, 53, 62, 106) (5271 S. K. m. 37, 98, 199, 296) (4721 S. K. m. 19) (7201 S. K. m. 32, 35) (5490 S. K. m. 1) (Tebligat Tüzüğü m. 13) ……….

…….. TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Yargıtay C. Başsavcılığı ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; hükmün sanığa tebliğinin geçerli olup olmadığı, buna bağlı olarak da, Özel Dairenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının onanmasına dair kararının isabetli bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Dosyanın incelenmesinde;

Sanığın kolluk görevlilerince beyanının saptandığı 13.06.2007 tarihli şüpheli ifade tutanağında;

İkamet adresinin, Dadaşkent E… Yapı Kooperatifi C Blok Kat:3, No:5 Erzurum; İş adresinin ise, Erzurum iş Merkezi K/1, No:53 Hikmet Kırtasiye Erzurum, şeklinde belirlendiği, ayrıca cep ve sabit telefon numaralarının da saptandığı,

İddianamede de bu tutanaktaki ikamet adresinin belirtildiği,

İddianame ve duruşma günü bilgilerini içeren davetiyenin belirtilen adrese tebliğ için gönderildiği, bu adrese giden posta görevlisince davetiyenin, <muhatabın gösterilen adreste tanınmadığı ve mahalle muhtarlığındaki kayıtlarda ismine rastlamadığının muhtarın vermiş olduğu tasdikli imzalı beyanından anlaşıldığı> açıklaması ile mahkemesine iade edildiği,

Mahkemece 07.07.2008 tarihli oturumda sanığın adresinin araştırılması için Erzurum Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı,

09.07.2008 tarihli adres araştırması için yazılan müzekkerede sanığın sadece iddianamede belirtilen adres bilgilerine yer verildiği, iş adresi ve telefon bilgilerine yer verilmediği,

Bu ara kararı gereğince sanığın adres araştırmasını yapan kolluk görevlileri M. C. ve Ö. S. tarafından düzenlenen 22.07.2008 günlü tutanakta: <E… Yapı Kooperatifi, C Blok Kat 3, No:5 sayılı yerde sanığın ikamet etmediği, adreste T. Ö. ve S. H. isimli şahısların ikamet ettiği, çevreden ve komşulardan sorulduğunda sanığın tanınmadığının …> belirtildiği,

Mahkemece 11.11.2008 tarihli duruşmada sanığın savunmasının tespiti için hakkında CYY’nın 199 ve 98. maddeleri gereğince yakalama emri çıkartıldığı,

Sanık hakkında çıkarılan yakalama emrinin 19.01.2009 günü infaz edildiği,. 19.01.2009 günü yakalanan sanık hakkında re’sen celse açılarak savunmasının saptandığı ve sanığın salı verilerek duruşmanın 26.02.2009 gününe bırakıldığı,

Sanığın savunmasının saptandığı 19.01.2009 günlü duruşmada, yine adresinin E… Yapı Kooperatifi, C Blok, Kat 3, No: 5 Dadaşkent/ Erzurum olarak tutanağa geçirildiği,

26.02.2009 günü ise sanığın yokluğunda karar verilerek, gerekçeli kararın yine bu adrese tebliğe çıkarıldığı,

24.04.2009 günü bu adrese giden Posta Dağıtıcısı tarafından, tebligat mazbatasına <Gösterilen adreste muhatabın tanınmadığı, D. A. H.’nun sözlü beyanıyla anlaşılmış ilgili mahalle muhtarlığında kaydı olmadığı …> gerekçesiyle tebligat evrakını n mahkemesine iade edildiği,

Mahkemece bu kez aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı, tebligat görevlisinin 16.05.2009 günü bu adresin kapısına tebligat evrakını yapıştırarak tebliğ işlemini gerçekleştirdiği,

Hükmün 26.05.2009 tarihinde kesinleştirilerek 27.05.2009 tarihinde infaza gönderildiği,

Sanığın 03.08.2009, 12.10.2009 tarihli dilekçelerine Yakutiye Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünden almış olduğu <Yerleşim Yeri ve Diğer Adres Belgesi> başlıklı belgeleri sunduğu, bu belgelerden Sanığın Erzurum, Aziziye İlçesi, A… Mahallesi, E… Sokak, Dış Kapı No: 4, Kapı No: 6 sayılı yerde oturduğu bilgilerine yer verildiği, sanığın hükmün kendisine tebliğ edilmediğini belirterek, temyiz istemi ve infazın durdurulması talebinde bulunduğu,

Sanığın temyiz isteminin Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesince 28.09.2009 gün ve 412-130 sayı ile, 5271 sayılı CYY’nın 296/1. maddesi uyarınca red edildiği, sanığa 09.10.2009 tarihinde tebliğ edilen red kararının da sanık tarafından yasal süresi içinde 12.10.2009 tarihinde temyiz edildiği, Özel Dairece yapılan incelemede, temyiz isteminin reddine ilişkin kararın onandığı, anlaşılmaktadır.

<Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti> başlığını taşıyan 7201 sayılı Tebligat Yasası’nın 35. maddesi; <Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.

Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.

Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır> hükmünü taşımaktadır.

Tebligat Yasası’nın 35. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları uyarınca yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için, ilgilinin kendisine veya adına tebliğ yapılabilecek kimselere bu adreste yasanın gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması, ilgilinin adresini değiştirmesine karşın yeni adresini yargı yerine bildirmemesi ve yeni adresin tebliğ memurunca da tespit edilememesi gerekmektedir.

Somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında saptanan <E… Yapı Kooperatifi, C Blok Kat 3, No: 5 Dadaşkent/Erzurum> adresinde kendisine hiçbir tebliğ yapılmamış olup, sanığın bu adreste ikamet etmediği, duruşma davetiyesine ilişkin tebliğ belgesine verilen yanıt, kolluk görevlileri M. C. ve Ö. S. tarafından düzenlenen 22.07.2008 tarihli tutanak ve 24.04.2009 tarihli tebligat mazbatasına verilen meşruhatla sabittir. Bu itibarla 16.05.2009 tarihinde yapılan tebliği 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları kapsamında geçerli saymak olanaksızdır.

Sanığın savunmasının saptandığı 19.01.2009 günlü oturumda adresi, <E… Yapı Kooperatifi, C Blok, Kat 3, No: 5 Dadaşkent/Erzurum> olarak saptanmış ise de, bu belirleme 7201 sayılı Yasanın 35. maddesinin 4. fıkrası kapsamında kabul edilemez, zira sanığın saptanan bu adreste ikamet etmediği daha önceden yapılan araştırma ile sabittir. Nitekim mahkemece de, bu adreste sanığa tebliğ yapılamaması nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarılarak, savunması saptanabilmiştir. Hal böyle iken tutanaktaki bu beyanın sehven yazıldığının kabulünde zorunluluk bulunduğundan, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35/4. maddesi hükmünün de somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Görüldüğü gibi 7201 sayılı Tebligat Yasası’nın 35. maddesi gereğince sanığa gerekçeli kararın tebliği, maddenin uygulanma koşulları bulunmadığından geçersiz olup, sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin, aynı Yasanın 32. maddesi gereğince yasal süresinde yapıldığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Bu itibarla Yerel Mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin verilen karar ile bu kararı onayan Özel Daire ilamı isabetsiz olup, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.06.2010 gün ve 12215-12321 sayılı, temyiz isteminin reddine ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Kurul Üyesi, yapılan tebliğin yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.06.2010 gün ve 12215-12321 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2010 günü yapılan müzakerede oyçokluğu ile karar verildi.

Tehdit Suçu Yargıtay Kararı -3

T.C. YARGITAY, 4.Ceza Dairesi, Esas: 2010/3999, Karar: 2010/5160, Karar Tarihi: 24.03.2010

SİLAHLA TEHDİT SUÇU – HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARINA KARŞI İTİRAZ YASA YOLUNUN ÖNGÖRÜLDÜĞÜ – DENETİM YETKİSİNİN YALNIZCA KOŞULLARIN İNCELENMESİYLE SINIRLI OLDUĞU – MAHKEMELERİN KENDİLİĞİNDEN YARGILAMA YAPAMAYACAKLARI

ÖZET: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yasa yolu öngörülmüş ve bu nedenle itirazı incelemekle görevli merciin denetim yetkisinin yalnızca bu karara ilişkin objektif ve sübjektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemekle sınırlı bulunduğu kabul edilmekte ise de, hukuk sistemimizde, bir ceza uyuşmazlığının mahkemenin önüne cumhuriyet savcılığınca düzenlenen iddianame ile veya kanunlarca yetkili kılınan merciin kararıyla getirilmesi zorunlu bulunup, mahkemelerin kendiliğinden bir iddia ile ilgili olarak yargılama yetkisinin bulunamayacağı ve hükmün ancak iddianamede gösterilen fiil hakkında verilebileceği gözetilmeksizin, dava açılmayan eylem hakkında mahkumiyete ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

(5237 S. K. m. 62, 106) (5271 S. K. m. 225, 231, 309) (5560 S. K. m. 23)

Dava: Silahla tehdit suçundan sanık S’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 62/1-2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair K. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2009 tarihli ve 2007/54 esas, 2009/62 sayılı kararına karsı yapılan itirazın reddine ilişkin Ç. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2009 tarihli ve 2009/962 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 28.01.2010 gün ve 4561 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2010 gün ve 23305 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Tebliğnamede <Dosya kapsamına göre, K. Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2007 tarihli ve 2007/344 soruşturma, 2007/130 esas, 2007/41 sayılı iddianamesi ile sanıklardan O. T.’ın hakaret ve silahlı tehdit suçlarından, diğer sanık S.’un ise hakaret suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı, mahkemece her iki sanık hakkında hakaret suçundan açılan davaların şikayetten vazgeçme sebebiyle düşürülmesine, sanık S. hakkında tehdit suçundan açılmış bir dava olmadığı halde, adı geçenin silahla tehdit suçundan mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün karıştırıldığı gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.> denilmektedir.

Karar: Gereği görüşüldü;

5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile CYY. nın 231. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu; mağdurun zararının karşılanmasını sağlaması ve daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki davranışlarının gelecekte tekrar suç işlemeyeceği kanısını uyandırması durumunda, belirlenecek denetim süresi sonuna kadar başka bir suç işlememesi koşuluyla, verilen hükmün sonuçlarının doğmasını önlemesi ve böylece kişiye işlediği suçun sonuçlarıyla yüzleşip pişmanlık duyarak mağdur, zarar görenler ve toplum karşısında hukuk kurullarına uygun ve barış içerisinde yaşaması için yeni bir olanak sunan hukuksal bir kurumdur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yasa yolu öngörülmüş ve bu nedenle itirazı incelemekle görevli merciin denetim yetkisinin yalnızca bu karara ilişkin objektif ve sübjektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemekle sınırlı bulunduğu kabul edilmekte ise de, hukuk sistemimizde, bir ceza uyuşmazlığının mahkemenin önüne cumhuriyet savcılığınca düzenlenen iddianame ile veya kanunlarca yetkili kılınan merciin kararıyla getirilmesi zorunlu bulunup, mahkemelerin kendiliğinden bir iddia ile ilgili olarak yargılama yetkisinin bulunamayacağı ve 5271 sayılı CYY. nın 225/1. maddesi uyarınca da hükmün ancak iddianamede gösterilen fiil hakkında verilebileceği gözetilmeksizin, dava açılmayan eylem hakkında mahkumiyete ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, yasaya aykırı görüldüğünden,

Sonuç: 5271 sayılı CYY. nın 309/4. maddesi uyarınca; K Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2009 tarihli ve 2007/54 esas 2009/62 sayılı kararının ve Ç. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2009 tarihli ve 2009/962 değişik iş sayılı kararının yasa yararına BOZULMASINA, bozma doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere müteakip işlemlerin K. Asliye Ceza Mahkemesince yerine getirilmesine 24.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Tehdit Suçu Yargıtay Kararı -4

T.C. YARGITAY, 4.Ceza Dairesi, Esas: 2010/15709, Karar: 2010/12345, Karar Tarihi: 23.06.2010

TEHDİT SUÇU – YASA YARARINA BOZMA İSTEMİ – SANIK HAKKINDA YARALAMA VE KAVGADA SİLAH ÇEKME SUÇLARINDAN DOLAYI DAVA AÇILDIĞI – SANIK HAKKINDA TEHDİT SUÇU NEDENİYLE AÇILMIŞ BİR DAVA BULUNMAMASINA KARŞIN MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULMASI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Yasa yararına bozma isteğine konu dosyada, açıklanan iddianame içeriğine göre hangi sanık hakkında hangi eylemden dolayı dava açıldığının belirli olmadığı, fakat sevk maddelerine göre sanık M… T… hakkında yaralama ve kavgada silah çekme suçlarından dolayı dava açıldığının belirtildiği, mahkemenin ise kavgada silah çekme suçunun yaralamaya teşebbüs olarak nitelik değiştirdiğinin kabul edilmesine karşın, yaralama suçu nedeniyle hüküm kurulmadığı, fakat sanığın savunmasının alındığı tarihe göre beş yıllık dava zamanaşımının dolduğu ve bu hususta mahkemesince düşme kararı verilebileceğinin anlaşıldığı, diğer taraftan bu sanık hakkında tehdit suçu nedeniyle açılmış bir dava bulunmamasına karşın mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı bulunmuştur.

(5237 S. K. m. 29, 35, 50, 52, 62, 86, 106) (5271 S. K. m. 225, 309) (765 S. K. m. 102)

Dava: Tehdit suçundan sanık M… T…’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 29, 62/1, 50/1, 52/2.maddeleri uyarınca 1.800.00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kahramanmaraş 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 30.06.2008 tarihli ve 2004/589 esas, 2008/727 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 11.05.2010 gün ve 2010/29919 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2010 gün ve 2010/121810 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Karar: Tebliğnamede <Tüm dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1.maddesindeki <Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.> şeklindeki düzenlemeye göre, 28.05.2004 tarihli Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanık hakkında tehdit suçundan açılmış bir dava olmadığı gibi, iddianame anlatımında da tehdit eyleminden bahsedilmediği halde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir> denilmektedir.

Gereği görüşüldü;

İncelenen dosyada, 28.5.2004 tarihli iddianamenin sevk maddesinde sanıklardan M… T… hakkında yaralama ve kavgada silah çekme suçları nedeniyle, M… B… hakkında yaralama ve A. B…… adındaki sanık hakkında tehdit suçu nedeniyle kamu davasının açıldığı belirtilmesine karşın, davaya konu eylemlerin anlatıldığı bölümde;

<Olay günü saat 14’00 sıralarında işyeri önünde otururken sanıkların müştekiyi M… B…’in silah çektiğini, ellerinde sopalarla saldırdıklarını, kendini korumak için dükkana girdiğini sanıkların da ayakkabı dükkanına girip emanetin 2004/505 sırasında kayıtlı ekmek bıçağı ile M… T…’un yaralayıp sopa ile dövdükleri dövdüklerini kendisini darp eden sanıklardan M… B…’in elindeki sopa ile saldırdıkları bu nedenle sanıklardan şikayetçi olduğunu incelenen hazırlık evrakı, sanıkların ikrarı, doktor raporları, dinlenen tanık beyanlarına göre sanıkların suçu sübut bulunmakla……> şeklinde olayın açıklandığı, bu anlatıma göre hangi sanık hakkında hangi eylem nedeniyle dava açıldığının belirli olmamasına karşın, sevk maddelerine göre mahkemenin; sanıklar M… B…’in ve M… B…’in, yakınan sanık M… T…u yaralama suçu nedeniyle cezalandırılmasına, yakınan sanık M… T…’un ise hakkında kavgada silah çekme suçundan açılan dava yönünden, suçun nitelik değiştirmesi nedeniyle eylemin yakınan sanık M… B…’i yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturacağı görüşüyle TCY.nın 86/2, 86/3-e, 35,29, 52. Maddeleri uyarınca 600 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verdiği, ayrıca her ne kadar iddianamede A.Bilgiç adındaki bir sanığın tehdit suçundan cezalandırılması istenmekte ise de, bu isimde bir sanığın olmaması ve iddianame eklerine ve oluşa göre tehditle ilgili suçlamanın sanık M… T… hakkında olduğu gerekçesiyle bu sanık hakkında TCY.nın 106/1, 29, 50. Maddeleri gereği 1.800 YTL adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.

CYY. nın 225/1. maddesi uyarınca; <hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir.> Dolayısıyla, yargılama hukukumuzda kabul edilen sisteme göre, mahkemenin hakkında dava açılmayan bir konuda yargılama yapması ve hüküm kurması olanaklı bulunmamaktadır.

Sonuç: Yasa yararına bozma isteğine konu dosyada, açıklanan iddianame içeriğine göre hangi sanık hakkında hangi eylemden dolayı dava açıldığının belirli olmadığı, fakat sevk maddelerine göre sanık M… T… hakkında yaralama ve kavgada silah çekme suçlarından dolayı dava açıldığının belirtildiği, mahkemenin ise kavgada silah çekme suçunun yaralamaya teşebbüs olarak nitelik değiştirdiğinin kabul edilmesine karşın, yaralama suçu nedeniyle hüküm kurulmadığı, fakat sanığın savunmasının alındığı 13.1.2005 tarihine göre 765 sayılı TCY. nın 102/4. maddesindeki 5 yıllık dava zamanaşımının dolduğu ve bu hususta mahkemesince düşme kararı verilebileceğinin anlaşıldığı, diğer taraftan bu sanık hakkında tehdit suçu nedeniyle açılmış bir dava bulunmamasına karşın mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı bulunduğundan 5271 sayılı CYY’nın 309/4-d maddesi uyarınca; Kahramanmaraş 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.6.2008 tarih ve 727 sayılı kararının Yasa Yararına BOZULMASINA, bozulan kararda sanık M… T… hakkında tehdit suçu nedeniyle TCY. nın 106/1, 29, 50. maddeleriyle kurulan 1.800 YTL adli para cezası şeklindeki hüküm fıkrasının karardan çıkartılması suretiyle yasaya aykırılığın giderilmesine, karardaki öbür hususların olduğu gibi bırakılmasına, 23.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

 

Fuzuli ( Haksız ) İşgal  Tahliye Davası Dilekçe Örneği 

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                                : xx xx

VEKİLİ                           : Av. Salih BİROL  – Kayalıbağ Mah. T. Cemal          Beriker Bul. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

DAVALI                                : xxx xxx

KONU                              : Fuzuli İşgal Nedeniyle Tahliye Talebimizden        İbarettir.

AÇIKLAMALAR                 :

1-Davalı, Adana İli, … İlçesi, … Apartmanı B Blok Zemin Kat adresinde bulunan müvekkile ait apartman dairesinde hiçbir hakka dayanmadan, (intifa, sükna, kira vb.) malik ya da kira sözleşmesi olmadan yerleşmiş bulunmaktadır.

2-Davalının haksız olarak yerleşmiş olduğu söz konusu dairenin mülkiyeti … … Apartmanına ait olup, söz konusu daire Adana … Noterliği’nin … tarih ve .. yevmiye no’lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre de ortak alan vasfındadır. (EK-1) (Tapu Kayıtları ve Mimari Proje incelendiğinde de söz konusu dairenin ortak alan vasfında olduğu ortaya çıkacaktır.)

3-Müvekkil, davalıya yaklaşık 1,5 yıldan beri vaki tecavüzü sona erdirmesi konusunda sözlü uyarılarda bulunmuş ve Adana … Noterliği’nin … tarih ve 09107 yevmiye no’lu tahliye istemine ilişkin ihtarnamesi de (EK-2) tarafımızca davalıya gönderilmiştir.

4-Davalı ise Adana … Noterliği’nin … tarih ve … yevmiye no’lu cevabi ihtarnamesi (EK-3) ile söz konusu daireyi müteahhit firmadan sözleşme karşılığı bedelini ödeyerek satın aldığını, ilgili belediyeye tadilat projesi verildiğinden tapusunu alamadığını, söz konusu dairede değişiklikler yaptığını ve maliki olduğunu iddia ederek haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tecavüze devam etmiştir.

5-Davalının göndermiş olduğu söz konusu cevabi ihtarnamesindeki iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Çünkü söz konusu ….. Parselde kain B Blok Zemin Katta bulunan daireye ortak alan vasfında olduğundan kat malikleri payları oranında maliktir.

6-Gerek Adana …. Noterliği’nin … tarih ve 03180 yevmiye no’lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, gerek mimarı proje ve tapu kayıtları incelendiğinde söz konusu dairenin ortak alan vasfında olduğu ve ortak alan vasıflı bir dairenin satışının da müteahhit firma tarafından yapılamayacağı 634 sayılı KMK ve ilgili mevzuat hükümleri gereği sabittir.

7-Ayrıca söz konusu daire için ilgili belediyeye verilen herhangi bir tadilat projesi de yoktur. Davalı, söz konusu bina inşaatini yapan müteahhit .. … ’ın gayriresmi ortağı olan … … isimli şahsın dini nikahlı eşidir. Bu hususa ilişkin tanıklarımızda mevcuttur. Davalı, müvekkilime gerçek dışı ifadelerde bulunarak oyalama çabalarına girmekte, maliki olmadığı daireye malik gibi davranarak müvekkillerimi mağdur etmektedir.

8-Söz konusu taşınmazın mimari projesi (EK-4) incelendiğinde Akar Park Apartmanı B Blok zemin kat; GİRİŞ HOLÜ, ELEKTRİK PANO ODASI, KREŞ, MESCİT, SPOR ODASI olarak belirlenmiştir. Ayrıca MESCİT odası yapıldığı halde davalı tarafından tekrar yıktırılmıştır. Bu hususa da kat maliklerinden .. … tanıktır. Zaten davalı göndermiş olduğu cevabi ihtarnamede (EK-3) söz konusu dairede değişiklikler yaptığını kabul etmiş, müvekkillerin maliki olduğu dairenin yapısını bozmuştur.

9-Davalı hakkında hakkı olmayan yere tecavüz, mala zarar verme, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçlarından Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2020/…. soruşturma no’lu dosyası ile şikayette bulunulmuştur. 

10-Sayın makamınızca da takdir edileceği üzere müvekkillerim maliki olduğu daireyi kullanamamaktadır. Davalının, malik ya da kira sözleşmesi olmamasına rağmen, müvekkillerin taşınmazına haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tecavüzde bulunduğu sabittir. Davalıya yapılan yazılı ve sözlü uyarıların sonuçsuz kalması üzerine mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER        : 6100 S. K. m. 4, 6, 119, 6098 S. K. m. 323. 634 S.K. m. 16,33

HUKUKİ DELİLLER          :

  • Adana … Noterliği’nin 03.02…. tarih ve … yevmiye no’lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi
  • Adana … Noterliği’nin 18.05….. tarih ve … yevmiye no’lu tahliye istemine ilişkin ihtarnamesi
  • Adana … Noterliği’nin 22.05…. tarih ve … yevmiye no’lu cevabi ihtarnamesi
  • Söz konusu taşınmazın mimari projesinin celbi (Sarıçam Belediyesi)
  • …  ait tapu kayıtlarının celbi.
  • Tapu Kayıtları, Keşif , Bilirkişi, Tanık  her türlü yasal delil.            

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda izah edilen ve re’sen gözetilecek sebepler dahilinde, davalının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tecavüzde bulunduğu Adana İli, …  İlçesi, …. Mahallesi, …. Sokak, No: … … Apartmanı B Blok Zemin Kat adresindeki taşınmazdan tahliyesine,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 06.07.2020

Davacı Vekili

          Av. Salih BİROL

fuzuli ( haksız ) işgal dava
fuzuli ( haksız ) işgal – dava dilekçe örneği

 

Fuzuli ( Haksız ) İşgal Tahliye İhtarname Örneği

İHTARNAME

İHTAR EDEN

:

… …  Apartmanı A ve B Blok Yönetim Kurulu Adına Yetkilisi : Ad- Soyadı – T.C. – Adresi

VEKİLİ

:

Av. Salih BİROL – Kayalıbağ Mah. T. Cemal Beriker Bul. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

İHTAR EDİLEN

:

Adı – Soyadı – T.C. – …. Sarıçam/ADANA

KONU

:

Fuzuli işgal nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR                     :      Sayın Muhatap ;

1-) Adana İli, Sarıçam İlçesi, … Mahallesi, … Sokak No:.. adresinde bulunan …. Apartmanı B Blok zemin katta bulunan dairede hiçbir hakka dayanmadan malik ya da kira sözleşmeniz olmadan yerleşmiş bulunmaktasınız.  Yerleşmiş olduğunuz söz konusu daire …  Apartmanına aittir. Tarafınıza herhangi bir sebeple (kullanma, oturma, kira vb.) hakkı da tanınmamıştır.

Haksız olarak yerleşmiş olduğunuz dairede işgalci konumundasınız. Yaklaşık bir buçuk yıllık zaman dilimi içerisinde …  Apartmanına ait söz konusu dairede oturmaya devam etmiş; müvekkilimiz, diğer yönetim kurulu üyeleri ve kat malikleri tarafından sözlü olarak defalarca uyarılmanıza rağmen evi terk etmemiş olduğunuz anlaşılmaktadır. Bu süreç içerisinde tarafınızca, müvekkillere  herhangi bir kira  ödemesi de yapılmamıştır.

2-)  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ nun 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.“ düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 154. Maddesinde de;

“(1) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.”  Şeklinde  Hakkı Olmayan Yere Tecavüz  Suçu tanımlanmıştır.

Yapmış olduğunuz eylem hukuk düzeni sınırları içerisinde suç teşkil etmektedir. Hakkınızda Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette de bulunulacaktır.

Yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı müvekkillere ait taşınmazı 14 gün içinde tahliye etmenizi, aksi halde savcılığa suç duyurusunda bulunacağımızı ve hukuk mahkemelerinde elatmanın önlenmesi, ecrimisil (tazminat) talep edeceğimizi, bunun sonucunda ortaya çıkacak olan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tarafınıza yükleneceğini ihtaren bildiririz. 18.05.2020

                                                                                                         İhtar Eden Vekili

     Av. Salih BİROL

Sayın Noter;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. 18.05.2020                              

 İhtar Eden Vekili

                                                                                                         Av. Salih BİROL

 

Fuzuli İşgal – Mala Zarar Verme ve Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu Şikayet Dilekçesi 

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI‘NA

YAKINAN

:

…… Apartmanı A ve B Blok Yönetim Kurulu

Yetkilisi  Ad – Soyad – T.C. – Adres

VEKİLLERİ

:

Av. Salih BİROL – Kayalıbağ Mah. T. Cemal Beriker Bul. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan /ADANA

ŞÜPHELİ

:

Ad – Soyad – T.C. – Adres 

SUÇ

:

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz , Mala Zarar Verme, İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme (TCK 154, 151, 153)  

AÇIKLAMALAR                 :   1-) Adana İli, Sarıçam İlçesi,  … Mahallesi, … Sokak, No: … … Apartmanı B Blok zemin katta bulunan daire ortak alan vasfında olup, Adana … Noterliği’nin 03.02.2017 tarih ve …  yevmiye no’lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi (EK-1) , imarı planı ve tapu kayıtları incelendiğinde de ortak alan olduğu ortaya çıkacaktır.

Şüpheli, ortak alan vasfındaki Adana İli, Sarıçam İlçesi,  … Mahallesi, … Sokak, No: … … Apartmanı B Blok zemin katta bulunan daireye hiçbir hakka dayanmadan, malik ya da kira sözleşmesi olmadan yerleşmiştir. Müvekkillerim, şüpheliye yaklaşık 1,5 yıldan beri vaki tecavüzü sona erdirmesi konusunda sözlü uyarılarda bulunmuş ve Adana … Noterliği’nin 18.05.2020 tarih ve … yevmiye numaralı tahliye istemine ilişkin ihtarnamesi (EK-2) de tarafımızca şüpheliye gönderilmiştir.

2-) Şüpheli ise, Adana … Noterliği’nin 22.05.2020 tarih ve 11482 yevmiye no’lu cevabi ihtarnamesi (EK-3) ile söz konusu daireyi müteahhit firmadan sözleşme karşılığı bedelini ödeyerek satın aldığını, belediyeye tadilat projesi verildiğinden tapusunu alamadığını, söz konusu dairenin maliki olduğunu, iddia ederek söz konusu uygulamaya devam etmiştir. Şüphelinin iddiaları gerçek dışı olup, Adana İli, Sarıçam İlçesi, … Mah. … Ada, … parselde kain B Blok Zemin katta bulunan taşınmaz ortak alan vasfında olduğundan kat malikleri payları oranında maliktir.

Gerek  Adana … Noterliği’nin 03.02.2017 tarih ve … yevmiye no’lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, gerek imar planı ve tapu kayıtları incelendiğinde söz konusu dairenin ortak alan vasfından olduğu ve ortak alan vasıflı bir dairenin satışının da müteahhit firma tarafından yapılamayacağı sabittir. Ayrıca söz konusu daire için ilgili belediyeye verilen herhangi bir tadilat projesi de yoktur.

3-) Söz konusu taşınmazın mimari projesi (EK-4) incelendiğinde B blok zemin kat için giriş holü, elektrik pano odası, kreş, mescit, spor odası olarak belirlenmiştir. Mescit odası yapıldığı halde şüpheli tarafından tekrar yıkılmış bu duruma da … …. tanıktır.

Hatta şüpheli … …. ’e bir konuşmasında benim bu dairenin tapusunu alabilmem için sizin imza vermeniz gerekiyor demiştir. Şüpheli göndermiş olduğu cevabi ihtarnamede (EK-3) söz konusu dairede değişiklikler yaptığını kabul etmiş, müvekkillerin maliki olduğu dairenin yapısını bozmuş, mala zarar verme ve ibadethanelere zarar verme suçu  sübut bulmuştur.

Şüpheli,  inşaati yapan müteahhit … …. ’ın gayrıresmi ortağı olan … …. isimli şahsın dini nikahlı eşidir. Bu husus aşağıda isimleri yazılı tanık beyanlarıyla da ortaya çıkacaktır. Şüpheli, müvekkillerime gerçek dışı ifadelerde bulunarak oyalama çabalarına girmekte, maliki olmadığı daireye malik gibi davranarak müvekkillerimi mağdur etmektedir.       

 4-) Sayın makamınızca da takdir edileceği üzere, müvekkillerim, maliki olduğu daireyi kullanamamaktadır. Yapılan sözlü ve yazılı uyarıların sonuçsuz kalması, söz konusu daireden bir süredir yararlanamıyor olması nedeniyle uğradığı zarar ve şüphelinin uyarılar karşısında gösterdiği pişkin tavırları, müvekkilimin sayın makamınıza işbu suç duyurusunda bulunmaya karar vermesine neden olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER        : 5237 S. K. m. 154,  5271 S. K. m. 158 ve ilgili diğer tüm yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER          : Müvekkile ait taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının celbi, keşif ve bilirkişi incelemesi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, ihtarname,  tanık beyanları ve ilgili diğer tüm yasal deliller.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, şüpheli hakkında “hakkı olmayan yere tecavüz”, “ mala zarar verme” ve “ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme” suçları nedeniyle kamu davası açılmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederim. 12.06.2020

                                                                                  Yakınan Vekili

Av. Salih BİROL

Tanıklarımız:

  1.  Ad – Soyad – T.C. – Adres
  2.  Ad- Soyad – T.C. Adres

EK:

  • Adana 18.. Noterliği’nin ….. tarih ve ….. yevmiye no’lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi
  • Adana 2… Noterliği’nin … tarih ve …… yevmiye numaralı tahliye istemine ilişkin ihtarnamesi
  • Adana 11…. Noterliği’nin …. tarih ve 11… yevmiye no’lu cevabi ihtarnamesi
  • Mimarı proje
  • Vekaletname

Fuzuli ( Haksız ) işgal kaymakamlık makamına yapılan başvuru dilekçesine  buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.  

 

Süre Tutum Dilekçesi Örneği İstinaf 

 

…. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

Gönderilmek Üzere

… CEZA MAHKEMESİ’NE

 

DOSYA NO                                      : …/…E.

SÜRE TUTUM İSTEMİNDE

BULUNAN SANIK                        :

MÜDAFİİ                                         :

ADRESİ                                           :

SUÇ                                                   :

SUÇ TARİHİ                                   : …/…/…

KARAR TARİHİ                            : …/…/…

KONU                                               : …Ceza Mahkemesi’nin …/…/… gün …/… E. …/… K. sayılı kararının istinaf incelemesine yönelik süre tutum istemimizi içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALAR                           :

  1. Mahkemenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan dosyanın …/…/… tarihinde yapılan son duruşmasında, iddia makamının mütalaası doğrultusunda[1], üzerine atılı bulunan suçtan dolayı müvekkil sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
  2. Sayın mahkemenizin yukarıda numarası yazılı kararının eksik inceleme sonucu alındığı, dolayısıyla usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatindeyiz.
  3. Usul gereği, istinaf yoluna başvurma süresinin hükmün açıklanmasıyla başlaması nedeniyle, iş bu süre tutum dilekçesini mahkemenize sunmak zorunluluğu doğmuştur. Gerekçeli kararın tarafımıza tebliğini müteakip hazırlayacağımız ayrıntılı istinaf dilekçemizi  sunacağız. 

SONUÇ VE İSTEM                                    : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkil sanık hakkında verilen karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunduğumuzu bildiriyor, istinaf yoluna başvurma süresinin korunmasını teminen, işbu süre tutum dilekçesini mahkemenizin tetkikine sunuyoruz.  …/…/…                                                                         

            Sanık Müdafii 

Av. Salih BİROL

Ceza Kararlarında İstinaf Süresi Ne Kadar?

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (5271 S. K. m. 273)

Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. (5271 S. K. m. 275)

Re’sen İstinaf Mahkemesince İncelenen Hükümler Nelerdir?

İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. (5271 S. K. m. 272)

Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (5271 S. K. m. 272)

İstinaf Yoluna Başvurulamayan Hükümler Nelerdir?

Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. (5271 S. K. m. 272)

 

Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz. (5271 S. K. m. 273)

Eski Hale Getirme İsteminde Bulunulan Haller?

Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. (5271 S. K. m. 274)

Hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir. (5271 S. K. m. 277)

İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.(5271 S. K. m. 283)

 

 

Karşı Dava ve Cevap Dilekçesi Örneği Boşanma

…. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

( Aile Mahkemesi Sıfatıyla ) 


Dosya No                      : 2019/ … E.

Davalı-Karşı Davacı : EMRE …

Vekilleri                       : Av. Salih BİROL

Davacı-Karşı Davalı: … ….

D. Konusu                  : Karşılık Dava ve Dava Dilekçesine Cevaplar

(Karşı dava ve dava dilekçesine cevap boşanma ) Yukarıda esas numarası yazılı mahkemeniz dosyası ile müvekkil aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açmıştır. Açılan davada davacı taraf aylık 750 TL tedbir / yoksulluk nafakası ile evlilik birliği içerisinde birlikte edinildiğini iddia ettiği taşınmazların 1/2′ sinin tapuda adına tescilini talep etmiştir. Açılan dava haksız ve yersiz olup reddi gerekmektedir.

1-Derdestlik İlk İtirazı:
Taraflar arasında aynı gerekçe ile ….. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi 2018/…  E. Sayılı dosyası ile açılmış bulunan boşanma davası mevcut olup taraflarca takip edilmemesi sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ancak işbu davanın açıldığı tarih itibariyle bu karar kesinleşmemiştir. Bu nedenle derdestlik itirazında bulunuyoruz. Derdestlik nedeniyle davacı-karşı davalı tarafın davasının öncelikle usulden reddi gerekir.

2-Davacı-karşı davalı taraf dava dilekçesinde boşanma gerekçesi olabilecek somut olay ve olgu ileri sürmeksizin evlilik birliği içerisinde edinildiğini iddia ettiği mal varlığının 1/2′ sinin tapuda kendi adına tescilini talep etmiş olup bu talep niteliği gereği ayrı bir davanın konusunu oluşturur. Anılan taleple ilgili dava boşanma şartına tabidir, boşanma kararı kesinleşmeden açılamaz. Boşanma kararının kesinleşmesi dava şartıdır. Bu nedenle öncelikle davacının evlilik birliği içerisinde edinildiğini iddia ettiği mal varlığının 1/2′ sinin tapuda kendi adına tescili talebi yönünden davanın tefriki ve akabinde de boşanma kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle bu taleple ilgili davanın usulden reddi gerekir.

3-Davacı-karşı davalı taraf dava dilekçesinde boşanma talebi dışında boşanmaya sebebiyet veren olay ve olguları, vakıaları belirtmemiş, somut bir gerekçe ileri sürmemiştir. Dava dilekçesinde bildirilen tanıklar tarafları tanımadığı gibi evlilikle ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmayan kişilerdir.

4-Müvekkil ile davacı-karşı davalı 2016 yılında kaçarak evlenmişlerdir. Bu tarihte davacı-karşı davalının henüz reşit olmaması sebebiyle evliliğe izin davası sonucu mahkeme kararı ile evlenebilmişlerdir. Eşlerin bu evliliklerinden müşterek çocukları bulunmamaktadır. Davacı-karşı davalının müvekkil ile kaçarak evlenmesi sebebiyle ailesi davacı-karşı davalıya tavır almış, küsmüş ve konuşmamışlardır. Davacı – karşı davalının ailesinin bu süreçte barışmak istememeleri ağır sözler sarfetmeleri yüzünden davacı – karşı davalı eş bunalıma girmiş ve bileklerini keserek intihar girişiminde dahi bulunmuştur. Halen davacı – karşı davalının bileklerinde bu izler mevcuttur.

Eşler evlendikten sonra ……’ a yerleşmişler ve fiili evlilik süresince de burada oturmuşlardır. Evlilik süresince, 14 ay boyunca davacı-karşı davalı eş ailesinin istememesi sebebiyle ailesiyle görüşmemiş, iletişim kurmamıştır. 2017 yılı Ramazan Bayramı’ ndan önce davacı – karşı davalının ailesi davacı – karşı davalıyı aramış ve görüşmek istediğini, müvekkili eşi olarak kabul etmediklerini, müvekkille görüşmek barışmak istemediklerini, davacı-karşı davalının tek gelebileceğini söylemişlerdir. Bunun üzerine müvekkil davacı-karşı davalı eşi ailesinin yanına göndermiştir. Ailesinin, davacı-karşı davalıya kaçarak evlenmesi nedeniyle kızgın olmaları yüzünden olası bir zararın, kötü davranışın önüne geçmek adına da müvekkilin abisi … …  ile birlikte gitmişlerdir.

Bayramdan sonraki süreçte davacı – karşı davalı tekrar …….’ a müşterek konuta dönmüş ancak müvekkile karşı tutum ve davranışları değişmiş, sürekli kavga çıkarmaya, müvekkile hakaretler etmeye, evdeki tüm eşyalara zarar vermeye başlamış, müvekkilden boşanmak istediğini, müvekkili sevmediğini, ailesinin yanına dönmek istediğini söylemiştir. Davacı – karşı davalının ailesinin yanına gittiği kısa sürede ailesiyle ne koşulduğu, neler yaşandığı konusunda müvekkilin hiç bir bilgisi olmadığı gibi davacı – karşı davalı da bu konuda herhangi bir şey anlatmamış ve sürekli anlatmaktan imtina etmiştir.

Müvekkil davacı – karşı davalı eşi evlilik birliğini devam ettirmeye ikna edemeyeceğini anlayıp sürekli huzursuzluk ve kavga çıkarmasına, hakaretlerine ve aşağılamalarına maruz kalınca evlilik birliğini devam ettirmeye çalışmanın bir faydası olmadığını anlayınca da taraflar …..  Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi 2018/… E. Sayılı dosyası ile boşanma davası açmışlardır.

Tarafların birlikte boşanma davası açmalarının üzerinden 1 ay kadar sonra, Aralık 2018′ de davacı – karşı davalı eş evden ayrılmak ve ailesinin yanına gitmek istemiştir. Müvekkil işten dönüp bu konuyu konuşmak istediğinde de davacı – karşı davalı sokak ortasında bağırıp çağırmaya, müvekkile hakaret etmeye ve kendini paralamaya başlamış ve çevredeki insanlar da müvekkilin davacı – karşı davalıya zarar verdiğini düşünerek müvekkili darp etmişler ve bu surette karakolluk olmuşlardır. Polis merkezinde davacı – karşı davalının herhangi bir şiddet veya darp olayına maruz kalmadığı ve şikayetçi de olmadığı anlaşılınca müvekkil serbest bırakılmıştır. Ertesi sabah ise davacı – karşı davalının ailesi gelerek davacı – karşı davalıyı da alarak Adana’ ya dönmüşlerdir. Eşler Aralık 2018′ den bu yana fiilen ayrı yaşamaktadırlar.

Fiili ayrılık sürecinde müvekkilin barışma girişimlerine davacı – karşı davalı eş yanaşmadığı gibi müvekkile ve müvekkilin ailesine de hakaret ve tehdit etmiştir. Hatta davacı – karşı davalı daha da ileri giderek müvekkilin annesine ağza alınmayacak hakaretler sarfedip müvekkilin babasının gerçek babası olmadığını, DNA testi yaptırmasını dahi istemiştir. Müvekkilin barışma girişimleri sonuçsuz kalmıştır. Eşlerin tekrar bir araya gelme ve evlilik birliğini yeniden tesis etme imkanı da kalmamış olup evlilik kağıt üzerinde kalmış durumdadır.

Evlilik süresi boyunca müvekkilin davacı – karşı davalı eşe karşı en küçük kötü davranışı veya sözü dahi olmamıştır. Eşlerin kaçarak evlenmeleri nedeniyle müvekkil ve ailesi davacı – karşı davalı eş konusunda daha hassas davranmışlardır. Bu nedenledir ki davacı – karşı davalı eş müvekkile karşı boşanma nedeni oluşturabilecek, kusur nedeni sayılabilecek bir olay veya davranış isnat edememektedir. Davacı – karşı davalı eş kaçarak evlenmeleri nedeniyle ailesinin baskısına dayanamayarak bu evliliği bitirmiştir.

Gerek dava dilekçesi ve gerekse yukarıdan beri zikredilen olaylar birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin sona ermesine sebebiyet veren olaylarda davacı – karşı davalı eş tam kusurludur; müvekkilin ise kusuru bulunmamaktadır. Davacı – karşı davalı eşin müvekkile karşı sarfettiği hakaret içerikli sözleri sebebiyle müvekkilin bir ömür boyu mutlu yuva kurma hayallerini yıkmış, manevi olarak onarılmaz yaralar açmıştır. Bu nedenle müvekkilin manevi tazminat talebi bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle tam kusurlu olan tarafın boşanma isteme ve nafaka talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı – karşı davalı eşin boşanma davası ile nafaka taleplerinin reddi; karşılık boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve müvekkilin manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.

DELİLLER

  1. Nüfus kayıtları
  2. Sosyal ve ekonomik durum araştırmaları
  3. ….. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/ … E sayılı dosyası
  4. Tanık anlatımları (isim ve adresleri bilahare bildirilecektir)
  5. Sair yasal deliller

Talep :
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle:
1-Davacı-karşı davalı tarafın haksız ve yersiz boşanma davası ile nafaka taleplerinin reddine,
2-Karşılık boşanma davamızın kabulü ile eşlerin evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına,
3-Davacı-karşı davalı eşin müvekkile 20.000,00 TL manevi tazminat ödemesine,
4-Her iki dava yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı – karşı davalı eş üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederim.


Davalı – Karşılık Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

Boşanma Mal Paylaşımı Cevap Dilekçesi Örneği -2 

 

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

(Aile Mahkemesi Sıfatıyla)

Dosya No : 2019/ E.

Davalı      : 

Vekilleri  : Av. Salih BİROL

Davacı     :

Olaylar :
1-… Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/… E sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açılmış ve bu davada davacı tarafın evlilik birliği içerisinde birlikte edinildiğini iddia ettiği taşınmazların 1/2′ sinin tapuda adına tesciline yönelik talebi resen tefrik edilerek yukarıda numarası yazılı esasa kaydedilmiştir.

2-Davacı taraf hangi malları dava konusu ettiğini ve değerlerini açıkça belirtmemiş ve belirttiği mallara ilişkin olarak yatırılması gerekli harçları yatırmamıştır. Öncelikle davacı tarafa hangi malları dava konusu ettiğinin, dava konusu ettiği mallara ilişkin tapu kayıt bilgilerinin ve talep ettiği dava değerinin açıklattırılması ve harç tamamlattırılması gerekmektedir.

3-Dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla davacı taraf evlilik birliği içerisinde birlikte edinildiğini iddia ettiği ve mülkiyeti tapuda müvekkil adına bulunan Ankara / …….’ da bulunan ev ile …… mahallesindeki taşınmazlara yönelik talepte bulunmuştur.

4-Davacı taraf evlilik birliği içerisinde edinildiğini iddia ettiği taşınmazların 1/2′ sinin tapuda kendi adına tescilini talep etmiştir. Davacının mal rejiminden kaynaklı böyle bir talepte bulunma hakkı yasal olarak bulunmamaktadır. Davacı ancak evlilik birliği içerisinde edinildiğini iddia ettiği dava konusu taşınmazlara yönelik olarak mal rejiminden kaynaklı katılma alacağı talebinde bulunabilir. Bu haliyle davacının tapu iptali ve tescil isteme hakkı bulunmaması nedeniyle davasının reddi gerekmektedir.

5-Eşler 22.05.20… tarihinde evlenmişlerdir. Evlilik tarihinde ayrı bir mal rejimi anlaşması bulunmadığından evlilik tarihi itibariyle eşler arasındaki mal rejimi yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimidir. Ancak eşler …. 5. Noterliğinin ….. tarih ve …. yevmiye numaralı sözleşmesi ile mal ayrılığı Rejimi sözleşmesi yapmışlardır. Bu tarihten itibaren de eşler arasında geçerli olan mal rejimi Mal ayrılığıdır.

6-Davaya konu edilen taşınmazlardan …. Mah. … Ada 8 Parsel … Kat … numaralı bağımsız bölüm evlilik birliği içerisinde müvekkil tarafından 190.000,00 TL’ ye alınmıştır. Ancak bu taşınmaz, müvekkilin evlenmeden önce edinmiş olduğu ve TMK 220 maddesi kapsamında kişisel malı olan Adana Kozan …… Mah. … Ada … parsel sayılı taşınmazın satılmasıyla alınmıştır. Müvekkil Adana Kozan …. Mah. … Ada … parsel sayılı taşınmazı …. TL’ ye …. isimli birine …. tarihinde satmıştır. Satış bedeli müvekkilin banka hesabına yatırılmış olup buna ilişkin dekont örneği dilekçe ekindedir.

Müvekkil, kişisel malı olan Adana Kozan … Mah. … Ada … parsel sayılı taşınmazın satışından elde ettiği 140.000,00 TL’ nin üzerine …. bank ….. Şubesinden 50.000,00 TL ipotek karşılığı konut kredisi çekmek suretiyle 190.000,00 TL’ ye ……  Mah. ….. Ada … Parsel … Kat …. numaralı bağımsız bölümü satın almıştır. Kredi borçları müvekkil tarafından ödenmekte olup halen … taksit ve …… TL borç bulunmaktadır. Çekilen krediye ilişkin ödeme planı dilekçe ekinde sunulmuştur.

Buna göre söz konusu taşınmaz müvekkilin evlenmeden önce edindiği ve TMK 220 maddesi kapsamında kişisel malı olan taşınmazın satışından elde edilen tutara müvekkil tarafından çekilen ve halen ödenen kredinin eklenmesiyle edinilmiş olması karşısında davacının bir katkısının olmadığı açıktır. Bu haliyle söz konusu bu taşınmaz sebebiyle davacının katılma ve katkı payı alacağı bulunmamaktadır.

7-Davaya konu edilen taşınmazlardan Adana …. Mahallesi … Ada …, 199, ….. …  ….  parseller sayılı taşınmazlar müvekkilin öz … olan ….’ e ait idi. Ancak müvekkilin dayısı ….’ ye yerleşmiş olup söz konusu taşınmazlar da bedelsiz olarak müvekkile hibe (hediye) edilmiştir. Müvekkil bu taşınmazlar için herhangi bir bedel ödememiştir. TMK 220 maddesi gereği herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mal varlığı değerleri kişisel mal kapsamına girmektedir. Kişisel mallar ile yasal mal rejimi kapsamında paylaşıma tabi tutulamaz.

8-Müvekkil adına kayıtlı bulunan ….. …. plakalı araç dava konusu edilmemiştir. Müvekkil bu aracı ….. tarihinde … … Noterliğinin …. yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile satmıştır. Bu aracın satışından elde edilen tutarın bir kısmı evlilik birliği içerisinde edinilmiş borçların ödenmesinde kullanılmış kalan ….. TL kısmı ise davacıya banka kanalıyla ödenmiştir. Buna ilişkin dekont suretleri ektedir.

İzah etmeye çalıştığımız nedenlerle ve davacının katılma ve katkı payı alacağının bulunmaması karşısında davacının haksız ve yersiz davasının reddi gerekir.

Deliller :

  1. Nüfus kayıtları
  2. …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/… E sayılı dosyası
  3. Tapu Kayıtları:
    a-…. Mah. …. Ada .. Parsel … Kat . .. numaralı bağımsız ile Adana ….  Mahallesi ….  Ada …,  … ….  parseller
  4. …. Mah. …..  Ada … Parsel … Kat … numaralı bağımsız bölümün edinilmesi için kullanılan krediye ilişkin banka kayıtları (Ek: 1 Kredi ödeme planı)
  5. Müvekkilin evlilikten önce edindiği Adana Kozan …. Mah. … Ada … parsel sayılı taşınmaza ait tapu kayıtları ile bu taşınmazın satışından elde edilen tutara ilişkin banka kayıtları (Ek 2: dekont sureti)
  6. Müvekkilin davacıya ilk boşanma davası tarihinden (fiili ayrılıktan) itibaren gönderdiği ödemelere ilişkin banka kayıtları (Ek 3: Dekont suretleri)
  7. Eşler arasındaki mal ayrılığı rejimine ilişkin …. … Noterliğinin …. tarih ve ….  yevmiye numaralı Mal Ayrılığı Rejimi sözleşmesi (Ek 4: sözleşme sureti)
  8. Tanık anlatımları
  9. Bilirkişi incelemesi ve sair yasal deliller.

Talep :
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle davacının haksız ve yersiz davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederim.

Davalı Vekili

Av. Salih BİROL

 

 

Ayıp İhbarı Ayıplı Konut İhtarname Örneği 

İHTARNAME

İhtar Edenler : Ad , Soyad , T.C. , Adres

Vekili                :  Av. Salih BİROL

                             Kayalıbağ Mah. T. Cemal Beriker Bulvarı Adana Ticaret                                       Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

Muhatap          : ….. İnşaat (T.C. Kimlik No: 321……………….)

                             ….. Seyhan/ADANA 

Konusu            : Ayıp ihtarı hakkında dilekçedir.

Açıklamalar   :  Sayın Muhatap;

                             Tarafınız ile müvekkillerim arasında Adana İli, … İlçesi, Mehmet Akif Ersoy Mahallesinde vaki ve kain tapunun, … Ada, … parselde bulunan taşınmaz üzerinde Adana … Noterliği’nin 03.02.2017 tarih ve 03180 yevmiye numarası ile Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlenmiştir.

İş bu sözleşmeye göre müvekkile teslim edilecek bağımsız bölümlerden A Blok zemin 18 bağımsız bölüm numaralı işyerinin içerisinden apartman giriş kapısı geçeceği ve işyerinin küçüleceğini belirtmeniz üzerine düzeltme beyanı ile sözleşmede tekrar düzenleme yapılarak işyeri yerine A Blok 8. Kat 16 numaralı bağımsız bölümün teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Müvekkillerim tarafınızca yapılan inşaate 2019 mart ayında taşınmıştır. Ancak söz konusu inşaatin  yapı kullanma izni sözleşmede belirtilen süre dolmasına rağmen hala alınmamıştır. Ayrıca bina da ortak alanlarda birçok eksik işlerde (korkuluk demirleri, asansör, yangın merdiven boyası, su sayaç dolabı, zemin kapı vb.) mevcuttur.

Öte yandan söz konusu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre müvekkile teslim edilen dairelerden Adana İli, … İlçesi, Mehmet Akif Ersoy Mah. … Ada,  … Parsel, A Blok 8. Kat 16 numaralı dairede, müvekkil sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların meydana geldiğini farketmiştir. Konutun duvarları yağan yağmurlardan dolayı iç kısımlara su almış, özellikle taşınmazın güney batı ve kuzey cepheleri olmak üzere, her odada duvarlar iç kısma su almakta olup, duvarların sıva ve boyası zedelenmiştir. Yağan yağmurlardan dolayı içeriye sızan sular tavandan damlama yapmak suretiyle evin içine birikmiş ve duvarlarda oluşan rutubetten dolayı mantarlar oluşmuştur. Aynı zamanda dairenin içindeki mutfak dolapları sızan sulardan dolayı tekrar kullanılamayacak derecede kabarmış ve küflenmiştir. Söz konusu dairenin duvarlarında özelliklede tavan, ortak alan çatı ve dış kısmında çatlaklar oluşmuştur. Ayrıca dairedeki hata ve eksiklerden dolayı, bu çatlaklardan yan duvara su sızmış, sızan su duvarın boya ve sıvasını ağır  bir şekilde  zedeleyerek, kabarmasına sebebiyet vermiştir. Tavandan ve yan duvarlardan  sızan sular evin içine  damlama yaptığı için, fayans ve evin içindeki  duvarlarda  lekelerin oluşmasına sebebiyet vermiştir.

İzah edilen tüm bu hususlar göz önüne alındığında, ortalama bir bina ömrü düşünüldüğünde söz konusu yapı bir yıllık bina olmasına rağmen bu haliyle ve  ilerleyen yıllarda da telafisi güç zararlara sebep olacağı aşikardır.  Taşınmazdaki bahsi geçen hata ve eksikler hayatın olağan akışına aykırı nitelikte olup, bu nedenle müvekkile arsa payı karşılığı yapıp devretmiş olduğunuz taşınmazın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği ayıplı mal niteliğinde olduğu her türlü izahtan varestedir.

İzah edilen nedenler yüzünden, konutta meydana gelenler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği ayıplı mal niteliğinde olduğu ortada  olup, ayıbı tarafınıza hemen bildirerek, aynı kanunun 475. Maddesi gereği konutta ayıp oranında bedel indirimi yapılmasını; aksi taktirde tarafınız firmanız aleyhine yasal yollara müracaat edeceğimizi ihtaren bildiririz. 18.05.2020

                                                                                                          İhtar Eden Vekili

                                                                                                              Av. Salih BİROL

Sayın Noter    : Üç nüshadan ibaret olan  işbu ihtarnamenin bir suretinin  dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba tebliğini  ve muhatap tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygılarımla arz ederiz. 18.05.2020                           

İhtar Eden Vekili

                                                                                                               Av. Salih BİROL

 

Soyad ve Ad Değişikliği Nasıl Yapılır ?

Soyad ve Ad değiştirilmesi çekişmesiz yargı işlerindendir. Haklı sebepler olması durumunda hakimden istenebilmektedir. Soyad ve ad değişikliği ile ilgili dava dilekçesi örneklerine bu yazımızda değinilmiştir. 

  • Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur.
  • Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
  • Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Dava Dilekçe Örnekleri

Soyadın Haklı Sebeple Değiştirilmesi Dava Dilekçesi

ADANA … MAHKEMESİ’NE

İSTEMDE BULUNAN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

MADDİ İLGİLİ

:

 

KONU

:

……….

AÇIKLAMALAR               :1-) Müvekkilimiz, dilekçe ekinde yer alan nüfus kayıt örneklerinden (EK 1) de anlaşılacağı gibi … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Cilt No, … Hane No ve … Sayfa No’da bekar/evli, kadın/erkek olarak kayıtlı bulunmakta olup, … soyadını taşımaktadır.

2-) Müvekkilimizin halen taşımakta olduğu soyadı, zor telaffuz edilmesinin yanı sıra ve bundan daha da önemli olarak, özellikle günlük konuşma dilinde taşıdığı farklı anlam/anlamlar bakımından, kendisini, üçüncü kişiler nezdinde çoğu zaman komik duruma düşürmekte ve oldukça sıkıntılı anlar yaşamasına neden olmaktadır. Zaman zaman gösterilen tepkinin dozu kaçmakta ve durum, müvekkilimiz açısından oldukça incitici bir hal almaktadır. Bu husus, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, mahkemeniz nezdinde dinletilecek tanıkların (EK 2) anlatımları ile yargılama aşamasında açıklığa kavuşturulacaktır.

3-) Tüm bunların yanı sıra, müvekkilimizin ataları, oldukça uzun bir zamandır sakini oldukları yörede … olarak bilinegelmektedirler. Müvekkilimiz de, özellikle iş çevresinde, bu aile adı ile bilinmekte ve tanınmakta olup, yine bu husus, verilmiş olan tanık listesinde (EK 2) bulunan ve  mahkemeniz nezdinde dinletilecek tanık beyanları ile açıklığa kavuşturulacaktır.

4-) Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, kişinin toplum içinde (aile bireyleri arasında ve çevresinde) bilinip tanındığı adını kayden de taşıması ve bu bağlamda nüfus kaydında gerekli değişikliliğin yapılması konusunda dava açabilmesi için haklı neden sayılmaktadır (18.HD 2008/7992 E. 2008/11926 K., 18.HD 2008/11220 E. 2008/12036 K., 18.HD 2008/8907 E. 2008/10134 K.) (EK-3). Bu nedenle müvekkilimizin halen taşımakta olduğu ve … şeklindeki soyadının … olarak değiştirilmesini mahkemenizden istemek zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 27 ve 5490 S. K. m. 35, 36, 6100 S. K. m. 382-  388, Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 64.

HUKUKİ DELİLLER        : Nüfus Kayıtları, Yargıtay İçtihatı Örnekleri, Tanık Anlatımları

SONUÇ VE İSTEM  : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, müvekkilimizin halen taşımakta olduğu ve … şeklindeki soyadının … olarak değiştirilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  ……….

 EKLER:   

  1. Aile nüfus kaydı örneği,
  2. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,                 
  3. Yargıtay İçtihatı Örnekleri
  4. Bir adet özel yetkiyi içeren onaylı vekalet örneği.

İstemde Bulunan Vekili

Av. Salih BİROL

Eski Eşin Soyadının Kullanılmasına İzin Verilmesi Dava Dilekçesi

ADANA … MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

Boşanılan kocanın soyadını kullanmaya izin verilmesi istemimizi içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR  

:

 

1-) Müvekkilimiz …/…/… tarihinde evlendiği … … ile … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı ile …/…/… tarihinde boşanmıştır. (EK 1-2) Serbest avukat olan müvekkilimiz mesleğe bu isim ve soy isimle başlamış ve kendini meslekte bu soy isimle tanıtmıştır. (EK 3)

2-) Yıllardır mesleğinde söz konusu soy isimle tanınan müvekkilin boşanma nedeniyle soyadını değiştirmesi hayatının ve mesleğinin alıştığı akışına devamını oldukça güçleştirecek, ticari ve hukuki ilişkilerinde zorluklar meydana getirecektir. Çünkü iş hayatındaki tüm müvekkiller ve iş ilişkisinde bulunduğu firmalar tarafından bu soy isimle tanınmaktadır. Şimdiye kadar imzaladığı tüm sözleşmelerde ve vekaletnamelerde söz konusu soy isim bulunmaktadır. Müvekkilin sözkonusu soy ismi kullanmaya devam etmekte menfaati olduğu gibi boşandığı eşi … …’nin bundan zarar görmesi de sözkonusu değildir. Bu hususta dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verebilecektir.

3-) Yukarıda açıkladığımız sebeplerle müvekkilimizin boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verilmesi için Mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 4721 S. K. m. 173; 4787 S. K. m. 4; 6100 S. K. m. 5,6.

HUKUKİ DELİLLER                    :

  • Nüfus kayıt örnekleri.
  •  … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  • …. Barosundan alınmış evraklar.
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.

SONUÇ VE İSTEM                : Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin, boşandığı eşinin … olan soyadını kullanmasına izin verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. ……….

EKLER         :

  1. Nüfus kayıt örnekleri.
  2. … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  3. …. Barosundan alınmış evraklar.
  4. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.
  5. Bir adet onaylı vekalet örneği.    

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

Soyadını Kullanma İzninin Kaldırılması Dava Dilekçesi Örneği

ADANA … MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

Soyadını Kullanma İzninin Kaldırılması Talebimizdir.

AÇIKLAMALAR  

:

 

1-)  Müvekkilimiz ile davalı  …/…/… tarihinde boşanmıştır. (EK 1-2) Müvekkilimiz toplumda saygı gören ve çok sevilen Türk Halk Müziği sanatçısıdır. Boşandığı eşi ise  yıllardır .… programının sunuculuğunu yapmaktadır.

2-) Boşanmadan sonra davalı taraf mahkemeye müracaat ederek boşandığı kocasının yani müvekkilimizin …. olan soyadını kullanmak istemiş ve bu hususta izin alarak müvekkilimizin soyadını kullanmaya devam etmiştir. (EK 3)

3-) Ancak davalı, yapmış olduğu programla toplum sağlığına zarar vermekte ve yapılan programda reyting alabilmek için her türlü çirkinlik yapılmaktadır. Bu durumda müvekkilimizin şahsi hakları haleldar olmakta ve bu tarz bir TV programında soyadının kullanılmasını istememektedir. Zira kendisi halk tarafından sevgi ve saygı gören ve toplumda itibar sahibi bir sanatçıdır. Bu hususta dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verebilecektir.

4-) Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin soyadını kullanma izninin kaldırılması için Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 4721 S. K. m. 173; 4787 S. K. m. 4; 6100 S. K. m. 5,6.

HUKUKİ DELİLLER                    :

  • Nüfus kayıt örnekleri.
  • … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  • … … Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.

SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda arz ve izah olunan ve Mahkemenizce de re’sen nazara alınacak olan nedenlerle, davalının, …… Mahkemesi’nce …./…/…. tarihinde verilmiş ve de …/…./…. tarihinde kesinleşmiş olan ……. soyadını kullanma izninin kaldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep olunur. ……….

EKLER:         

  1. Nüfus kayıt örnekleri.
  2. … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  3. … … Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  4.   Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.
  5. Bir adet onaylı vekalet örneği.

Davacı Vekili

                                                                                                                  Av. Salih Birol

Soyadının Eklenmesi Dava Dilekçesi Örneği

ADANA … MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE,

 

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

MADDİ İLGİLİ                  : … İli/İlçesi Nüfus Müdürlüğü’ne izafeten, … Nüfus Müdürü

KONU                                  : Tapu kaydına soyadı ekleme talebimizdir.

AÇIKLAMALAR                :

1-) Müvekkilimiz … …., . müteveffa M. A.’nın mirasçısı olarak …. İli, ….. Köyü ….. Parsel no.lu taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi yoluyla taksim amacıyla dava açmış ve bu davalar ….. Hukuk Mahkemesinin ….. E ve …. E sayılı dosyaları üzerinden devam etmektedir. (EK – 1)

2-) Söz konusu …. ve …. Parsellerin tapu kaydında müşterek maliklerden biri de …..’dır. Nüfus kayıtlarına göre soyadı …. olmasına rağmen her nasılsa ….. ve …. Parsellerin tapu kaydına yalnızca ….. olarak yazılmıştır. (EK-2) Bu husus, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, aile gerekse çevresinden tanıkların (EK-3) anlatımları ile yargılama aşamasında açıkça ortaya konacaktır.

3-) Nüfus kayıtları ve tapu kayıtları arasındaki bu soyadı farkı nedeniyle ortaklığın giderilmesi davası ilerlememektedir. Doğru olan kayıt, nüfus kayıtlarıdır. Müşterek malikin soyadı nüfus kaydında olduğu gibi …..’dır. Bu nedenle müşterek malik ……’nin ….. İli, ….. Köyü …. ve …. Parsel no.lu taşınmazların tapu kaydına “…..” soyadının eklenmesi için iş bu davayı açma mecburiyetimiz doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 27, 1027 ;  5490 S. K. m. 35, 36;  6100 S. K.   382

HUKUKİ DELİLLER        :

  • ….. Hukuk Mahkemesinin ….. E. ve …. E. sayılı dosyaları.
  • Nüfus kayıtları örneği
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle E…. İli, …. Köyü …. ve … Parsel no.lu taşınmazların tapu kaydındaki müşterek maliklerden …..’ye ait soyadının “…. “ olarak nüfus kayıtları doğrultusunda tapu kaydına eklenmesiyle “…… ……” olarak tesciline karar verilmesini vekaleten talep ederiz. …/…/…

EKLER:       

  1. ….. Hukuk Mahkemesinin ….. E. ve …. E. sayılı dosyaları.
  2. Nüfus kayıtları örneği
  3. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,
  4. Bir adet onaylı vekaletname örneği.

  Davacı Vekili

Av. Salih Birol

 

Bekarlık Soyadını Kullanmaya İzin Verilmesi İstemi

 ADANA ….  ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI                                      :

VEKİLİ                                       :

DAVALI                                      :

KONU                                        :Bekarlık Soyadını Kullanmaya İzin Verilmesi     Talebimizdir.

AÇIKLAMALAR                       :

1-)  Müvekkilimiz,  …. …. ile olan evliliğinin …/…/… tarihinde boşanma ile son bulması üzerine, yeniden önceki soyadı olan “……” soyadını almıştır. (EK 1)

2-) Ancak müvekkilimiz, …. …. ile evlenmeden önce dul olduğu için, “…….” soyadı ilk eşinden kalmadır. Oysa müvekkilimin kızlık soyadı olan “……..” soyadını kullanmak istemektedir. (EK 2)

3-) Müvekkilimiz iş hayatında iş ilişkisi içerisinde bulunduğu kişiler tarafından da bekarlık soyadıyla tanınmakta ve müvekkilin söz konusu soy ismi kullanmaya devam etmekte menfaati bulunmaktadır.

4-) Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin kızlık soyadı olan “……” soyadını  kullanabilmesi için Mahkemenize başvurmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 4721 S. K. m. 173.

HUKUKİ DELİLLER                    :

1-…..Aile Mahkemesi’nin …/…/… tarihli …./… E. …./… K. sayılı boşanma ilamı,

2- Nüfus kayıtları,

SONUÇ VE İSTEM                                    : Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, müvekkilimizin şu an itibariyle kullanmakta olduğu …… soyadının değiştirilerek bekarlık soyadı olan …soyadını kullanmasına izin verilmesini vekaleten talep ederiz.  …/…/…

                                                                                                              EKLER                                            :

  1. …..Aile Mahkemesi’nin …/…/… tarihli …./… E. …./… K. sayılı boşanma ilamı,
  2. Nüfus kayıtları,
  3. Onaylı vekalet örneği

                                                                                                            Davacı Vekili

                                                                                                              Av. Salih Birol

Web sitemizdeki diğer makalelere ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

   

Kat, Arsa Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Nedir ? örneği

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi diğer adıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi; sözleşmeye konu arsa (gayrimenkul) sahibinin arsanın belli bir payını yükleniciye (müteahhit) devredip, yüklenicinin de (müteahhit) karşılığında arsa üzerine yaptığı belli sayıda daireleri arsanın sahibine teslim etmesini konu edinen iki taraflı sözleşmedir. 

kat karşılığı inşaat sözleşmesi - adana avukat

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi örneği

  • TARAFLAR

Müteahhit Firma:  Ad Soyad / Unvan, T.C. /VKN. /Adres

Arsa Sahibi           : Ad Soyad /  T.C. /Adres

                                 …  PAFTA –  …  ADA – …  PARSEL

Adres değişiklikleri en geç 5 gün içinde karşı tarafa bildirilecektir.

  • SÖZLEŞMENİN KONUSU

Adana ili … İlçesi, … Mahallesi’nde ve tapunun K 18 D 21 C 3 A  pafta – … ada – …  parselinde kayıtlı arsa üzerinde kat karşılığı inşaat yapılması. Müteahhit A. B. tarafından imar durumuna, onaylı projelerine, bu sözleşme ile eklerine uygun olarak inşaat yapılacaktır. Arsa sahibi N. B. arsadaki kendi hissesi için bu sözleşmeyi yapmaktadır.

  • ARSA DEĞERİ                                                                                                   

Taraflar inşaat yapılacak olan yukarıda tapu kayıtları yazılı taşınmaza ait emlak vergisi beyan değerlerine uygun olarak K 18 D 21 C 3 A  pafta – … ada – … parsel … TL değer takdir edilmiştir. Bu değerin emlak vergisi beyan değerinden düşük olmadığını taahhüt ederler.

  • BİNA

Belediye tarafından tasdik edilen veya edilecek olan mimari, betonarme, sıhhi tesisat, elektrik ve diğer projelerine ve fenni evrakına uygun inşa edilecektir.

  • İNŞAATIN İDARESİ

İnşaatın idaresi müteahhit firmaya ait olup inşaatın fenni mesuliyetini deruhte eden mimar mühendis tarafından tasvip edilmeyen taşeron çalıştırılmayacaktır.

  • KAT İRTİFAKI VE KAT MÜLKİYETİ

Taraflar kat irtifakını inşaatın başlaması ve su basman seviyesine gelinceye kadar kuracaklardır. Kat mülkiyetini ise inşaatın hitamında bağımsız bölümlerin malikleri müştereken kuracaklardır. Kat irtifakı ve kat mülkiyetinin kurulması masrafları müteahhide aittir.

  • YASALARA UYMA DURUMU

Gerek mal sahibi gerekse müteahhit arsa üzerinde yapılacak inşaattan dolayı Medeni kanun, Borçlar kanunu ve 634 sayılı kat mülkiyeti kanunu ile sair kanun ve yönetmeliklere uygun hareket etmeyi şimdiden kabul ederler.

  • MASRAFLAR VE SORUMLULUK

Müteahhit bu sözleşme ile taahhüt ettiği işi kendisi yapacaktır. Proje ücretleri, tapu harçları, belediye, SSK ile olacak idari ve mali münasebetler, genel iskan izninin alınması, cins tahsisinin, kat irtifakının, kat mülkiyetinin yapılması müteahhide ait olacaktır. Emlak vergileri, arsa sahibine ait arsa payları ve daireler için arsa sahibi tarafından, müteahhide ait arsa payları ve dairelerin emlak vergileri sözleşme tarihinden itibaren müteahhit tarafından ödenecektir.

  • İNŞAATIN SÜRESİ

Arsa boş olarak teslim edildikten sonra, terk işlemleri yapılacak, kentsel dönüşüm raporu alınması için gerekli işlemler yapılacak,  projeler yapılıp belediye onayına sunulacaktır. Terk ve kentsel dönüşüm işleri bittikten sonra ruhsat alınacak, ruhsat alındıktan ( ilgili belediyeden çıkışı ) sonra 18 ay içerisinde inşaat bitirilip teslim edilecektir. Bina imar ve deprem yönetmeliklerine, onaylı projelere uygun yapılacaktır.

  • SÜRE UZATIMI

İnşaatın yapım süresi aşağıdaki zorunlu nedenler dışında uzatılamaz.

  1. Bölgesel ve genel seferberlik durumu
  2. Salgın hastalık vb. sebepler
  3. Su baskını, deprem, şiddetli yağış, don gibi doğal afetler
  4. Ana inşaat malzemelerinin piyasada bulunamaması
  5. Projenin belediye ve imar müdürlüğünde tadilatı
  6. İnşaatın seyrine tesir eden yeni karar ve kanunların çıkması
  • İNŞAAT DURUMU VE PROJENİN HAZIRLANMASI

… Belediyesi’nden alınacak imar durumuna ve yönetmeliklere uygun projeler hazırlanacaktır. K 18 D 21 C 3 A  pafta – … ada – … parsel terk işlemleri yapılacak. Kentsel dönüşüm yasası kapsamına alınacaktır.  Bu süre içerisinde ön projelere bağlı kalınacaktır. Mevcut, şu anda onaylanan projeler avan projelerdir. Esas projelerde buna bağlı kalınacak, ancak belediyenin, yönetmeliklerin istediği zorunlu değişiklikler yapılacaktır. Terk ve kentsel dönüşüm raporu işlemleri bittikten sonra projeler ilgili belediye onayına sunulacaktır.

  • KARŞILIKLI SORUMLULUK

Mal sahibi bu sözleşmenin imzalanmasını takiben 30 güne kadar arsayı teslim edecektir. Bu arada müteahhit projeleri hazırlayacak, arsa üzerindeki yapılar yıkıldıktan sonra belediye onayına sunacaktır.

İnşaat, ruhsatı alındıktan sonra hemen inşaata başlanacaktır. Müteahhidin mükellefiyeti yapı genel kullanım izin belgesi alındıktan sonra sona erer. Bu arada yapı denetim sorumluluğu yasal süresince devam edecektir. Binanın umumi iskan belgesini müteahhit alacaktır. Elektrik, su, doğalgaz, kanal abone bedellerini her daire sahibi kendisi ödeyecektir.

  • ÖLÜM DURUMU

Taraflardan birinin ölümü halinde bu sözleşme tüm hükümleri ile birlikte kanuni mirasçılarına intikal eder. Mirasçıları işi yürütür. Tarafların mirasçıları iş bu mukavele dışında bir hak talep edemez.

  • ANLAŞMAZLIKLAR

Taraflar bu sözleşmeye uymayı kabul ve taahhüt eder. Bir ihtilaf halinde T.C. ADANA mahkemeleri yetkilidir. Bu sözleşme tarafların kanuni varislerini de bağlar. İnşaat zamanında bitirilip teslim edilmezse müteahhit daire sahibine her ay rayiç bedel üzerinden kira ödemeyi, arsa sahibi de bu sözleşme şartlarının yerine getirilmesi konusunda müteahhide zorluk çıkarmayacağını kabul eder. Bu sözleşmeyi taraflar tek taraflı bozamaz.

  • OTURMA RUHSATI

İşin bitiminden sonra taraflara ait kat ve bağımsız bölümlerin oturma ruhsat harçları ve masrafları ile elektrik, su abone masrafları depozito teminat paraları tarafların kendileri tarafından ödenecektir. Elektrik, su bağlanması oturma ruhsatlarının alınması için gerekli belgeleri müteahhit hazırlayacaktır.

  • KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI UYGULANACAKTIR

 

  • KAT İRTİFAKI TESİSİ

Projeler belediyede onaylandıktan sonra tapuda kat irtifakı kurulacaktır. Bununla ilgili masraflar müteahhide ait olacaktır.

Dairelerin bölüşülmesi şu şekilde olacaktır:

Bulunduğu Kat

Bağımsız bölüm no.

Sahibi

Eklentisi

İnşaat Cinsi

Arsa Payı

Zemin

5

A.B.

DEPO * OTOPARK

Betonarme Karkas

1/5

1

1

N. B.

 

Betonarme Karkas

1/5

1

2

N. B.

 

Betonarme Karkas

1/5

2

3

A.B.

DUBLEKS

Betonarme Karkas

1/5

2

4

A.B.

DUBLEKS

Betonarme Karkas

1/5

 

  • DİĞER BAZI ŞARTLAR VE TAPUYA ŞERH KONULMASI

Taraflar iş bu sözleşmeyi münferit müracaatlarla tapuya şerh ve tescil ettirebilirler.

Tapu kayıtlarının tetkik ve doğruluğunun tetkikinden noteri vareste tutarlar. Mal sahibi inşaatın ve müracaatların yapılabilmesi için müteahhide özel bir vekâletname vereceklerdir.

  • TARAFLAR ARASINDA BAĞIMSIZ BÖLÜMLERİN DAĞILIMI

Hazırlanacak projelere göre çıkacak daireler mal sahibi ve müteahhit arasında paylaştırılacaktır. Zemin kat 5 nolu bağımsız bölüm işyeri, 2.kat 3nolu bağımsız bölüm dubleks daire, 2.kat 4nolu bağımsız bölüm dubleks daire A.B.’a 1.kat 1 nolu bağımsız bölüm daire ve 1. Kat 2 nolu mağımsız bölüm daire N. B.’a ait olacaktır.

  • MÜTEAHHİDE AİT OLACAK BAĞIMSIZ BÖLÜMLERİN SATIŞ YETKİSİ

Arsa sahibi müteahhide ait dairelerin tapularını kat irtifakı kurulduktan sonra verecektir.

  • BAĞIMSIZ BÖLÜMLER

Yukarıda 19. Maddede taraflara ait bağımsız bölümler tarifle belirtilmiş ve taraflar bu tarifleri esas alarak bu sözleşme ekine kendi imzalarını havi bir taslak numarataj koymuş olup ileride belediyece verilecek tasdikli numarataj belgesi ile bu taslak numaratajda yazılı bağımsız bölüm numaraları ile uygunluk sağlanmadığı takdirde taraflar yapılan tarif ve taslak numaratajda kendilerine ait olduğu imzaları ile belirlenen daire konumlarına bağlı kalmak şartı ile bağımsız bölüm numaralarını değiştirebilirler. Yani bağımsız bölümlerin tarifleri belirlenen konuları değişmemek şartı ile numaraları değişebilir. Tarif esastır.

SATIŞ VAADİ AKTİ;

Taraflardan arsa sahipleri şu suretle söze başladı:

Sahibi bulunduğumuz yukarıda tapu kayıtları yazılı taşınmazda sözleşmemiz gereği bize isabet eden bağımsız bölümler üzerindeki hisselerimiz kendi uhdemizde ipka ile geriye müteahhide kalan bağımsız bölüm hisseler karşılığında ve arsa üzerinde müteşekkil bir apartman binası inşa etmek koşulu ile müteahhide satmayı vaad ve taahhüt ediyorum.

Taraflardan müteahhit söz alarak;

Bende sözü edilen parsel üzerinde yukarıda yazılı olduğu şekilde apartman binasını plan ve projesine uygun olarak yapmak üzere adıma isabet eden bağımsız bölümlerdeki hisselerimi satın almayı vaad ve taahhüt ediyorum.

FENNİ ŞARTLAR

  • KABA İNŞAAT

Bina onaylı projelere, imar ve deprem yönetmeliklerine uygun olarak betonarme karkas yapılacaktır.

  • SIVALAR BOYALAR

Sıvalar, şaplar uygun dozda malzeme ile iç duvarlar alçılı saten boya, dış duvarlar silikonlu akrilik boya ile boyanacaktır.

  • BANYO – MUTFAK – WC

Banyo, wc duvarları tavana kadar, mutfak tezgâh üstü 50cm fayans; yerler seramik; balkonlar seramik olacaktır. Fayans, seramik, bataryalar TSE li olacaktır. Mutfak dolapları mdf lam tezgâh granit yapılacaktır.

  • DOĞRAMALAR

Kapılar lake boyalı Amerikan, dış doğramalar çift camlı plastik doğrama, apartman girişi demir olacaktır. Korkuluklar alüminyum ve cam olacaktır.

  • ELEKTRİK TESİSATI

Elektrik tesisatı projesine uygun TSE li malzeme ile yapılacak; sigortalar, kaçak akım röleleri Siemens marka olacaktır.

  • SU TESİSATI

Temiz su ve pis su tesisatında TSE li malzemeler kullanılacaktır. Kalorifer tesisatı döşenecektir. Kombi ve petekler mal sahibine aittir.

  • SALON VE ODA ZEMİNLERİ

Laminat parke kullanılacaktır.

  • TAVANLAR

Oda ve salon tavanları kartonpiyer, banyolar asma tavan olacaktır.

  • Müteahhit tüm dairelere aynı kalitede ürün kullanacaktır.
  • Panjur için yerleri bırakılacak her daire sahibi isterse kendisi yaptıracaktır.
  • Ahşap karkas çatı yapılacak, kiremit döşenecektir.
  • Doğalgaz kolon tesisatları döşenecektir.
  • Binanın tüm cephelerinde, yalıtımlı tuğla veya çift sıra tuğla arasına strofor kullanılacaktır. Cephe yalıtım sistemi belirlenmesi ve tercihi müteahhide aittir.

Gayrimenkul hukuku davaları  hakkında diğer yazılarımıza ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz

 

İmar Planının İptali İstemi Dava Dilekçesi Örneği

 ADANA … İDARE MAHKEMESİ ‘NE

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

Av. Salih Birol – Seyhan/ADANA

DAVALI

:

……….

KONU

:

……….

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Müvekkilimiz, halen … ili, … ilçesi, … mahallesi, … pafta, … ada, … parselde kain …m² ve … vasfında taşınmazın kayıt maliki bulunmaktadır.

2-) Müvekkilimize ait bulunan işbu taşınmazı da içine alan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı, … ili büyükşehir belediyesi belediye meclisinin …/ …/ … tarihli, … sayılı kararı ile onaylanmıştır.

3-) Ancak, müvekkilimize ait bulunan işbu taşınmaz, anılan uygulama imar planında tamamen yapı yapılamayacak bir alanda kalmakta olup, taşınmazın başka bir parselasyon alanı sınırına girmesi de mümkün değildir.

4-) Taşınmazın mevcut özelliklerinin bir sonucu olarak, tamamen yapı yapılamayacak bir alanda kalıp ayrıca başka bir parselasyon alanı sınırına girmesi de mümkün olmaması sebebiyle zayiat oranının yüksek olacağı gerekçe gösterilerek, işbu imar planında düzenleme sınırı dışında bırakılma durumu, eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı bulunmaktadır.

5-) İşbu nedenle, anılan uygulama imar planının iptalini istemek zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 3194 S. K. m. 5, 6, 8, 9 ve ilgili mevzuat

 HUKUKİ DELİLLER        : … Ölçekli Nazım İmar Planı, … Ölçekli Bölge Planı, tapu kayıtları ve diğer deliller

 SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, … ili büyükşehir belediyesi belediye meclisinin …/ …/ … tarihli, …   sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  ……….

EKLER:

1-) Tapu belgesi.

2-) İmar uygulamasının onaylanmasına dair belediye encümeni il idare kurulu karar örneği.

3-) Varsa imar planı ve parselasyon plan örneği.

Davacı Vekili

Av. Salih Birol

İmar planının iptali davası nedir nasıl açılır başlıklı bilgilendirme yazısı için buraya tıklayabilirsiniz. 

 

 

İhalenin İptali Dava Dilekçesi

Yürütmenin Durdurulması İstemlidir.

ADANA … İDARE MAHKEMESİ‘NE

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

……….

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Mahkemenizin de malumu olduğu üzere, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4. maddesinde, mera, yaylak ve kışlakların çıplak mülkiyetinin devlete ait olduğu ve fakat sözü edilen yerlerin kullanım haklarının bir veya birden fazla köy tüzel kişiliğine ya da belediyeye verilebileceği, kullanım hakkının kiralanabileceği ve kiralama ilkelerinin yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Sözü edilen yönetmelik, yine mahkemenizin malumu olduğu üzere, Mera Yönetmeliği’dir.

2-) Söz konusu yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca, mera, yaylak ve kışlakların kiralanmasına ilişkin olarak, öncelik tanınacak gerçek ve tüzel kişiler sayılmıştır. Bu anlamda, müvekkilimiz, ziraat mühendisi (veteriner hekim/ziraat teknisyeni/veteriner sağlık teknisyeni) olup, hayvancılık işletmesi kurmak amacıyla hazırlamış olduğu …/ …/ … tarihli, … sayılı projesi (EK 1), … Tarım Kredi Kooperatifi yönetimi tarafından …/ …/ … tarihli, … sayılı onay yazısı ile onaylanmıştır. Bu haliyle, müvekkilimiz, anılan yönetmelik maddesinde belirtilen nitelikleri haiz bulunmaktadır.

3-) … ili, … ilçesi, … pafta, … ada, … parselde kayıtlı, … dönüm alana sahip ve “mera” vasıflı taşınmaz, halen hazine adına kayıtlı olup, buradan faydalanma hakkı, mevzuat hükümleri gereği, … Köyü Tüzel Kişiliği’ne verilmiş bulunmaktadır. Anılan yerin ihtiyaç fazlası olarak belirlenen … dönümlük bölümü ise, söz konusu yönetmeliğin anılan maddesi uyarınca kiralanmak istenmiş ve bu amaçla, istekliler arasında ihaleye çıkarılmıştır.

4-) İlan edilen ihaleden haberdar olan müvekkilim, yönetmelik hükmü gereği öncelikli olanlar arasında yer almasına ve diğer katılımcılara nazaran en uygun teklifi vermiş olmasına rağmen, ihale, diğer bir katılımcının üzerinde kalmıştır.

5-) Halbuki, öncelikli olmasının yanı sıra, ihaleye ilişkin şartname incelendiğinde;

İdarenin ihaleyi yapıp yapmamakta ve uygun bedeli tespit etmede serbest olduğuna ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Bu durumda, ihalenin, en uygun teklifi veren üzerinde kalması, aynı zamanda hakkaniyet gereğidir. Kamu İhale Kurulu’na … tarihinde yapmış olduğumuz başvuru da, kurulun …/ …/ … tarihli ve … sayılı yazısı ile ret edilmiştir.

6-) İhale komisyonuna yapmış olduğumuz … tarihli itiraz da ilgili komisyonun …/ …/ … tarihli ve … sayılı yazısı ile ret edilmiştir. Hal böyle olunca, söz konusu ihalenin iptali istemi ile mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4342 S. K. m. 4, Mera Yönetmeliği m. 7, 15 ve ilgili diğer tüm yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER   : … tarihli, … sayılı şartname ve ekleri, müvekkilimizin sunmuş olduğu … tarihli teklif mektubu, … tarihli, … sayılı ihale kararı, … tarihli hayvancılık işletmesi projesi, … tarihli ve … sayılı proje onay yazısı, … tarihli itiraz başvurusu, … tarihli ve … sayılı ret yazısı, keşif ve bilirkişi incelemesi ve diğer tüm yasal deliller.

SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, … ili, … ilçesi, … pafta, … ada, … parselde kayıtlı, kullanım hakkı … Köyü Tüzel Kişiliği’ne bırakılmış olan  mera niteliğindeki taşınmazın ihtiyaç fazlası … dönümlük bölümünün 20 yıllığına kiralanmasına ilişkin …/ …/ … tarihli ihalenin iptali ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, vekaleten ve saygılarımla talep ederim. …/…/…

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

İhalenin İptali Kararının İptali Dava Dilekçesi

Yürütmenin Durdurulması İstemlidir.

ADANA … İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA;

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

…/ …/ … Tarihli davalı idarenin …/…/… tarihinde yapılan ….. konulu iptal kararının iptali İstemimizden İbarettir.

İŞLEMİN TEBLİĞ TARİHİ

:

 

 AÇIKLAMALAR   :

1-) Davalı ………………….. Daire Başkanlığı tarafından belli istekliler arasında ihale” usulü ile gerçekleştirilen ve müvekkilimiz şirket üzerinde kalan “……….. İli, ………. – ………… Tapu ve Kadastro Modernizasyon Projesi Kapsamında Mekansal Bilgi Sisteminin Altyapısına Yönelik Harita Yapım İşi” ihalesinde (EK – 1) yeterli rekabetin oluşmadığından bahisle …./…/… tarihinde iptal edilmiş olup, söz konusu iptal kararı müvekkilimize …./…/… tarihinde tebliğ edilmiştir. (EK – 2)

2-) Davalı idarenin davaya konu ihaleyi iptal etme nedeni olarak, bazı firmaların ihalenin yüksek fiyatlardan belli firmalar üzerinde kaldığını belirtmeleri üzerine idarece yapılan değerlendirme sonucunda rekabet şartlarını iyileştirme gereği ve kamu yararı göz önüne alınarak ihalenin …./…/… tarihinde 4734 sayılı Kanunun 39.maddesine istinaden iptal edildiği belirtilmiştir. Davalı yana, iptal işlemine yönelik …./…/… tarihli bir şikayet başvurusunda bulunulmuş olup, bu başvurumuza da red cevabı verilmiştir. (EK – 3)

3-) Davalı ……………….. Daire Başkanlığı tarafından “belli istekliler arasında ihale” usulü ile yapılan harita yapım işi ihalesine 4 istekli katılmış olup ekonomik açıdan en avantajlı teklif olarak değerlendirilerek ihale üzerinde bırakılan müvekkilimiz şirketin teklifinin yaklaşık maliyetten düşük olduğu ya da yaklaşık maliyetin hatalı olarak belirlendiğine dair herhangi bir iddia bilgi ve belgenin de sunulmamakla birlikte, rekabet şartlarının iyileştirilmesi gerektiğinden bahisle, herhangi bir somut sebep ortaya konulmaksızın, salt idarenin takdir yetkisine istinaden ihalenin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

4-) Hal böyle olunca, davalı idare tarafından …/ …/ … tarihinde düzenlenen ihalenin iptal kararının iptali için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4734 S. K. m. 5, 20, 37, 38, 39, 40.

HUKUKİ DELİLLER      : 1-) Müvekkilimiz ile davalı yan arasında imzalanan ../…/.. tarihli ihale alımı sözleşmesi

2-) Kamu İhale Kurumunun …/…/.. tarihli iptal kararı ve tebliği

3-) Müvekkilimiz davalı yana şikayet başvurusu.

SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, davalı idare tarafından …/ …/ … tarihinde düzenlenen ihalenin iptal kararının iptali ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, vekaleten ve saygılarımla talep ederiz. …/…/…

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerin ihalelerinde aşağıdaki usuller uygulanmaktadır.

İhale Usulleri Nelerdir. (İdare – Kamu)

a) Kapalı teklif usulü,

b) Belli istekliler arasında kapalı teklif usulü,

c) Açık teklif usulü,

d) Pazarlık usulü,

e) Yarışma usulü.

İşin gereğine göre yukarıda sayılı usullerden hangisinin uygulanacağı, 2886 sayılı kanun hükümlerine uyularak idarelerince tespit edilmektedir. İhale konusu işlerin her türlü özelliğini belirten şartname ve var ise ekleri idarelerce hazırlanmaktadır.

İhale şartnamelerinde genel olarak gösterilmesi gereken hususlar?

İhale şartnamesinde gösterilmesi gereken hususlar aşağıdaki gibidir;

a) İşin niteliği, nevi ve miktarı,

b) Taşınmaz malların satışı, kiraya verilmesi, trampa edilmesi ve üzerlerinde mülkiyetin gayri ayni hak tesisinde tapu kayıtlarına göre yeri, sınırı, yüzölçümü, varsa pafta, ada ve parsel numarası ve durumu,

c) Tahmin edilen bedeli, geçici teminat miktarı ve kesin teminata ait şartlar,

d) İşin yapılma yeri, teslim etme ve teslim alma şekil ve şartları,

e) İşe başlama ve işi bitirme tarihi, gecikme halinde alınacak cezalar,

f) İsteklilerde aranılan şartlar ve belgeler,

g) İhaleyi yapıp yapmamakta ve uygun bedeli tespitte idarenin serbest olduğu,

h) İhale kararının karar tarihinden itibaren en geç 15 işgünü içinde ita amirince onaylanacağı veya iptal edilebileceği,

i) Vergi, resim ve harçlarla sözleşme giderlerinin kimin tarafından ödeneceği,

j) Ödeme yeri ve şartlarıyla avans verilip verilmeyeceği, verilecekse şartları ve miktarı,

k) Sözleşme konusu işlerin malzeme veya birim fiyatlarındaki değişiklikler nedeniyle eğer ödenecekse fiyat farkının ne şekilde ödeneceği,

l) Süre uzatımı verilebilecek haller ve şartları,

m) İşin süresinden önce bitirilmesinde fayda görülen hallerde erken bitirme primi verilecekse miktarı, şartları ve ödeme şekli,

n) İhtilafların çözüm şekli.

2886 sayılı Kanuna göre yapılacak ihalelere katılabilmek için kanuni ikametgah sahibi olma, gerekli nitelik ve yeterliği haiz bulunma, istenilen teminat ve belgeleri verme zorunluluğu bulunmaktadır.

İhalelere katılamayan kişiler kimlerdir?

İhaleye katılamayacak olan kişiler aşağıda sayılmıştır.

İhaleyi yapan idaredeki;

a) İta amirleri,

b) İhale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanlar,

c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şahısların eşleri ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sıhri hısımları,

d) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şahısların ortakları (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç).

2. Bu Kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar.

BKNZ.

13.DD 2009/3159 E. 2009/9120 K.

13.DD 2009/3145 E. 2009/8842 K.

13.DD 2008/1233 E. 2009/4489 K.

13.DD 2008/3503 E. 2009/8348 K.

 

Belediye Encümen Kararı İptal Davası Nasıl Açılır? -1 

Belediye encümen kararları idari işlem olup,  bu kararlara karşı da idare mahkemesinde iptal davası açılmaktadır. 

Belediye encümeni tarafından alınan kararlar birer idari işlemdir. İdari işlemlere karşı hakları ihlal edilen ilgililer işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ya da birkaçı yönünde hukuka aykırılıkları nedeniyle idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Encümen kararının iptali davası açma süresi 60 gündür.

Belediye Encümeni Kimlerden Oluşur? – 2

Belediye encümeni, belediye başkanı başkanlığında;

a) İl belediyelerinde ve nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği üç üye, mali hizmetler birim amiri ve belediye başkanının birim amirleri arasından bir yıl için seçeceği iki üye olmak üzere yedi kişiden,

b) Diğer belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği iki üye, mali hizmetler birim amiri ve belediye başkanının birim amirleri arasından bir yıl için seçeceği bir üye olmak üzere beş kişiden oluşur.

Belediye başkanının katılamadığı toplantılarda ise belediye başkanının görevlendireceği başkan yardımcısı ya da encümen üyesi, encümene başkanlık etmektedir.

Belediye encümen toplantılarına gündemdeki konularla ilgili olarak ilgili birim amirleri, belediye başkanı tarafından oy hakkı olmadan görüşleri alınmak üzere çağrılabilmektedir.

Belediye Encümeninin Görev ve Yetkileri Nelerdir? – 3 

Belediye encümeninin görev ve yetkilerini şu şekilde sayabiliriz;

a) Stratejik plân ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesin hesabı inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek.

b) Yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak.

c) Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek.

d) Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

e) Kanunlarda öngörülen cezaları vermek.

f) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.

g) Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek.

h) Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek.

i) Diğer kanunlarda belediye encümenine verilen görevleri yerine getirmek.

Belediye Encümeni Ne Zaman Toplanır?

Belediye encümeni toplanma zamanı hafta da birden az olmadan önceden belirlenir. 

Belediye encümeni, haftada birden az olmadan önceden belirlenen bir gün ve saatte toplanmaktadır. Belediye başkanı acil durumlarda encümeni toplantıya çağırabilmektedir.

Belediye encümeni üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanmaktadır. Katılanların salt çoğunluğuyla karar vermektedir. Encümenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ihale komisyonu olarak yapacağı toplantılarda da bu madde geçerli. Oyların eşitliği durumunda başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılmaktadır. Çekimser oy kullanılamaz.

Encümen Gündemini Kim Hazırlar?

Encümen gündemi belediye başkanı tarafından hazırlanmaktadır. Encümen üyeleri, başkanının uygun görüşüyle gündem maddesi teklif edebilmektedir. Belediye başkanı tarafından uygun bulunmayan konular encümende görüşülemez.

Encümene havale edilen konular bir hafta içerisinde görüşülür ve karara bağlanır. Alınan kararlar başkan ve toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanmaktadır. Karara muhalif kalanlar gerekçelerini de açıklamaktadır. Encümen başkan ve üyeleri, münhasıran kendileri, ikinci derece dâhil kan ve kayın hısımları, evlatlıkları ile ilgili işlerin görüşüldüğü encümen toplantılarına katılamazlar.

Ruhsat Alınmadan Yapılan İnşaatin Durumu?

Ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç olmak üzere; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı ya da ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespit edildiği, fenni mesul tarafından tespiti ve ihbarı ya da herhangi bir şekilde bu durumun öğrenilmesiyle, belediye ya da valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat hemen durdurulmaktadır.

Durdurulan İnşaatin Mührü Nasıl Kaldırılır?

İnşaati durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılarak yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılmaktadır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılmaktadır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içerisinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirip ya da ruhsat alarak, belediyeden ya da valilikten mühürün kaldırılmasını istemektedir.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderildiği ya da ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygun olduğu, inceleme sonunda anlaşıldığı durumda mühür, belediye ya da valilikçe kaldırılmaktadır.  İnşaatın devamına izin verilmektedir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilmektedir.  Ruhsata aykırı ya da ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni ya da il idare kurulu kararını takiben, belediye veyahut valilikçe yıktırılmaktadır.  Masrafı ise yapı sahibinden tahsil edilmektedir.

Konu ile ilgili detaylı bilgi için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir ya da buraya tıklayarak çalışma alanlarımız hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. 

BKNZ.

6 DD. 2009/13189 E. 2010/82 K.

6 DD. 2008/11432 E. 2009/7237 K.

6 DD. 2007/8640 E. 2008/2358 K.

 

İmar Planı İptali Davası Nedir Nasıl Açılır?

İmar planı iptali davası, imar planını yapan belediyenin bulunduğu yer idare mahkemesine açılan bir idari davadır. İmar planının iptali dava açma süresi, imar planına yapılmış itirazın reddedilmesi durumunda, red kararının tebliğ tarihinden itibaren 60 gündür.

İmar Planı Nedir? Kim Yapar?

İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri ya da diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına ya da belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veyahut kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir.

Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışındaysa söz konusu yetkiler valilik tarafından kullanılmaktadır.

Düzenleme Ortaklık Payı Nedir?

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında ‘düzenleme ortaklık payı’ olarak düşülebilmektedir.

Düzenleme Ortaklık Payı Oranı Nedir?

Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçememektedir.

Düzenleme Ortaklık Payları Ne İçin Kullanılır?

Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka amaçlarla kullanılamaz.

Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye ya da valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır.

Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. Herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imar planıyla yeniden düzenleme yapılmasına engel teşkil etmemektedir.

Bu düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenleme ortaklık payı alınanlardan, bu düzenleme nedeniyle ayriyeten değerlendirme resmi alınmaz.

Üzerinde Bina Bulunan Hisseli Parsellerde İmar Planı?

Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şüyulanma sadece zemine aittir. Şüyuun giderilmesinde bina değeri ayrıca dikkate alınmaktadır.

Düzenleme esnasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamı ya da bir kısmı plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir.

Hisseli bir ya da birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahipleri tarafından yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma yapılmadıkça ya da şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunmaktadır.

Kamu Hizmetlerine Ayrılan Yerlerdeki Yapının İmar Durumu?

Kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye ya da valilik tarafından kamulaştırılmadan yıktırılamaz.

Düzenlenmiş arsalarda yer alan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatleri olmadığı ya da plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zorunlu tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilmektedir.

Bu maddenin tatbikinde belediye veyahut valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin onay vermesi durumunda kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye ya da valiliğe ait sahalardan yer verebilirler.

İmar Planı Olmayan Yerlerde Satış Vaadi Sözleşmesi Yapılabilir Mi?

Veraset yoluyla intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım, hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama gayesi için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmesi yapılamaz.

İmar Planı Olan Yerlerin Arazi Düzenlemelerinde Re’sen Tescili Kim Yapar?

İmar planı olan yerlerde, arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı ya da binasız arsa ve arazilere 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunundan önce özel parselasyona dayalı ya da hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri ya da üzerinde yapılacak binaların daire miktarları göz önünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına re’sen tescil ettirmeye valilik veya belediyeler yetkili bulunmaktadır.

İmar Planı İptali Davası Nasıl Açılır?

Dava dilekçesinde, taşınmazın açık bir dökümünün yapılması gerekir. Bulunduğu il, ilçe, mahalle, ada, pafta ve parsel numaraları doğru bir şekilde gösterilmelidir.

BKNZ.

6.DD 2010/6597 E. 2010/10306 K.

6.DD 2009/15611 E. 2010/5675 K.

6.DD 2009/8585 E. 2010/167 K.

6.DD 2008/11309 E. 2008/8068 K.

6.DD 2008/630 E. 2010/8273 K.

6.DD 2008/1317 E. 2010/1598 K.

6.DD 2007/5904 E. 2008/8408 K.

 

 

Belediye Encümeni Kararının İptali İstemi (Parselasyon- İmar Uygulaması) – 1

Yürütmenin Durdurulması Taleplidir

ADANA … İDARE MAHKEMESİ’NE

İPTAL İSTEMİNDE BULUNAN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

……….

AÇIKLAMALAR               :

1-) …… İli, ….. ilçesi, …. Mahallesi, ……. Mevkiinde, tapunun ……… pafta, ………. ada ve ……… parsel sayısında müvekkilimiz adına kayıtlı bağımsız hisseli olan taşınmazı kapsayan alanda, Davalı … Belediyesi Encümeni’nin …/ …/ … tarih ve … sayılı kararı ile imar uygulaması (parselasyon) yapılmıştır.

2-) 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin 1. fıkrasında,

İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar plânına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerine yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.”

hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre imar uygulaması sırasında oluşturulacak imar parsellerinin, yolların, yeşil alanların ve diğer imar plânıyla kullanım alanı belirtilen tahsislerin aynen uygulama sırasında dikkate alınması gerekir. İmar plânının dışına çıkılarak bahsedilen yol, parsel ve diğer kullanım alanlarının şekillerinin, boyutlarının ve yerlerinin değiştirilmesi mümkün değildir.

3-) Olayımızda ise mevcut taşınmaz imar planında konut alanına tahsis edilmiş iken uygulama sırasında taşınmazın bulunduğu yerden yaya yolu geçirilmiş ve imar uygulaması sonucunda yapılan dağıtımda en yakın parsellerden tahsisin yapılmasının gerekirken müvekkilimize tahsis edilen parsellerin parsel bütünlüğü açısından da eşdeğer olmadığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

4-) İş bu nedenle, yapılan imar uygulaması imar planına ve yasal mevzuata aykırı olduğundan iptali için davayı açmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                : 3194 S. K. m. 18 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER                  :  …/ …/ … tarih ve … sayılı Belediye Encümeni Kararı, İmar plânı ve parselasyon plânı örneği, tapu kayıtları ve sunulması caiz olan sair deliller.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI

GEREKTİREN NEDENLER    : Söz konusu belediye encümeninin ……. günlü ve  …. sayılı kararı ile parselasyon işleminin iptali ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararların doğmasına yol açacağından esasa ilişkin hüküm verilene kadar iptali istenen işlemin yürütmesinin durdurulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin getirdiği yasal bir zorunluluktur.

SONUÇ VE İSTEM  : ……. İli, …… ilçesi, …… Mahallesi, ….. Mevkiinde, tapunun  …… pafta, ………. ada ve …… parsel sayısında müvekkilimiz adına kayıtlı olan taşınmazı kapsayan alanda, davalı belediyece 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmasına ilişkin belediye encümeninin ……. günlü ve  …….sayılı kararının iptali ile YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. ……….

EKLER: 1-) Tapu belgesi.
2-) İmar uygulamasının onaylanmasına dair Belediye Encümeni il idare kurulu kararı örneği.
3-) Varsa imar planı ve parselasyon planı örneği.

İptal İsteminde Bulunan Vekili

Av. Salih BİROL

 

Belediye Encümeni Kararının İptali İstemi – 2

 

Yürütmenin Durdurulması Talebi Vardır.

ADANA … İDARE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

İPTAL İSTEMİNDE BULUNAN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

……….

AÇIKLAMALAR               :

1-) Davalı … Belediyesi Encümeni’nin …/ …/ … tarih ve … sayılı kararı ile; müvekkilimizin, … ili … ilçesi … mahallesi … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı belediyeden almış olduğu …/ …/ … tarihli inşaat ruhsatı ile …/ …/ … tarihinde inşaatına başladığı; zemin+ … katlı ruhsatlı binasının, … ve … katlarının inşaat ruhsatının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince iptaline ve ilgili katların yıkılmasına karar verilmiştir.

2-) Davalı belediyenin iptalini istediğimiz işlemine dayanak oluşturan; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Ruhsatsız Veya Ruhsat Ve Eklerine Aykırı Olarak Başlanan Yapılar” başlıklı 32. maddesinde;

“Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.”

düzenlemesi yer almaktadır.

3-) Davalı belediye tarafından alınan iptal ve yıkım kararı, …/ …/ … tarihli yapı tatil zaptının inşaata asılmasıyla müvekkilimize tebliğ edilmiştir. Müvekkilimiz, …/ …/ … tarihinde davalı belediyeye yaptığı başvuru ile; davalı belediye tarafından ruhsata aykırı olarak gösterilen … ve … katlarının …/ …/ … tarihli inşaat ruhsatına uygun olduğunu ileri sürmüş ve inşaata vurulan mührün kaldırılmasını ve inşaatın devamına karar verilmesini talep etmiştir. Müvekkilimizin yapmış olduğu başvuru, davalı belediyenin …/ …/ … tarih ve … sayılı yazısı ile reddedilmiş ve alınan yıkım kararının …/ …/ … tarihinde uygulanacağı, …/ …/ … tarihinde yapılan tebligat ile müvekkilimize bildirilmiştir. Davalı belediyenin hukuka aykırı olarak aldığı yıkım kararının iptali için mahkemenize başvurulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 3194 S. K. m. 32 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        : …/ …/ … tarih ve … sayılı Belediye Encümeni Kararı, …/ …/ … tarihli İnşaat Ruhsatı, …/ …/ … tarihli Yapı Tatil Mührünün Kaldırılması Başvurusu, … Belediyesi’nin …/ …/ … tarihli Yazısı ve diğer deliller.

CEVAP SÜRESİ                 : 30 gündür.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI

GEREKTİREN NEDENLER : Söz konusu davalı belediye işlemi bu sebeplerle açıkça hukuka aykırı olduğu gibi alınan yıkım kararı doğrultusunda yapılacak işlemler telafisi imkansız zararların doğmasına yol açacağından esasa ilişkin hüküm verilene kadar iptali istenen işlemin yürütmesinin durdurulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin getirdiği yasal bir zorunluluktur.

SONUÇ VE İSTEM   : Yukarıda yer alan nedenler ile; müvekkilimizin … ili … ilçesi … mahallesi … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin+ … katlı ruhsatlı binasının … ve … katlarının yıkılması kararının yürütmesinin durdurulmasına ve …/ …/ … tarih ve … sayılı … Belediyesi Encümen kararının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. ……….

İptal İsteminde Bulunan Vekili

Av. Salih BİROL

 

İş Kazası Nedir?

 İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

oluşan ve sigortalı kişiyi hemen ya da sonradan ruhen veya bedeni olarak engelli duruma getiren olaydır.  

İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?

adana iş kazası avukatı

İş kazasının, işveren  tarafından kolluk güçlerine hemen, kuruma’da en geç iş kazası olduğu tarihten sonraki 3 iş günü içerisinde bildirilmesi zorunludur.

İş kazasının bildirilmesi, 5510 sayılı Yasanın 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine hemen ve Kuruma da en geç kazadan sonraki 3 iş günü içinde başlamaktadır.

Sözü edilen bu bildirim süresi, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmiş ise, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır. İş kazasının 5510 sayılı yasanın 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından bildirilmesi ise;  kendisi tarafından, bir ayı geçmemek koşuluyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel oluşturmadığı günden sonra üç işgünü içinde başlamaktadır. (5510 S. K. m. 13)

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla Kuruma bildirilmesi zorunludur.

İş Kazası Soruşturması ve Yapılan Ödemelerin İadesi Mümkün Müdür?

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından ya da Bakanlık iş müfettişleri vasıtası ile soruşturma yapılabilmektedir.

Bu soruşturma sonucunda yazılı şekilde bildirilen hususların gerçeğe aykırı olduğu ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılır ise, Kurum tarafından bu olay için yersiz olarak yapılan ödemeler, ödemenin yapılmış olduğu tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunan kişilerden tahsil edilmektedir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesinin Şekli Nasıl Olmalıdır?

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulüne ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenmektedir. (Bknz. Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği)

İş Kazası Nedeniyle Açılacak Davalarda Yetkili Yer Mahkemesi Neresidir?

İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte davalının Türk Medeni Kanunu gereği ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabilmektedir. Aynı zamanda işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilmektedir. Bu düzenleme, kamu düzenine ait bir yetki kuralıdır ve emredici niteliktedir. (21. HD. 2009/9982 E. 2010/10364 K.)

İşveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcuttur. (21. HD. 2009/12 E. 2009/6213 K.)

İş kazası sonucu oluşan sakatlık nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, Sosyal Güvenlik kurumu taraf değildir. (21. HD. 2009/3966 E. 2009/5390 K.)

İş kazası sonucu oluşan sakatlık nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşıldığında, kuruma ihbarda bulunulması gerekmektedir.

Olayın kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde ise, davacıya iş kazasının tespiti davası açması için önel verilmesi gerekmektedir. Zira, kurum tarafından sigortalıya gelir bağlanabilmesi için, zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde bulunup bulunmadığının tespiti,  ön sorundur. (21. HD. 2009/1645 E. 2009/10960 K.)

Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı bu kanundan doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur. Buna karşın, bir işin bütünüyle devri durumunda veya anahtar teslimi ile ve ihale ile bütünüyle verilmesi durumunda, işi devreden kişinin işverenlik sıfatı kalkacağından, iş kazasının tespitine ilişkin davada ve buna bağlı tazminat davasında sorumluluğu cihetine gidilemez. (21. HD. 2003/10077 E. 2003/9350 K.)

Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, sigorta olayına maruz kalan kişinin, Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında sigortalı olması ve sigorta olayının, yasada sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. (21. HD. 2003/9435 E. 2003/9645 K.)

 İş Mahkemelerinde Görülen Davalar ve Yetki?

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda aksine bir hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülmektedir. (5510 S. K.)

Genel yetkili mahkeme, davalı olan gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri ise 4721 sayılı TMK hükümlerine göre belirlenmektedir.

İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunan kişinin Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilmektedir. Bunlara aykırı olan sözleşme geçerli sayılmaz. (5521 S. K.)

Tespit Davası Nedir?

Tespit davası yolu ile mahkemeden, bir hakkın, hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilmektedir. (6100 S. K.)

Tespit davası açan kişinin, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar haricinde, bu davayı açmakta hukuki korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.

Maddi olaylar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

BKNZ.

  • YHGK 2009/21-400 E. 2009/432 K.
  • 21. HD. 2009/7428 E. 2010/7266 K.
  • 21. HD. 2009/6341 E. 2010/4758 K.
  • 21. HD. 2009/7635 E. 2009/13208 K.
  • 21. HD. 2008/13524 E. 2009/4622 K.
  • 21. HD. 2006/4198 E. 2006/14989 K.
  • 10. HD. 2005/12116 E. 2006/2261 K.
  • 10. HD. 2003/9832 E. 2004/1529 K.

 

Tüketici Mahkemelerinin Görevli Olduğu Uyuşmazlıklar Nelerdir?

Tüketici işlemlerine ve  tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevli kılınmıştır.

Tüketici İşlemi Nedir?

Tüketici işleminin 6502 sayılı kanunda tanımı şu şekilde yapılmıştır;

“Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,

ifade eder şeklindedir. Madde metninde bazı sözleşmeler tek tek sayılmıştır. Bu sözleşmeler konusunda uygulamada tereddütler varken, kanun koyucu bu tereddütleri gidermek adına adı geçen sözleşmeleri madde metnine eklemiştir.

Ancak bu sayılan sözleşmeler sınırlandırıcı nitelikte değildir. Sayılan tüketici işlemi kapsamındaki sözleşmeler örnek olarak sayılmıştır. Düzenlemedeki “ve benzeri” ifadesi bunu açıkça göstermektedir.

Tüketici İşlemleri Nelerdir? Uygulamaya İlişkin Örnekler

Eser sözleşmesi kanunda sayıldığına göre, artık sipariş yöntemi ile imal edilecek mobilya vb. ürünlerle ilgili bir uyuşmazlık çıktığında 6502 sayılı TKHK hükümleri uygulanmalıdır. Yine tüketicinin kargoda eşyasının kaybı ve hasara uğraması halinde de bu kanun uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte bilet tehiri ya da sefer aksaması halinde de söz konusu kanun hükümleri uygulanacaktır.

Yargıtay eski kanun zamanında eser sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkları çözümlerken TKHK göre değil de  genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği içtihadında bulunmaktaydı. Ancak 6502 sayılı yasanın 3/1 maddesine göre eser sözleşmeleri hakkındaki uyuşmazlıklarda bu kanun (6502) hükümlerinin uygulanacağı yönünde kararlar vermesi gerekmektedir.

6502 sayılı TKHK 3. Maddesi gereğince simsarlık ve vekalet sözleşmelerinde de bu kanun uygulanmalıdır. Buna göre tüketicinin özel hastanede tedavisi ve bu tedavi sırasında uğradığı zararlar da bu kanun kapsamına dahildir. Tüketici ile sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlıklarda da bu kanun uygulanmalıdır.

adana tüketici avukatı

Not: Tüketicinin taraf olduğu haksız fiiller tüketici hukukunun konusu değildir. Çünkü tüketici işleminin tanımında “… her türlü sözleşme ve hukuki işlemlerin bütünüdür denilmektedir. Aslında tüketici işlemi ile ilgili olarak bu kanunda hem sözleşme hem hukuki işlem kavramlarını kullanmak yerine sadece hukuki işlem kavramının kullanılması yeterli olurdu. Çünkü sözleşme hukuki işlemin altında ve en önemli hukuki işlemlerden birisidir.

Hukuki işlem kavramı daha kapsayıcıdır. Sözleşme kavramını içinde barındırmaktadır. Tüketici hukuku, taraflardan birinin tüketici taraf olduğu bir sözleşme ilişkisini düzenlemektedir. Dolayısıyla tüketici sözleşmesinin tanımını da yapmak gerekecektir. 

Tüketici Sözleşmesi Nedir?

Tüketici sözleşmesi, tüketici tarafa bir mal ya da hizmet sunumu karşılığı tüketicinin de parayla ölçülebilir bir bedeli ödediği ivazlı bir sözleşme olarak tanımlanabilir.

Tüketici sözleşmesi için zorunlu olan husus, tüketici sözleşmesinin bir tarafında ticari ya da mesleki amaçlarla hareket eden satıcı veya sağlayıcı tarafın bulunması, diğer tarafta ise ticari ya da mesleki olmayan bir amaçla yani satın aldığı malı kendi ihtiyacı için kullanmak ya da tüketmek amacıyla hareket eden tüketicinin olmasıdır.

Tüketici Sözleşmeleri Nelerdir? Örnekler

Saklama (vedia) sözleşmesi, tedavi sözleşmesi, taşıma sözleşmesi, seyahat sözleşmesi, sigorta sözleşmesi, dershanede ders verme sözleşmesi, cep telefonu aboneliği sözleşmesi, özel eğitim sözleşmesi, umre tur sözleşmesi, EGO’nun doğalgaz satış sözleşmesi, tüketici sözleşmelerine örnek olarak sayılabilir.

Tüketici Mahkemelerinde Açılan Davalarda Harç Alınır Mı?

Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır.

Tüketici Örgütlerinin Açtığı Davalarda Bilirkişi ve Vekalet Ücreti

Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması halinde, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanmaktadır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması halinde, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilmektedir.

Tüketici Mahkemelerinde Görülen Davalarda Usül?

Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu  hükümlerine göre yürütülmektedir.

Tüketici Davaları Nerede Açılır?

Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilmektedir.

Tüketici Mahkemeleri İhtiyati Tedbir, İlan ve Verilen Kararların İcrası

“Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hallerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir.

Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir.

Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir.”

 

Yargıtay Kararlarına Göre Tüketici İşlemleri

Lazerli Epilasyon Sonucunda Bacaklarda Ağrı, Leke ve Yanıklar Oluşan Hasta Tüketicinin Açtığı Tazminat Davası Yargıtay Kararı

ÖZET: Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve taraf iddialarında vurgulanan bu hususları değerlendiren aralarında lazerli epilasyon uygulamalarında uzman dermatoloğun da bulunduğu üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek bilirkişi kurulu aracılığı ile, davacının olayın başından beri ibraz ettiği raporları da gözetilmek suretiyle, hastanın durumu, alet kullanımı ve epilasyon ve sonrası tedavi sürecine ilişkin rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.  (13. H.D. 16.09.2003, 6100/10176)

Davacı, vücudunda kıl dönmesi sonucu kıldibi iltihaplanması nedeniyle davalı doktor İlknur Altunay’a başvurduğunu, davalı doktorun diğer davalı hastanede 17.11.2000 tarihinde yaptığı lazerli epilasyon sonunda bacaklarında ağrı, leke ve yanıkların oluştuğunu, bunların normal olup zamanla iyileşeceği söylenmesine rağmen gittiği başka bir doktor muayenesi sonucunda kendisinde yanlış uygulama yapıldığının söylenmesi üzerine davalıların tedavi çağrısına güveni kalmadığından gitmediğini, halen vücudunda belirgin izler olup, etek giyemediğini belirterek yaşadığı fiziksel ve ruhsal sıkıntılardan ötürü 5.000.000.000 TL. manevi tazminat, 550.875.000 TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı doktor cevap dilekçesinde davacıda gelişen sıkıntıların bu tür tedavilerden oluşması normal olup zamanla geçen sıkıntılar olduğunu, operasyon sonrası tedavi teklifinin geri çevrildiğini beyan ederek davanın reddini dilemiş, diğer davalı operasyonu gerçekleştiren doktorla aralarında hizmet sözleşmesi olmadığını, sadece aletleri kiraladığını savunarak davanın husumet nedeniyle reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- HUMK. 286. maddesi hükmü uyarınca hakim bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber, HUMK. 275. maddesi mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Hükmünü içermektedir. Somut olayda, bilgisine başvurulan Adli Tıp Uzmanı Cahit Alkış’ın uzmanlık alanı açıklanmadığı gibi doktorun, hastanın Cerrahpaşa Tıp Fakültesindeki muayene sonucu bulgularına dayanılarak hazırlanan bilirkişi değerlendirmesi de yetersizdir.

Davacının Adli Tıp Kurumunda 28.11.2000 tarihinde yapılan muayenesinde her iki bacakta 1,5 cm çaplı yuvarlak halka şeklinde 2. derece yanık izi tespit edilmiş, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde 4.11.2002 günlü muayenede dikkatli bakıldığında görülebilen belli belirsiz izler tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 27.5.2002 günlü heyet raporunda olayda alet kullanımının epilasyon sonucu lezyon oluşumunda etkili olduğu vurgulanmış, Adli Tıp doktorunun dosyaya ibraz ettiği son bilirkişi raporunda davacının tüy yapısı ve sayısına göre işlemin tek seansta yapılmasına elverişli olmaması lezyon sebepleri arasında gösterilmiştir.

Davalı doktor bu tür lezyonların epilasyon sonrası çıkma ihtimali bulunduğunu, zamanla geçeceğini bu yolda tedavi teklifinin geri çevrildiğini savunmuş, davacı ise, başka doktora giderek kendisinde hatalı epilasyon yapıldığı tespit edildiğinden davalı doktorun tedavi isteğine karşılık vermediğini bildirmiştir.

Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve taraf iddialarında vurgulanan bu hususları değerlendiren aralarında lazerli epilasyon uygulamalarında uzman dermatoloğunda bulunduğu üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek bilirkişi kurulu aracığı ile, davacının olayın başından beri ibraz ettiği raporları da gözetilmek suretiyle, hastanın durumu, alet kullanımı ve epilasyon ve sonrası tedavi sürecine ilişkin rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir şeklinde hüküm kurmuştur.

Tüketici Mahkemesi Hekimin Özen Borcu Hakkında Yargıtay Kararı

ÖZET : HUMK. 286. maddesi hükmü uyarınca hakim, bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber HUMK. 275. maddesi hükmü uyarınca, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (13. H.D. 16.09.2003, 6060/10174)

Davacı, davalı doktor tarafından tespit edilen gebeliğin 20.4.2000 tarihinde kürtajla sona erdirildiğini, ancak 15.5.2000 tarihinde karın ağrısı, ishal, tansiyon düşüklüğü şikayeti ile hastaneye kaldırıldığını, hastanede 8 haftalık dış gebelik saptanarak acil ameliyata alındığını, kendisinde zamanında dış gebelik teşhisi konulamaması sonucu hayati tehlike atlattığını ileri sürerek 2.650.000.000TL. maddi, 10.000.000.000TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.

Mahkemece; dosyada yer alan bilirkişi raporları esas alınarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

HUMK. 286. maddesi hükmü uyarınca  hakim, bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber HUMK. 275. maddesi hükmü uyarınca, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Şöyle ki, davacının Tabip Odasına şikayeti üzerine aldırılan bilirkişi incelenmesinde, hastaya ait olduğu bildirilen ultrasonografik fotografda iç gebelik gözüktüğü ve bunun tahliye edildiği, tahliye sonucu elde edilen metaryalin histopatolojik tetkike gönderilmediği zira dış gebelik şüphesi yokken bu uygulamanın mutat olmadığını ancak böyle bir histopatolojik inceleme yapılamamışsa hastada geçmişe yönelik heterotropik ( iç ve dış gebeliğin aynı anda var olması )gebelik tanısı konulamayacağını zaten bu tip gebeliğin teşhisinin de çok zor olduğunu, tahliyeden 10 gün sonraki kontrolde B hCG kan testi ile iç ve dış gebelik hakkında bilgi verici sonuç alınacağını ancak tüm bunların bir dış gebelik şüphesi olduğu taktirde yapılacağını, eğer varsa heterotropik gebeliğin bir doktorun hayatında bir iki kez karşılaşacak kadar nadir rastlanan bir vaka olduğu bildirilmiştir.

Adli tıp raporuna dayanak teşkil eder. C Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. K’ ye ait raporda; hastaya ait ultrason fotoğrafındaki iç gebelik bulunduğunu, bunun tahliyesi sonucu elde edilen metaryelin historepatolojik incelenmesinin mutad olmayıp dış gebelik yada molar gebelik şüphesi halinde mümkün olduğu, hastada muhtemelen heterotropik gebelik bulunduğunu, bunun nadir rastlanan sıklığı 1/3889-1/6778 oranında olduğu, %50’sinde tanının iç kanama nedeniyle yapılan ameliyat ile batın içine girildiğinde anlaşılabildiği, belirti vermeden gelişebileceği bu yüzden ilk başta teşhis edilememesinin meslek kusuru, ihmali sayılamayacağı vurgulanmıştır.

Açıklanan bu bilirkişi raporları doğrultusunda; davalı doktorun dış gebelik ihtimalinin göz önünde tutularak, bu ihtimalinde araştırılmasının gerekip gerekmediği, yani özen borcunun bu şekilde yerine getirilip getirilmediğine ilişkin bilirkişi raporunda gerekçeli, ikna edici bir açıklama bulunmamaktadır. Adli Tıp İhtisas Dairelerince verilen raporların mahkemece bağlayıcı değildir. Mahkemece bu yön gözetilerek konusunda uzman üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile davacıya ait tüm raporlar dosyaya ibraz edilerek, yine dosyada bulunan Tabib Odası bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu Raporu, C Tıp Fakültesinden alınan rapordaki görüşlerde esas alınarak, davalının özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle davalıya izafe edilecek bir kusur olup olmadığının, aldırılacak bilirkişi raporu ile tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

 

 1. İş Kazası Tespit Davası Dilekçe Örneği

 

 ADANA İŞ MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                                :

VEKİLİ                                 :

DAVALI                                : 1-) (İşveren)

                                                2-) Sosyal Güvenlik Kurumu

KONU                                    : İş kazasının tespiti istemimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR               :1-) Müvekkilimiz, halen davalı işverenin işçisi olup dava konusu iş kazası meydana gelmeden önce, davalı işveren nezdinde seramik işçisi olarak çalışmakta idi. (EK 1)

2-) Dava konusu iş kazası, …/…/… tarihinde, saat … civarında, … …. …/… adresinde meydana gelmiş olup kazanın ayrıntıları, dilekçemizin izleyen paragrafında açıklanmıştır.

3-) Davalı işverenin sahibi ve işletmecisi olduğu fabrikanın frit (seramik hamuru) hazırlama bölümünde görevli olan müvekkilimize, çalışmakta olduğu sırada, fabrikaya malzeme taşıyan araçlardan birinin dolu olarak fabrika binasına vardığı bildirilerek aracın taşıdığı malzemenin boşaltılması işine yardımcı olması yönünde talimat verilmiştir. Talimatı veren, bölüm şefi … …’dir. Kendisi ve dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 2) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde duruma ilişkin izahat verecektir.

4-) Müvekkilimiz, aldığı talimat üzerine, zaman kaybetmeden, boşaltma işleminin yapılacağı yere gitmiş ve kendisine verilen görevi yerine getirmeye başlamıştır.

5-) Ancak, bu sırada manevra yapmakta olan araç sürücüsünün, ortamın gürültülü olmasının da etkisiyle, kendisine yapılan sesli uyarıları da duymayarak, direksiyonu ters yöne kırması sonucu, müvekkilimiz, araç ile peron duvarı arasına sıkışmış ve ciddi biçimde yaralanmıştır. Aynı gün hastaneye kaldırılan müvekkilimiz, belden aşağısının felç olması nedeniyle çalışamaz duruma gelmiştir.

6-) Meydana gelen işbu kaza, aynı gün … İli, … İlçesi Jandarma Komutanlığı’na bildirilmiş , jandarma tarafından yapılan inceleme neticesinde kaza tutanağı tutulmuş (EK 3), kaza tarihinden bir gün sonra …/…/… tarihinde de Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmiştir. (EK 4)

7-)  Kuruma yapmış olduğumuz yazılı başvuruya (EK 5) karşılık, kurum yetkilileri tarafından yapılan inceleme sonunda hazırlanan rapora dayanılarak, tarafımıza hitaben kaleme alınan …/…/… tarihli cevabi nitelikli yazıda (EK 6), özetle, kaza ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı bulunmadığı, zira, insani duygularla da olsa, kaza meydana geldikten sonra başlatılan kurtarma girişimleri sonucunda ve bu müdahaleler nedeniyle müvekkilimizin felç olduğu, öyle ki, araç ile duvar arasında sıkıştığı sırada kendisini kurtarma içgüdüsüyle çabalayan müvekkilimizin ayaklarını hareket ettirebildiğinin tanıklar tarafından da açıkça beyan edildiği belirtilmektedir. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira, bu husus, müvekkilimizin kazadan sonra sevk edildiği … Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlenen rapor (EK 7) ile örtüşmemektedir.

8 ) Müvekkilimize geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sürekli iş göremezlik geliri bağlanması ve kurum tarafından karşılanmayan zararlarımızın davalı işverenden talep edilmesi konularında taşıdığı önem nedeniyle, dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespitini mahkemenizden istemek zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 5510 S. K. m. 13, 101, 6100 S. K. m. 1, 6, 106, 5521 S. K. m. 1, 5

HUKUKİ DELİLLER        : İşyeri şahsi sicil dosyası, Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri kayıtları, …/…/… tarihli kaza tutanağı, …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yazısı, …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısı, , … Hastanesi Başhekimliği’nin …/…/… tarihli ve … sayılı raporu, tanık anlatımları, keşif ve bilirkişi incelemesi

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, dava konusu olayın iş kazası olarak tespiti ile yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederim. …/…/…

EKLER :       1-)       İşyeri şahsi sicil dosyası ve Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri kayıtları

2-) Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi

3-) …/…/… tarihli kaza tutanağı.

4-) …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yazısı.

5-)  …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yazısı.

6-) …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısı.

7-) … Hastanesi Başhekimliği’nin …/…/… tarih ve … sayılı yazısı.

8 ) Bir adet onaylı vekaletname örneği

 Davacı Vekili

Av. Salih Birol

2. İş Kazası Bildirim Dilekçesi

 

…/…/…

Sayı:

Konu: İş Kazası Bildirimi Hakkındadır.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ……….. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE

                                                                                                              …………………………………. adresinde kurulu, Müdürlüğünüzde ………………… sayılı dosyada işlem gören …………………… ünvanlı işyerimizde …/ …/ … tarihinde meydana gelen iş kazısına ilişkin “İşyeri Kaza Bildirim Formu” düzenlenerek ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

İşverenin veya Vekilin

Adı Soyadı

İmza

EK: Bir adet İşyeri Kaza Bildirim Formu

3. İş Kazası Nedeniyle İbraname Örneği

Aşağıda ünvanı ve adresi belirtilen işyerinde çalıştığım süre zarfında hak kazandığım normal ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve genel tatil, ulusal bayram tatili ücretleri, ikramiye ve diğer sosyal yardımlar ile yıllık ücretli izin de dahil olmak üzere bütün ücretlerimi aldığımı, 4857 sayılı İş Kanunu, sair ilgili mevzuat ile iş sözleşmemden, toplu iş sözleşmesinden doğan bütün haklarımı işverenden tam ve noksansız bir şekilde tahsil ettiğimi, işveren ve gerekse vekilinden bu iş sözleşmesi ve sözleşme sırasında vukuu bulan iş kazası veya vesair sebeplerle hiçbir hak ve alacağımın kalmadığını, İş Kanunu’nun 20 ve 21 nci maddelerindeki hükümlerle ilgili talepte bulunmayacağımı, bunlardan dolayı haiz olduğum ve olabileceğim her türlü dava haklarımdan feragat ettiğimi, işveren ve vekilini tamamen serbest irademle ibra ettiğimi beyan ederim. …/…/…

Adı, Soyadı                :

İşyeri Ünvanı              :

İşyeri Adresi               :

İkametgah Adresi       :

İmza                           :

 

İhtarname veya İhbarname Nedir?

Her türlü hukuki işlemlerde muhatabına kanun, sözleşme, örf ve adetten doğan hak ve isteklerin yazılı şekilde bildirilmesi veya haber verilmesi için yapılan işlemlere ihtarname veya ihbarname denir. (Noterlik Kanunu Yönetmeliği m. 98).

 

İş Sözleşmesinin Geçerli Nedenle Feshi İhtarname Örneği (İhbar Tazminatlı)

 

 İHTARNAME

İHTAR EDEN                     :

VEKİLİ                                :

İHTAR EDİLEN                 :

KONU                       : 4857 Sayılı İş Kanunun 17. maddesi gereğince iş sözleşmesinin feshine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR   :

1)  …/ …/ … tarihinde … sicil numarası ile müvekkilimiz …. ……’ a ait olan işyerinin ….. bölümünde işe başlamış ve yaklaşık … yıl/ay/gün … olarak çalışmış bulunmaktasınız.

2) 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre kıdem sürenize uygun olarak tespit edilen bildirim süresine ilişkin ihbar tazminatınız ………TL…….KR olarak hesaplanmıştır.

3) İhbar tazminatınız ve diğer hak ve alacaklarınız tarafınıza bugün itibariyle bordro karşılığında ödenecektir.

4) Müvekkilimiz tarafından iş sözleşmeniz bugün itibariyle feshedilmiş ve işverenliğimizle olan iş ilişkiniz sona ermiştir.

İHTAR EDEN VEKİLİ

     Av. Salih Birol

SAYIN NOTER;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/ …

     İHTAR EDEN VEKİLİ     

Av. Salih Birol

 

İş Sözleşmesinin Geçerli Nedenle Feshi İhtarı (İhbar Tazminatsız)

 İHTARNAME

İHTAR EDEN                     :

VEKİLİ                                :

İHTAR EDİLEN                 :

KONU                      : 4857 Sayılı İş Kanunun 17. maddesi gereğince iş sözleşmesinin feshine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR   :

1)  …/ …/ … tarihinde … sicil numarası ile müvekkilimiz …. ……’ a ait olan işyerinin ….. bölümünde işe başlamış ve yaklaşık … yıl/ay/gün … olarak çalışmış bulunmaktasınız.

2) İş sözleşmeniz 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre kıdem sürenize uygun olarak tespit edilen bildirim süresi sonunda …../……/200…. tarihinde,…………………………………………..nedeniyle feshedilecektir. 

3) Bildirim süresinin sona erdiği tarihte İş Kanunu’ndan doğan hak ve alacaklarınız tarafınıza ödenecek ve iş akdiniz sona erecektir.

4) İş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğ edilmesinden itibaren sözleşmenizin feshedileceği tarihe kadar günlük 2 (iki) saat yeni iş arama izniniz olup bu izni ister her iş günü ayrı ayrı, isterseniz önceden haber vermek şartıyla ve işten ayrılmanızdan önceki günlere tekabül ettirmek koşuluyla toplu olarak kullanabilirsiniz.

5) Müvekkilim tarafından iş sözleşmenizin …../…../201… tarihinde feshedileceğini ihtaren bildiririz. …/ …/ …

İHTAR EDEN VEKİLİ

     Av. Salih Birol

SAYIN NOTER;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/ …

İHTAR EDEN VEKİLİ

Av. Salih Birol

 

İş Sözleşmesinin Performans Düşüklüğü Sebebiyle Feshi İhtarı

 İHTARNAME

İHTAR EDEN                     :

VEKİLİ                                :

İHTAR EDİLEN                 : 

KONU                                   :  İş sözleşmesinin feshine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Müvekkilimize ait …. ……/ …… adresinde faaliyetini sürdüren  …………….. ünvanlı işyerinde …/…/… tarihinden beri ………. görevinde çalışmaktasınız.

2-) … yılı … ayında yapılan performans değerlendirmesi sonucunda, geçmiş döneme göre iş performansınızın düşük seviyede seyir ettiği tespit edilmiş; bölüm şefinizin raporuna göre benzer işi gören çalışma arkadaşlarınızdan daha az verimli çalıştığınız, sahip olduğunuz niteliklere göre beklenenden daha düşük performansa sahip olduğunuz ve son dönemde işe yoğunlaşmanızın giderek azaldığı belirlenmiştir. Bu konuda bölüm yetkilisi tarafından sözlü olarak uyarılmakla birlikte performansınızı artırmaya yönelik eğitimlere davet edilmiş olmanıza rağmen bu davetlere çeşitli mazeretlerle iştirak etmediğiniz de tespit edilen hususlardandır.

3-) …/…/…. tarihinde tarafınızdan savunma istenmiş olmasına rağmen, herhangi bir savunma vermediğiniz gibi savunma vermemeniz konusunda geçerli bir mazeret de bildirmediğiniz görülmektedir.

4-) Açıklanan sebeplerden ötürü, müvekkilimizin tarafınızla …/…/… tarihinde akdettiği iş sözleşmesini feshettiğini tarafınıza ihtaren bildiririz. …/…/…

                                       İHTAR EDEN VEKİLİ

                                                                                                          Av. Salih Birol

 SAYIN NOTER;

 Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/….

 İHTAR EDEN VEKİLİ

Av. Salih Birol

 

Hizmet kusuru tam yargı davası dilekçe örneği

Tam yargı davası ilgili kişilerin haklarının ihlal edildiği bir idari işleme karşı Danıştay, idare, vergi mahkemelerine açılan davalardandır.  Dava açacak olan ilgili kişiler tam yargı ve iptal davasını birlikte de açabilmeleri mümkündür.

Hizmet kusuru nedeniyle tam yargı davası nasıl açılır?

hizmet kusuru tam yargı davası

Bununla birlikte ilgili kişiler ilk iptal davası açıp bu iptal davasının karara bağlanması sonrasında, bu husustaki kararın veyahut istinaf temyiz kanun yollarına başvurulması halinde verilen kararın tebliği ya da bir idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan kaynaklı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilmektedir. İlgili kişilerin 11. Maddeye istinaden idareye başvurma hakkı saklıdır.

Tam yargı davası açma süresi ne kadar?

İdari eylemlerden kaynaklı hakları ihlal edilmiş olan ilgili gerçek ya da tüzel kişiler idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı şekilde bildirim üzerine ya da başka bir şekilde öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde söz konusu ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir.

Bu taleplerin kısmen ya da tamamen reddi durumunda, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren ya da istek hakkında 60 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava açma süresi içinde dava açılabilmektedir.

Tam yargı davalarında yetkili mahkeme neresidir?

a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,

b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,

c) Diğer hallerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer İdare mahkemesidir.

İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili davalarda yetkili mahkeme neresidir?

İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında ya da bunlara bağlı her türlü haklara ya da kamu mallarına yönelik idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yerdeki  idare mahkemesidir.

 

Hizmet Kusuru Nedeniyle Tam Yargı Davası Dilekçe Örneği

 ADANA ( ) İDARE MAHKEMESİNE

DAVACI

:

 

VEKİLİ

:

 

DAVALI

:

 

KONU

:

 

AÇIKLAMALAR               : 1-) … Bulvarı … Mevkiinde davalı idare tarafından …/…/… tarihinde yapımına başlanan üstgeçit …/…/… tarihinde tamamlanarak hizmete açılmıştır. Üstgeçitin yapımıyla birlikte tapuda müvekkil adına … pafta … ada … parselde kayıtlı, … nolu bağımsız bölümler kullanışlılıklarını büyük ölçüde yitirmiş, taşınmazlar büyük ölçüde değer kaybına uğramıştır.

2-) …/…/… tarihinde taşınmazlardaki değer kaybının tazmini amacıyla müvekkilimiz adına davalı idareye yaptığımız başvuru yanıtsız bırakılmak suretiyle zımnen reddedilmiştir.

3-) İdarece yaptırılan üstgeçit nedeniyle tapuda … pafta … ada … parselde kayıtlı, … nolu bağımsız bölümlerde oluşan …-liradan toplam …-lira, … ve … nolu bağımsız bölümlerde oluşan …-liradan toplam …-lira, … nolu bağımsız bölümlerde oluşan  …-liradan toplam …-lira ve … nolu parselde kayıtlı … nolu bağımsız bölümlerde oluşan …-lira olmak üzere toplam …-lira (… bin lira) değer kaybının idareye başvurduğumuz …/…/…tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalı idareden tazminini istemek amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 2577 S. K. m. 3, 12, 13, 36 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        : Keşif ve bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle tapuda 26 pafta 7 ada 77 parselde kayıtlı, 5 nolu bağımsız bölümler için ….-liradan, toplam ….lira, … ve … nolu bağımsız bölümler için ….-liradan toplam …-lira, … nolu bağımsız bölümler için …-liradan toplam …-lira ve 36 nolu parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölüm için x -lira olmak üzere toplam x-lira (x bin lira) tazminatın …/…/2015 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tazminine,

Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkemenizden arz ve talep ederiz. x/x/201..

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

Boşanma Dava Dilekçesi Örneği


ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI : … …

VEKİLİ : Av. Salih BİROL

DAVALI : … …

DAVA KONUSU : Taraflar arasındaki ortak hayatı eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması, pek kötü veya onur kırıcı davranış ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenleri ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :
Müvekkil ile davalı arasındaki evlilik birliği, devamı kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsılmış olmakla, işbu davayı ikame etme zarureti tarafımızda hasıl olmuştur. Şöyle ki;

1. Taraflar, 01/12/2017 tarihinde evlilik yapmışlardır. Bu birlikteliklerinden 10 aylık … … adında çocukları bulunmaktadır.

2. Müvekkil, bir eş olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmesine rağmen, evlilik sonrası davalının müvekkile karşı olumsuz kişilikleri ortaya çıkmıştır. Kültür farklılığı, mizaç uyumsuzluğu baş göstermiştir. Davalı asabi ve geçimsiz bir kişiliği vardır. En küçük sorunları bile büyütmüş, kavga ve tartışma ortamı yaratmaya başlamıştır. Müvekkile karşı hiçbir saygı göstermemiş, müvekkilin kişiliğine ve saygınlığına karşı ağza alınmayacak küfür ve hakaretlerde bulunmuştur. Bu tür küfür ve hakaretlere toplum içerisinde de sürdürmüştür. Davalının müvekkile hakaret ettiğini birçok kişi duymuştur. Müvekkil ile davalı aynı konut içerisinde iki yabancıdan dahi kötü bir durumda yaşamaktadır ki bu sebeple evlilik birliği müvekkil için çekilmez bir hal almıştır. Müvekkil aynı konut içerisinde daima kendisini tersleyen, hep benim dediğim olacak diyen ve hiçbir ihtiyacına cevap vermeyerek evlilik birliğinin gereklerine riayet etmeyen bir eş ile beraber yaşamaktadır. Aralarında saygı ve sevgi adına hiçbir şey kalmamıştır.

Yüksek mahkeme bu tarz davranışlarda bulunan eş aleyhine verdiği bir emsal kararında “Davacıya sürekli olarak deve gibi boynun var, çocuk mezarı gibi ayakkabı var, karga gibi burnun var, terörist gibi sözlerle, hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir” ( 2. H.D., 04.03.2002, 2184 – 281) hakaret fiilinin olmasının evlilik birliğinin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin olduğuna kanaat getirmiştir.

3. Davalı bu hareketlerini yalnızca müvekkile karşı değil, müvekkilin annesi ,babası ve kardeşlerine karşı da sürdürmüş, onlara karşı tavır takınmıştır, müvekkili toplum içinde rencide etmiş ve küçük düşürmüştür. Pek laf dinlemeyen bir kişiliğe sahip olması sebebiyle sürekli huzursuzluk yaratmış eşine ve ailesini her ortamdan küçük düşürmüştür. Müvekkilin iş yerini arayarak iş yerinde ki arkadaşlarına müvekkil aleyhine ağza gelinmeyecek sözler söylemekten de kaçınmamıştır. Ayrıca her sorunu babası ile paylaşması ve annesinin olaylar karşısında verdiği tepkilerde etkilenmesi neticesinde, müvekkilimin kendisi ve ailesine karşı olmayacak davranışları sürdürmüştür.

4. Müvekkil davalı ile evlenirken eşine büyük bir değer vermiş ve evliliğinin bir ömür boyu mutlu ve huzurlu bir biçimde süreceği inancı ve hayalini beslemiştir. Ancak davalının yapmış olduğu olumsuz hareketler, müvekkilin hakaretlere maruz kalması ve toplum içersin de küçük düşürülmesi, müvekkilin tüm hayatını alt üst etmiştir.

Müvekkil ile davalı arasındaki ortak hayat eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olup tarafların boşanmalarına, çocukların velayetinin baba müvekkilde kalmasına karar verilmesini talep zarureti hâsıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER       : İlgili mevzuat hükümleri

DELİLLER         :Nüfus kayıtları, Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması, Yemin, Tanık beyanları ve her türlü delil.

SONUÇ                            : Açıklanan nedenler, göz önüne alınacak ve oluşacak durumlar ışığında; Müvekkilin evlilik birliğinin devam ettirme durum ve ihtimali kalmadığından Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Tarafların BOŞANMALARINA, Yargılama giderleriyle, Avukatlık ücretinin dahi davalıya yükletilmesine karar verilmesini davacı vekili olarak talep eder, saygılar sunarım. 03/12/2019


TANIKLAR:
1- x x ….                                                                                                     

Davacı Vekili

 

Boşanma Davası Mahkeme Kararı Örneği


TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ADANA
AİLE MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO : 2016/… Esas
KARAR NO : 2017/…
HAKİM : …
KATİP : ….
DAVACI : ….

DAVALI : … … İlanen tebligat
DAVA : Boşanma
DAVA TARİHİ : 26/04/201.
KARAR TARİHİ : 14/12/20..
GEREKÇE TARİHİ : 18/12/20..

Mahkememizde görülmekte bulunan Boşanma davasının açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 17/11/1995 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, davalının başka bir kadınla yaşamaya başladığını ve evliliklerinde zaten bulunan sorunların arttığını, davalının aşçı olduğunu, 2010 yılında …. isimli bir bayan ile tanıştığını ve ilişki yaşamaya başladığını, akabinde davacı ile yaşadığı haneyi terk ettiğini, davalı ile imam nikahlı yaşadığı … ‘nın bir kızlarının olduğunu, davalının müşterek haneyi terk ettikten sonra davacıyı ve müşterek çocuğunu bir kere olsun aramadığını, müvekkilinin maddi ve manevi sorunlar yaşadığını, çevreden aldıkları yardımlar ve davacının ev işlerine gündeliği gitmesi ile hayatlarını idame ettiklerini, kiralarını ödemeyip başka bir eve taşınmak zorunda kaldıklarını, davacının … yılında balkondan düşüp belini kırdığını, belinin hala rahatsız olduğunu ve ağır işlerde çalışamadığını, davalının evi terk etmeden önce müvekkili adına kredi kartları aldığını ve bu borçları davacıya bıraktığını, bu sebeplerde müvekkili aleyhine hakkında bir çok icra takibi başlatıldığını, davalının …. … mesleğini yaptığını, aylık 3.000,00 TL gelirinin bulunduğunu, nerede yaşadığını bilmediklerini, müvekkilinin yaşananlardan dolayı maddi ve manevi çöküntü yaşadığını belirterek; tarafların boşanmalarına, müvekkil için 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminata ve aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … … ‘ün tüm aramalara rağmen adresi bulunamadığından ,dava dilekçesi ilanen tebliğ edilmiştir.

Mahkemece … Cumhuriyet Savcılığının … soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş, nüfus kayıtları dosya arasına alınmış, Sosyal ve maddi durum araştırması davacı açısından yaptırılmış davacı tanıkları dinlenmiş, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından açılan dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma ve fer’ilerine ilişkindir.

Yapılan tahkikat ve toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacı kadın davalıdan kaynaklanan sebeplerle evlilikleri boyunca kötü koşullarda yaşamak zorunda kalmış, çocuğunu yalnız büyütmüş, davalının sorumsuz davranışları nedeni ile icra tehditi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunların yanı sıra esas kusur olarak davalı başka bir kadınla birlikte yaşamakta olup, nüfus kayıtlarından da anlaşılacağı üzere … isimli kadından olma … adlı kızını tanımıştır.

Taraflar arasındaki geçimsizliğin davalının düzenli ,sürekli bir işinin olmaması ve yükümlülüklerini yerine getirmemesinin yanı sıra başka bir kadınla karı koca hayatı yaşamasından kaynaklı olduğu sabittir. Dosya kapsamında kadına atfı kabil olan herhangi bir kusur bulunmamaktadır.

Netice itibariyle; taraflar arasındaki evlilik birliği temelinden sarsılmış bu sonuca ulaşılmasına ise davalı kocanın tam kusurlu davranışları sebep olmuştur. Boşanma davası açmakta haklı olan davacı kadının davasının kabulü ile tarafların TMK’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına, tarafların sosyo-ekonomik durumları, günümüz ekonomik koşulları ve TMK’nun 4. maddesindeki “Hakkaniyet ilkesi” dikkate alınarak boşanmakla yoksulluğa düşeceği kabul edilen davacı kadın lehine nafakaya, boşanmakla mevcut ve beklenen menfaatleri zarara uğrayan ve eşinin desteğini yitireceği kabul edilen davacı kadın lehine maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir.

Davalı …. sürekli olarak başka kadınla yaşaması, doğan çocuğu tanımakta bir beis görmemesi, kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaati dikkate alınarak manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere.
Davacının davasının KABULÜ ile
Adana ili, … ilçesi, … mah. köyü. Cilt:.., …. olan Ankara …. ile aynı yerde nüfusa kayıtlı …. olan, …. … doğumlu, …. oğlu … … ‘ün TMK.nın 166/1 maddesi gereğince BOŞANMALARINA,

3-Dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devamına,

4-Davacı lehine 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, boşanma hükmü kesinleştikten sonra yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,

5-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
6-Suç üstü ödeneğinden karşılanan 310,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; tebliğden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yasayolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/…

 

Davanın Açılmamış Sayılması Karar Örneği


T.C.
ADANA AİLE MAHKEMESİ

KARAR 

ESAS NO : …
KARAR NO : ….

HAKİM : ….
KATİP : …

DAVACI : ….
DAVALI : ….

DAVA : Boşanma
DAVA TARİHİ : ….
KARAR TARİHİ : 18/05/…
İŞLEMDEN KALDIRILMA TARİHİ : …..

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın, işlemden kaldırıldığı (başvuruya bırakıldığı) tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği anlaşıldığından

Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın H.U.M.K.’nun 409/5 maddesi uyarınca 18/05/2011 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Alınması gerekli 18,40 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 17,15 TL’nin düşülerek kalan 1,25 TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Yasa yolları açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 18/05/….


Gerekçeli Kararın İlanen Tebliğ Örneği


İLAN
ADANA … AİLE MAHKEMESİ’NDEN

ESAS NO : 2016/… Esas
KARAR NO : 2017/…

Davacı … … aleyhine mahkememizde açılan Boşanma (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni İle Boşanma (Çekişmeli)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

HÜKÜM :
Davacının davasının KABULÜ ile,
1-Adana ili, … ilçesi, … mah. köyü. Cilt: …. olan Ankara … doğumlu, … .. kızı … … ile aynı yerde nüfusa kayıtlı …. olan, …. doğumlu, …. oğlu … ‘ün TMK.nın 166/1 maddesi gereğince BOŞANMALARINA,
3-Dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devamına,

4-Davacı lehine 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, boşanma hükmü kesinleştikten sonra yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı … … ‘ün tüm aramalara rağmen adresi tespit edilemediğinden, 7201 Sayılı Tebligat Yasası uyarınca karar örneğinin TÜRKİYE’de yayınlanan günlük gazetelerden birinde ilan edilerek, ilan edildiği tarihten itibaren 15 gün sonrasında kararın tebliğ edilmiş sayılması ile ilanen tebliğden itibaren iki hafta süre içerisinde istinaf yoluna başvurabileceği hususu ilanen tebliğ olunur. 30/01/….

 

 

Vasinin Görevden Alınması Şartları Nelerdir?vasi - vasilik davaları avukatı -adana

  • Vasinin, görevini ağır şekilde savsaklaması, yetkilerini kötüye kullanması ya da güven sarsıcı davranışlarda bulunması veyahut borç ödemede acze düşmesi durumunda, vasi, vesayet makamı tarafından görevden alınır.
  • Vasinin görevini yapmakta yetersiz olması sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaati tehlikeye düşer ise, vesayet makamı kusuru olmasa dahi vasiyi görevden alabilir.
  • Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ya da her ilgili kişi, vasinin görevden alınmasını isteyebilmektedir.
  • Görevden alınmayı gerektirecek sebebin varlığını başka bir şekilde öğrenmiş bulunan vesayet makamı, vasiyi re’sen görevden almakla yükümlüdür.

 

Vasinin Görevden Alınması İstemi Dava Dilekçe Örneği

 

ADANA … SULH HUKUK MAHKEMESİ‘NE

İSTEMDE BULUNAN

:

Ad – Soyad, T.C. Adres

VEKİLİ

 

:

Av. Salih BİROL – Seyhan/ADANA

KONU

:

Vasi  … … ‘nın vasilik görevden alınması istemimizi içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALAR                 : 1-) Müvekkilimiz hakkında, Adana … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile savurganlık hukuksal nedenine dayalı olarak vesayet (EK 1) altına alınmış ve davalı … …, kendisine vasi olarak atanmıştır.

2-) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 483. maddesinde; vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınacağı, aynı kanunun 484. maddesinde; ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgilinin, vasinin görevden alınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir.

3-) Davalı vasi, …/ …/ …  ve …/ …/ …  tarihli işlemleri ile müvekkilimizin mal varlığında aşırı suretle azalmaya sebep olarak, vasilik yetkilerini kötüye kullanmış ve güven sarsıcı davranışlarda bulunmuştur. Söz konusu tasarruflarda, müvekkilimizin lehine hareket etmediği ortada olup, müvekkilimizin maddi zararına da yol açacak derecede sorumsuzca davranmıştır. Ayrıca bu durumla ilgili olarak dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verecektir.

4-) Açıkladığımız sebepler ile, vasi … …’nın yaşanan durumlardaki savurganlığı nedeniyle vasilik görevinden alınması için mahkemenize başvurulması zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 483-488, 6100 S. K.

HUKUKİ DELİLLER        : … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı Vesayet dosyası, …/ …/ … tarihli işlem evrakı, …/ …/ … tarihli işlem evrakı, Tanık

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenler ile, vasi … …’nın vasilik görevinden alınmasına karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 14.02.2019

İstem Sahibi Vekili

Av. Salih BİROL

 

Vasilik Ücreti Ödenmesi İstemi Dava Dilekçesi Örneği

 

 ADANA ( ) SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ‘NE

İSTEMDE BULUNAN

:

Ad, Soyad, T.C. , Adres

VEKİLİ

:

Av. Salih Birol – Seyhan/ADANA

KONU

:

Vasilik ücreti ödenmesi istemimizi içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALAR                 : 1-) Müvekkilimiz … … , sayın mahkemenizin, …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile, küçük … …’nın vasisi olarak atanmıştır. (EK 1)

2-) Müvekkilimiz vasi olarak …/…/… tarihinden bu yana vesayet altındaki küçüğün tüm işlerini yapmada büyük bir özen ve çaba sarfetmektedir. Vesayet altındaki küçüğe ait bulunan …. Bankasının ….. Şubesinde bulunan  …-TL bakiyesi (EK 2) ile …ili …. semtinde .. ada … pafta ….., …, … parsellerinde (EK 3) taşınmazların yönetim ve idaresi için müvekkilimiz elinden geleni yapıyor olmasına karşın kendisine vasi olarak atanmasından bu yana herhangi bir ücret ödenmemiştir. Ayrıca bu durumla ilgili olarak dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verecektir.

3-) Müvekkilimizin vasilik görevini yerine getirmek için harcadığı olağanüstü gayretin karşılığı olarak, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için müvekkilimiz adına vasilik ücretinin takdir edilmesi adına, 2. HD. 24.04.2003 T. 2003/4815 E. 2003/5912 K. (EK 5) gereği mahkemenize başvurulması zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 397, 457, 6100 S. K.

HUKUKİ DELİLLER        : Adana … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı Vesayet dosyası,, …/…/… tarihli hesap ekstresi, …/…/… tarihli tapu kaydı, Tanık, 2. HD. 2003/4815 E. 2003/5912 K. Sayılı kararı

SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda açıkladığımız nedenler ile, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için müvekkilimiz adına vasilik ücretinin takdir edilmesine, karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 15.07.2019

İstem Sahibi Vekili

Av. Salih Birol

 

Vasilik Görevinden İstifa Dilekçesi Örneği

Vasilikten Kaçınma Hakkının Kullanılması İstemi Dava Dilekçesi

 

ADANA ( ) SULH HUKUK MAHKEMESİ‘NE

İSTEMDE BULUNAN

:

Ad Soyad, T.C. , Adres

VEKİLİ

 

:

Av. Salih BİROL – Seyhan/ADANA

KONU

:

Vasilikten Kaçınma Hakkının Kullanılması İstemimizi İçeren Dilekçedir.

AÇIKLAMALAR          : 1-) Müvekkilimiz, …. …. Sulh Hukuk Mahkemesinin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile, vesayet altına alınan … …’ya vasi olarak atanmıştır. İlgili Mahkeme kararı dilekçemiz ekinde (EK 1) sunulmuştur.

2-) Ancak müvekkilimiz, ailesinin …/ …/ … tarihinde geçirdiği trafik kazasında vefat etmiş olması (EK-2) nedeni ile, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile kardeşi … …’nın vasisi (EK-3) olarak atanmıştır ve vasilik görevi kardeşi üzerinde halen devam etmektedir. Kardeşine vasi atandığına dair … Sulh Hukuk Mahkemesinin …/… E. …/… K. sayılı ilamı (EK-4) ekte olup ayrıca bu durumla ilgili olarak dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK-5) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verecektir.

3-) Müvekkilimizin açıklanan sebepler uyarınca halihazırda mevcut bulunan vasiliğinden dolayı vasilikten kaçınması için işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 417, 422, 423, 6100 S. K.

HUKUKİ DELİLLER        : Nüfus kayıtları, Adana … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/… E. …/ … K. sayılı kararı, …/…/… tarihli trafik kazası tespit tutanağı, … … Sulh hukuk Mahkemesinin …/…/… E., …/…/… K. sayılı ilamı ve Tanık.

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimizin vasilikten kaçınma hakkının kullanılması isteminin kabulüne karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 25.05.2018

İstem Sahibi Vekili

Av. Salih BİROL

 

CORONA VİRÜS VE PERDE ARKASI

Bu yazımızda dünyayı etkisi altına alan corona virüsün perde arkasını anlatmaya çalışacağız. Öncelikle konuya geniş bir perspektiften bakmamız gerekir. Bunun için ise aşağıda açıkladığımız kavramlar hakkında bilgi sahibi olmamız ufkumuzu biraz farklı yöne çevirmemizi sağlayacaktır.  Çünkü bu durum tüm dünyayı aynı anda ilgilendiren ulus devletlerin üstünde ortaya çıkarılan eylemlerden biridir. Devamı da farklı alanlarda ve şekillerde gelecektir.

Çünkü dünyada oyun kuran aklın yapmak istediği budur. Corona virüs bir ulus devlet projesi midir? Corona virüs ile yeni bir dünya düzenine geçiş mi planlanıyor? Dijital dünyanın entegrasyonu hızlandırılmak mı isteniyor? Bu tür soruların cevabını anlayabilmemiz için bilmemiz gereken kavramlar şu şekildedir;

 

  • ENDÜSTRİ 4.0
  • TEKNOLOJİK TEKİLLİK
  • TRANSHÜMANİZM                  〉VİRÜTİK SALGIN
  • BİYOMETRİK ÇİP   

Not: Dünya da virütik bir salgın olması durumunda tüm ülkelerin buna hazırlıksız olduğu 2015 yılında Bill Gates tarafından bir konferansta ifade edilmiş ve bu tür kavramlara ancak virütik bir salgınla gelinebileceği analizi de Abdullah Çiftçi tarafından 2016 yılında yapılmıştı. 

4. SANAYİ DEVRİMİ (ENDÜSTRİ 4.0) 

4. Sanayi Devrimi, birçok çağdaş otomasyon sistemini, veri alışverişlerini ve üretim teknolojilerini içeren kollektif bir terim olarak tanımı yapılmaktadır. Bu devrim,  nesnelerin interneti, internetin hizmetleri ve siber-fiziksel sistemlerden oluşan bir değerler bütünüdür. Dördüncü sanayi devrimi toplumların sosyolojik yapısını da kökünden değiştirecek bir devrimdir. Bu devrimle bütün iş sahaları yeniden tanımlanacak tabiri caiz ise üretim ve maliyet döngüsü yeniden tanımlanacaktır.

Dördüncü sanayi devrimine örnek olarak otonom cihazlar, 3d yazıcılar, robotik cihazlarda yaşanan devrimleri gösterebiliriz. Robotlar hayatımızın neredeyse her alanına girecektir. Bir başka örnekle Suudi Arabistan’ın SOPHİA isimli robota vatandaşlık vermesinin, toplumda sosyolojik hukuksal alanlarda da bir kimlik sorunu doğuracağı kaçınılmaz olacaktır. SOPHİA isimli robotun videosunu buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. Neticesinde sanayi alanında da iş gücü azaltılarak daha akıllı üretim yapılacaktır.

4. Sanayi devriminin, hatta daha geniş bir kavram olan Dijital Dünya Çağının laboratuvarını Çin olarak gösterebiliriz. Bu alanda şuan bile Çin’de robotların çalıştığı restoranlar faaliyetlerine devam etmektedir. Videoyu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz. Virüs bulaşması nedeniyle kimse kağıt para kullanmak istemiyor. Dolayısıyla elektronik para kullanımı artmaktadır. İnsanlar kağıt paradan uzaklaşarak dijital dünya düzeninin zemini olacak blockchain sistemine ve kripto paraya alışmaktadır. Kripto para ile elektronik para birbirinden farklıdır. Blockchain hakkında daha detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.                                         

  • TEKNOLOJİK TEKİLLİK / SİNGULARİTY

Singularity veya teknolojik tekillik, gelecek yıllarda yapay zekanın insan zekasının ötesine geçerek, medeniyeti ve insan doğasını radikal bir biçimde değiştireceğine inanılan hipotezsel bir noktadır. Böyle bir zeka, insanlığın tasavvur edebileceğinden daha üstün yeteneği olacağından, insanlığın geleceğini öngörülemez bir hale sokacağı düşünülmektedir.

Teknolojik tekillik hakkında Ray Kurzweil tanımlamasına baktığımızda oldukça ilginç yaklaşımlar görüyoruz. Google mühendislik direktörü ve şimdiye kadarki tahminleri yüksek oranda gerçekleşmiş gelecek bilimcisi Ray Kurzweil “2029 yılının, yapay zekanın Turing testini geçeceği ve insan zekasına ulaşacağı yıl olduğunu düşünüyorum. 2045’i ise, etkileyici zekamızı yarattığımız zeka ile birleştirip bir milyar kat arttıracağımız ‘Tekilliğin’ yılı olarak görüyorum.” şeklinde açıklamayla yapay zekanın geleceğini fütürist bir şekilde değerlendirmiştir.

  • TRANSHÜMANİZM

Djital teknolojilerle insanın ebediyeti yani insanın ölümsüzleştirilmesi olarak görebiliriz. Transhümanizm insanların yaşlanma ve hastalanma gibi arzu edilmeyen veya gereksiz görülen yönlerinin ortadan kaldırılması gayesiyle teknoloji ve bilimden faydalanılması gerektiğini öne sürmektedir. Esasında bunu bir din olarak sunmak istemektedirler.

Transhümanizm bir savunucusu tarafından “insanoğlunun en cüretkar, cesur, yaratıcı ve idealist amaçlarını temsil eden bir hareket “ olarak tanımlanmış. Bu hareketin karşıtı ise hareketi “dünyanın en tehlikeli fikri” olarak tanımlamıştır. Bu akıma göre 2045 yılına kadar bir insan beynini robota aktarmak ve insanı ölümsüz kılmak amaçlamaktadır. Bu kavramlar hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istiyorsanız RAY KURZWEİL’in “İNSANLIK 2.0” ve “BİR ZİHİN YARATMAK” adlı kitaplarını okuyabilirsiniz.

  • BİYOMETRİK ÇİP

Dünya üzerinde oluşturulan ve medya desteğiyle olduğundan büyük gösterilerek panik havası yaratılan corona virüs salgınlarının, biyometrik çip kullanımını belki de bir süre sonra zorunlu hale getirmenin ön hazırlığı olduğu iddiaları güçlü bir şekilde artmış durumdadır.

20 yıl önce cebimize bir telefon koymak isteseler, bununla kim olduğumuzu, gittiğimiz geldiğimiz yerleri ve pek çok bilgimizi alıp kullanacaklarını söyleseler buna kimse izin vermezdi. Gelişen bir teknolojiden ziyade geliştirilen teknoloji sorunsalı içerisinde teslim mi alınıyoruz? Amaç nedir? İnsanlığın nüfusunu azaltmak mı? Yoksa kontrol etmek mi?

Aslında tam bir kaos gezegeninde yaşıyoruz. Hiçbir şeyden keyif alamaz hale geldik. Bizi “like” lara boğan takipçilerimiz olsa da yine yalnızız. Birbirimize ihtiyacımız da yok artık. El sıkışmaya bile korkuyoruz. Yani kandırıyor ve kandırılıyoruz aslında. Geldiğimiz nokta bilimkurgu fikirlerinden birinin daha gerçeğe dönüştüğünü gösteriyor.

Biyometrik çip uygulaması yaklaşık 2 yıl önce İsveç’te bir şirketin çalışanlarına uygulaması ile gündeme gelmişti. Diğer taraftan Amerika’nın Florida eyaletinde bulunan bir teknoloji şirketi ise deri altına takılacak çip için ABD hükümetine onay için başvuruda bulunmuştu. Önceki yıllarda Avustralya’da da hükümet vatandaşlarına çip takmak istedi ama vatandaşları yanaşmamıştı. Şimdi ise corona virüsün aşısını biyolojik bir çiple insanlara sunsalar durum daha farklı olacaktır. UPGRADE isimli filmi izleyenler için ifade edilenler daha da anlaşılır olacaktır. Hal böyle olunca da corona virüsle insanlara biyometrik çip mi takılmak isteniyor sorusu akla geliyor.

SONUÇ: Yukarıda açıklamaya çalıştığımız kavramlar giderek gün yüzüne çıkmaktadır. Aslında sorun, bu kavramları savunanlar teknolojiyi  geliştiren dünyaya şekil vermek isteyenler mi?  Eğer böyle ise, bu kavramların esas alınmak istendiği dijital dünya düzenine geçişin bir denemesi mi yapılmaktadır? Corona virüs sosyal bir deney mi?  Bunu bilmiyoruz ama içinde bulunduğumuz dünyanın yaşanmaz bir hal aldığı gerçek. Şimdi gelelim The Economist dergisi 2020 kapağına… 

THE  ECONOMİST DERGİSİ 2020 KAPAĞI VE 2020 İLE ANLATILMAK İSTENEN NE OLABİLİR?

the economist 2020 kapağı

The Economist Dergisi Londra merkezli “The Economist Newspaper Ltd.”nin sahibi olduğu haftalık haber, uluslararası ilişkiler ve ekonomi içerikli paylaşımları olan bir dergidir. 1843 yılında kurulmuş olup, kurulduğundan bu yana kesintisiz şekilde yayımlanmaktadır. 2006 yılı itibarıyla yarısı Amerika’da olmak üzere haftada yaklaşık bir milyon satmaktadır.

Aslinda bu derginin perspektifinin oldukça küresel ve liberalist olduğunu söylemek hiç te yanlış olmaz. Bazı stratejistlere göre de bu derginin gerçek sahipleri, küreselciler olarak adlandırılmakta ve dünyada oyun kuran üstün akıl olarak tanımlanmaktadır. Bu dergide yazılara baktığımızda bir göz testi uygulandığı görülmektedir. 2020 yazısında ise  renk körlüğü testi uygulanmıştır.

NEDEN KIRMIZI VE YEŞİL 2020

Bu yazıda renk körlüğü testi yapılmıştır. Bu dergideki 2020 yazısından farklı yorumlar çıkarılmıştır. 2020 ‘nin yarısı kırmızı diğer yarısı ise yeşil renktedir. Bu iki renge baktığımızda karşımıza çıkacak sonuç renk körlerinin yeşil ve kırmızı rengi SARI olarak görmesidir.  Bazı stratejistler tarafından ise 2020 ’nin ilk altı ayının çok kötü geçeceği, diğer altı ayının ise bu felaketlerin sona ereceği şeklinde analizlerde yapılmıştır. Aslında her iki analiz de bizce önemli ve aynı kapıya çıkmaktadır. Gelelim sarı renge. Sarı renk nedir?  Neyi ifade eder? Tarihte ne için kullanılmıştır.

SARI RENK NEYİ İFADE EDER ?

Herkesin de bildiği gibi sarı tıpta “karantina” rengidir. Limanlarda ve gemilerde veba salgını olduğunu göstermek için önceleri düz sarı veya siyah bayraklar kullanılmaktaydı.  Tarihte salgının ilk zamanlarında hastaların evleri sarı renkle işaretlendiği için zaman içerisinde denizcilikte sarı renk veba ve salgın hastalıkların simgesi haline gelmiştir.

KARANTİNA UYGULAMASI VE QUEBEC FLAMASI GEÇMİŞİ

karantina bayrağı

Karantina kelimesinin kökeni Venedik aksanınca 40 günlük periyot anlamına gelen “quarantena” kelimesinden gelmektedir. Bu nedenle düz sarı renkli Karantina (Quebec) bayrağı da geminin veba taşıdığını ve karantinada olduğunu belirtmek için kullanılmıştır.  Sarı renk Yunan kültüründe “üzüntü” anlamına gelmektedir. 

Sonuç olarak 2020 yılı için salgın bir hastalığın dünya genelinde yayılacağı, 2019 aralık ayında basılan THE ECONOMİST dergisinin kapağında şifrelenmişti. Aslında bu dergi geçmişe dönük olarak incelendiğinde dünyaya şekil veren ve oldukça sıradışı bir dergi olduğu görülecektir. Zaten dünya da oyun kuran ve amaca yönelik teknolojiyi geliştiren üstün akıl sahipleri ile bu derginin sahipleri arasında fark yoktur.

Birçok insan iş hayatının boyunduruğu altındaki yaşamından sıyrılıp dünya da oyun kuran aklı merak bile edemiyor. Çünkü çalışmaktan ve ailesiyle ilgilenmekten başka zamanı yok. Peki amaç ne? Para kazanmak. Küreselciler ise paraya ihtiyacı olan bir grup değildir. Zaten dünyadaki paranın asıl sahipleri de bunlardır. Peki o halde küreselcilerin amacı nedir? Kitle yönetimi yani halkı kendi istedikleri şekilde yönetmek midir?

CORONA VİRÜS HAKKINDA 1981 YILINDA YAZILAN ROMAN  NEYİ ANLATMAKTADIR?

Dean Koontz, korku romanlarının en ünlü yazarlarından biridir.  Ancak Dean Koontz’un 1981 yılında yazdığı “Eyes of Darkness” “Karanlığın Gözleri” adlı romanında, falcılığa soyunmuş ve yepyeni bir biyolojik silahtan söz eden bu romanı kaleme almıştır. Kurgusal roman, savaş sırasında biyolojik bir silah olarak kullanmak için yeni bir virüs oluşturan bir Çin askeri laboratuvarının hikayesini anlatıyor. Söz konusu romana göre; “Çinliler silaha Wuhan 400 adını vermiş. Çünkü Çin’in Wuhan şehrinde geliştirilmiş. Dünyada 25 tane olan yüksek teknoloji virüs laboratuvarından biri de Çin’in Wuhan şehrinde bulunmaktadır. “Çok önemli bir silah…” Sonra corona virüs’ün ne olduğu yolunda yüzeysel, bir iki satır karalanmıştır…

Şimdi bir romancı nasıl corona virüs kabusu dünyayı sarmadan 39 yıl önce bunu yazabilir? Koontz’un bu yazdıkları corona virüsün ABD tarafından geliştirilip Çin’in başına bir bela olarak sarıldığı, böylece de Çin’in dünyanın en büyük ve en güçlü ekonomisine sahip olma yolunda ilerlemesinin ABD tarafından engellendiği hatta durdurulduğu savı gündeme oturuyor? Ancak bu sav bizce kabul edilebilir değildir. Çünkü corona virüs olayı ABD’yi de aşan ulus devletlerin üstünde bir olaydır. Ki bu durumdan en çok etkilenecek ülkelerden biri de ABD olacaktır. Corona virüs çıkmadan önce önemli dev şirketlerin ceo’ları neden yeraltına çekildi?(istifa etti ya da ettirildi ve gözlerden kayboldular) ABD’de gelecek günlerde kitlesel tutuklamalar olabilir mi? ABD ve İTALYA  başkanı “Gizli bir düşmanla savaşıyoruz” derken anlatmak istedikleri nedir? Sonuç olarak Koontz’un romanı rastlantı olabilir mi? Yazar boş atıp dolu tutmuş diyerek bu romanı geçiştirmek mümkün müdür?

Netice itibariyle yazar Dean Koontz 1981 yılında yazdığı “Karanlığın Gözleri” isimli romanında  corona virüs salgını ürkütücü bir şekilde tahmin etmiştir.

CORONA VİRÜS NÜFUS AZALTMA PROJESİ MİDİR?

Ertan Özyiğit’ in yapmış olduğu bir araştırmaya göre Amerika’nın Georgia eyaletinde bulunan, 1979 yılında yapılmış, 8 farklı dilde üzerinde 10 madde yazılı rehber taşlarının ilk maddesi “Dünya nüfusunu çevre ile uyumlu olarak daima 500 milyonun altına düşür”  şeklinde olduğu belirtilmiştir. Bu durum bize corona virüs salgını ile insanlığın nüfusunu düşürmeyi mi amaçlıyorlar sorusunu sordurmaktadır. Ancak genele baktığımızda virüs nedeniyle ölüm oranları oldukça azdır. Ölen nüfusta %81 oranında 60 yaş üstüdür. Bu durumda corona virüs bir nüfus azaltma projesi olsaydı ölüm oranları oldukça fazla olurdu. Halbu ki yaşlıların ölüm oranı oldukça fazladır. 0-9 yaş arası çocuklarda ölüm oranı ise şimdiye kadar hiç yok. 

O halde tüm bunlardan hareketle şu soruları sorma gereği hissediyoruz. Bu durum sosyal bir deney midir? Yaşlı nüfus ile alttan gelen yeni neslin bağı mı kesilmek isteniyor? İnsanların dijital topluma entegrasyon sürecini başlatmak istemeleri gibi algılanabilir mi?  Corona virüsün  aşısı bulunabilir mi? Yoksa corona virüsü 5g ile mutasyona uğratmak mümkün müdür? Dijital toplum 1.0 ‘ın testini mi yaşıyoruz? Teknoloji sosyolojiyi değiştirir mi ? ( Abdullah Çiftçi’ye göre değiştirir.)  21. yy. da ulus devletlerin içini boşaltan bir akıl mı var? Ulus devletlerin çözemediğini dünya sağlık örgütü çözerse ulus devletlere olan güven azalacak mıdır? Dünya Sağlık Örgütü BM’nin bir kuruluşudur. Dolayısıyla BM tüm ulus devletleri yöneten bir dünya devleti şekline bürünür mü?

ÇİNDEKİ DİJİTAL KAST SİSTEMİ (İNSANLARIN SINIFLANDIRILDIĞI YEŞİL SARI VE KIRMIZI RENKLİ BARKOD SİSTEMİ TÜM DÜNYA DA UYGULANIR MI? )  Online ayin yapılmaktadır. Peki online kabe ziyareti yapılması mümkün müdür? Dini alanda bu tür hutbe veren imamlar çıkar mı? Bu durum dini olarak mümkün kılınabilir mi?

Tarih boyunca sürekli sorgulayan bir varlık olan insanın aklı okunabilir. Her ne yapılıyorsa yine insanlar tarafından yapılıyor. Bu yazımızda sorgulayıcı bir yaklaşımla derlediğimiz güncel olayları örnekleriyle anlattık. Malesef bizim ülkemizde geleceğe dair analiz yapan bir kaç stratejist haricinde kimse yok. ABD’deki gibi ülkemizde THİNK TANK  kuruluşu da yoktur. Ama insanın aklı ve insan eliyle yapılan her şey okunabilir. Dolayısıyla  sorgulayıcı yaklaşır  ve bilgi kirliliğinden kurtulursak  olaylara daha geniş bir perspektiften bakabiliriz.

Corona virüs mücbir sebep ve işçi – işveren hakları ile ilgili yazımıza buraya tıklayarak  ulaşabilirsiniz.

 

 İTİRAZIN İPTALİ DAVASI NEDİR? NASIL AÇILIR?

İtirazın iptali davası; İcra takibine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak açtığı davadır. Alacaklı genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. Read More

Boşanma Davası Nasıl Açılır? (Çekişmeli)

Boşanma davaları, Adana’da faaliyet gösteren avukatlık büromuzun çalışma alanlarının en başında boşanma davaları  gelmektedir.

Çekişmeli boşanma davası; boşanmak isteyen taraflardan birinin boşanma sebep ve gerekçelerini ve  boşanmaya sebep olan olguların delilleriyle birlikte yetkili yerdeki aile mahkemelerine (Aile Mahkemesi yoksa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne) hitaben yazılmış imzalı dilekçeler ile açılır. Boşanma davalarında en önemli aşamalardan olan dilekçeler aşaması toplam dört dilekçeden oluşur.

Bu aşamalar dava dilekçesi ile başlar karşı tarafın cevap dilekçesi ile devam eder. Daha sonra cevap dilekçesine karşı cevap (replik) dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi (düplik) ile sona erer. Akabinde 3 aydan uzun olmamak üzere bir duruşma günü verilir ve dava süreci devam eder.  Boşanma davaları süreci usül hükümleri gereği  sıkı şartlara bağlı olduğundan titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.

Bu yüzden boşanma davası açma sürecinin alanında uzman iyi bir boşanma avukatı ile takip edilmelidir. Çünkü boşanma sürecinde olası hak kayıplarının önüne geçmede uzman iyi bir boşanma avukatı size rehber olacak ve haklarınızı koruyacaktır.

Boşanma maliyeti nedir?

Boşanma maliyeti, boşanma davaları ücreti anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davalarına göre farklılık arzetmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarında barolar tarafından tavsiye niteliğinde ücret tarifesi düzenlenmektedir. Adana Barosu’nun 2019 yılı için tavsiye ettiği anlaşmalı boşanma davası ücreti 7.800,00 TL’dir.

Çekişmeli boşanma davalarında ise durum biraz daha farklıdır. Çünkü çekişmeli boşanma davaları anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun bir süreç almaktadır. Adana Barosu’nun 2019 yılı için tavsiye ettiği çekişmeli boşanma davası ücreti ise 10.200,00 TL’dir. Nişan bozulmasından doğan davalar ( nişan hediyelerinin geri verilmesi, maddi manevi tazminat davaları vs. için tavsiye edilen ücret ise 6.240,00 TL’dir.

Nafaka davaları için Adana Barosu tarafından 2019 yılı için tavsiye edilen ücret ise 6.240,00 TL’dir. Evlat edinmeye izin davası için Adana Barosu tarafından tavsiye edilen ücret 8.400,00 TL’dir. Tenfiz davaları ve Tanıma davaları için tavsiye edilen 2019 yılı ücreti ise 8.400,00 TL’dir.

Boşanma Davasında Duruşmaya Gitmek Zorunlu mudur?

Konuyu anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları olarak ele alıp değerlendirmeliyiz. Eğer açmış olduğunuz dava anlaşmalı boşanma davası ise mutlaka duruşmaya gidilmelidir. Çünkü anlaşılan hususları mahkemede hakim karşısında da kabul etmeniz gerekmektedir.

Hakim anlaşmalı boşanma davalarında tarafları bizzat dinlemektedir. Kendinizi avukat ile temsil ettirseniz bile anlaşmalı boşanma duruşmasına gitmelisiniz. Aksi halde anlaşmalı olarak boşanmak mümkün değildir. Çekişmeli boşanma davalarında ise davacı tarafın duruşmaya mutlaka katılması gerekir. Aksi halde dava düşebilir.  Eğer davacı taraf kendisini bir avukat ile temsil ettiriyorsa duruşmaya gitmek zorunda değildir.

Çekişmeli boşanma davasında davalı tarafın ise duruşmaya katılımı zorunlu değildir. Ancak davalı tarafta boşanma istiyor ise ileride oluşabilecek hak kayıplarının önüne geçmesi açısından duruşmalara katılım sağlamalıdır. Dilekçeler aşamasında delillerini bildirmeli açılan boşanma dava dilekçesine cevap vermelidir.

Eğer cevap dilekçesi vermez ve hiçbir delil ve tanık vs. sunmaz ise ilerleyen süreçte(dilekçeler aşaması bittikten sonra) cevap verme ve delil sunma hakkını kaybeder.  Boşanma davalarında bu tür hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için alanında uzman en iyi boşanma avukatı ile boşanma davasının mukayese edilmesi zaruri derecede önemlidir.

Boşanma Sebepleri Neler Olabilir?

Boşanma davalarının en önemli hususlarından biri de boşanma sebepleridir. Açılan çekişmeli boşanma davasında boşanma sebebi zaruri şartlardan biridir. Şayet ortada bir boşanma sebebi yoksa yani boşanma sebebi olmadan çekişmeli boşanma davası açılmışsa açılan bu boşanma davası reddedilecektir. Zira boşanma sebepleri;

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda sayılmıştır. Başlıca boşanma sebepleri aşağıdaki gibidir;

  • Zina
  • Terk
  • Hayata Kast Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış
  • Akıl Hastalığı
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
  • Evlilik Birliğinin Sarsılması

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir? Hangi Davranışlar Bu Kapsamda Değerlendirilir?

Evlilik Birliğinin Sarsılması sebebi;

4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 166. Maddesinde düzenleme alanı bulmuştur. “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” (4721 sayılı kanun madde 166).

Şayet davacı tarafın kusuru daha ağır ise, davalı tarafın açılan boşanma davasına itiraz hakkı vardır. Bununla birlikte bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamı sürecinde davalı taraf ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadıysa boşanmaya karar verilebilir.

Boşanma sebeplerinden herhangi biri ile açılmış olan boşanma davasının reddine karar verilmesi durumunda ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmişse, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamış ise evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166).

Boşanma Davasından Önce Nafaka ve Velayet Davaları Açılabilir mi?

Hukukumuzda boşanma davasından farklı olarak ayrılık davası da açılabilmektedir. Taraflar boşanma davasında önce ya da boşanma davasından sonra veya ayrılık davası ile birlikte nafaka talebinde de bulunabilir. Aynı şekilde velayet davasının açılması da söz konusu olabilmektedir.

Boşanmanın Sonuçları Nelerdir?

Açılan çekişmeli boşanma davasında boşanma sebepleri ispatlanırsa hakim boşanma veya ayrılığa karar verir. Eğer açılan boşanma davası yalnız ayrılığa ilişkinse, hakim boşanmaya karar veremez. Açılan dava boşanmaya ilişkin ise, ancak ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı bulunması durumunda  ayrılığa karar verilebilir (4721 sayılı kanun madde 170).

Boşanmada Kadının Kişisel Durumu Ne Olur?

Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korumaktadır; ancak, kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadın evlenmeden önce dul idiyse mahkeme hakiminden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini de isteyebilir.

Boşanan kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanır ise, boşanan kadının istemi üzerine hakim, kadına kocasının soyadını taşımasına izin verir. Boşanan koca da, koşulların değişmesi durumunda bu iznin kaldırılmasını isteyebilir. (4721 sayılı kanun madde 173)

Boşanma Davasında Nafaka

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsü olan kişinin kusuru aranmaz (4721 sayılı kanun madde 175). 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun  “Geçici önlemler” başlıklı 169. Maddesi: “BOŞANMA VEYA AYRILIK DAVASI AÇILINCA HÂKİM, DAVANIN DEVAMI SÜRESİNCE GEREKLİ OLAN, ÖZELLİKLE EŞLERİN BARINMASINA, GEÇİMİNE, EŞLERİN MALLARININ YÖNETİMİNE VE ÇOCUKLARIN BAKIM VE KORUNMASINA İLİŞKİN GEÇİCİ ÖNLEMLERİ RE’SEN ALIR.” hükmünü içermektedir. 

Bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alması gerekir. Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır. Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (re’sen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.

Boşanma Davası Sonucunda Maddi Manevi Tazminat

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan  kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu olan diğer eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. (4721 sayılı kanun madde 174). Aynı zamanda boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat olarak uygun miktarda bir miktar para ödenmesini de isteyebilir (4721 sayılı kanun madde 174).

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde önemli ölçüt tarafların kusur durumudur. Kusurlu olan eş diğer eşe karşı tazminat yükümlülüğü altına girmektedir.

Boşanma Davası İçin Verilen Vekaletname Aslı Fotoğrafsız İse Ne Olur?

Boşanma davalarında fotoğrafsız olarak verilen dava vekaletnamesinde ilişkin yargıtay kararı şu şekildedir;

Boşanma davasında sunulan vekaletname asılın fotoğrafını taşımıyorsa genel vekaletname niteliğindedir. Genel vekaletname ile boşanma davası açılıp yargılama işlemi yapılabilir. Ancak diğer tarafın bu vekaletnameye itiraz etmesi halinde, boşanma davaları için verilecek vekaletnameye, vekalet verenin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/20854 Esas 2011/2459 Karar sayılı kararı)

 

Tehdit Suçu Nedir? Tehdit Suçunda Ne Ceza Verilir?

Tehdit Suçu Nedir? Tehdit Suçunda Ne Ceza Verilir?

Tehdit suçu ve cezası, Adana ceza avukatlığı alanındaki  Avukat Salih Birol Hukuk Bürosu‘ nun çalışma alanlarından biri de ceza hukukundaki suç tipleridir. Nitelikli tehdit suçunun unsurları bu iki konu başlıklarını açıklayalım.

Tehdit; Mağdurun karar ya da hareket özgürlüğünü tehlikeye koyan bir fiildir. Tehdit suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tehdit başlıklığı altında 106. Maddesi ile düzenleme alanı bulmaktadır. Read More