İş Kazası Nedir?

 İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

oluşan ve sigortalı kişiyi hemen ya da sonradan ruhen veya bedeni olarak engelli duruma getiren olaydır.  

İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?

adana iş kazası avukatı

İş kazasının, işveren  tarafından kolluk güçlerine hemen, kuruma’da en geç iş kazası olduğu tarihten sonraki 3 iş günü içerisinde bildirilmesi zorunludur.

İş kazasının bildirilmesi, 5510 sayılı Yasanın 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine hemen ve Kuruma da en geç kazadan sonraki 3 iş günü içinde başlamaktadır.

Sözü edilen bu bildirim süresi, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmiş ise, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır. İş kazasının 5510 sayılı yasanın 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından bildirilmesi ise;  kendisi tarafından, bir ayı geçmemek koşuluyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel oluşturmadığı günden sonra üç işgünü içinde başlamaktadır. (5510 S. K. m. 13)

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla Kuruma bildirilmesi zorunludur.

İş Kazası Soruşturması ve Yapılan Ödemelerin İadesi Mümkün Müdür?

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından ya da Bakanlık iş müfettişleri vasıtası ile soruşturma yapılabilmektedir.

Bu soruşturma sonucunda yazılı şekilde bildirilen hususların gerçeğe aykırı olduğu ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılır ise, Kurum tarafından bu olay için yersiz olarak yapılan ödemeler, ödemenin yapılmış olduğu tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunan kişilerden tahsil edilmektedir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesinin Şekli Nasıl Olmalıdır?

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulüne ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenmektedir. (Bknz. Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği)

İş Kazası Nedeniyle Açılacak Davalarda Yetkili Yer Mahkemesi Neresidir?

İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte davalının Türk Medeni Kanunu gereği ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabilmektedir. Aynı zamanda işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilmektedir. Bu düzenleme, kamu düzenine ait bir yetki kuralıdır ve emredici niteliktedir. (21. HD. 2009/9982 E. 2010/10364 K.)

İşveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcuttur. (21. HD. 2009/12 E. 2009/6213 K.)

İş kazası sonucu oluşan sakatlık nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, Sosyal Güvenlik kurumu taraf değildir. (21. HD. 2009/3966 E. 2009/5390 K.)

İş kazası sonucu oluşan sakatlık nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşıldığında, kuruma ihbarda bulunulması gerekmektedir.

Olayın kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde ise, davacıya iş kazasının tespiti davası açması için önel verilmesi gerekmektedir. Zira, kurum tarafından sigortalıya gelir bağlanabilmesi için, zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde bulunup bulunmadığının tespiti,  ön sorundur. (21. HD. 2009/1645 E. 2009/10960 K.)

Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı bu kanundan doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur. Buna karşın, bir işin bütünüyle devri durumunda veya anahtar teslimi ile ve ihale ile bütünüyle verilmesi durumunda, işi devreden kişinin işverenlik sıfatı kalkacağından, iş kazasının tespitine ilişkin davada ve buna bağlı tazminat davasında sorumluluğu cihetine gidilemez. (21. HD. 2003/10077 E. 2003/9350 K.)

Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, sigorta olayına maruz kalan kişinin, Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında sigortalı olması ve sigorta olayının, yasada sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. (21. HD. 2003/9435 E. 2003/9645 K.)

 İş Mahkemelerinde Görülen Davalar ve Yetki?

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda aksine bir hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülmektedir. (5510 S. K.)

Genel yetkili mahkeme, davalı olan gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri ise 4721 sayılı TMK hükümlerine göre belirlenmektedir.

İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunan kişinin Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilmektedir. Bunlara aykırı olan sözleşme geçerli sayılmaz. (5521 S. K.)

Tespit Davası Nedir?

Tespit davası yolu ile mahkemeden, bir hakkın, hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilmektedir. (6100 S. K.)

Tespit davası açan kişinin, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar haricinde, bu davayı açmakta hukuki korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.

Maddi olaylar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

BKNZ.

  • YHGK 2009/21-400 E. 2009/432 K.
  • 21. HD. 2009/7428 E. 2010/7266 K.
  • 21. HD. 2009/6341 E. 2010/4758 K.
  • 21. HD. 2009/7635 E. 2009/13208 K.
  • 21. HD. 2008/13524 E. 2009/4622 K.
  • 21. HD. 2006/4198 E. 2006/14989 K.
  • 10. HD. 2005/12116 E. 2006/2261 K.
  • 10. HD. 2003/9832 E. 2004/1529 K.

 

Tüketici Mahkemelerinin Görevli Olduğu Uyuşmazlıklar Nelerdir?

Tüketici işlemlerine ve  tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevli kılınmıştır.

Tüketici İşlemi Nedir?

Tüketici işleminin 6502 sayılı kanunda tanımı şu şekilde yapılmıştır;

“Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,

ifade eder şeklindedir. Madde metninde bazı sözleşmeler tek tek sayılmıştır. Bu sözleşmeler konusunda uygulamada tereddütler varken, kanun koyucu bu tereddütleri gidermek adına adı geçen sözleşmeleri madde metnine eklemiştir.

Ancak bu sayılan sözleşmeler sınırlandırıcı nitelikte değildir. Sayılan tüketici işlemi kapsamındaki sözleşmeler örnek olarak sayılmıştır. Düzenlemedeki “ve benzeri” ifadesi bunu açıkça göstermektedir.

Tüketici İşlemleri Nelerdir? Uygulamaya İlişkin Örnekler

Eser sözleşmesi kanunda sayıldığına göre, artık sipariş yöntemi ile imal edilecek mobilya vb. ürünlerle ilgili bir uyuşmazlık çıktığında 6502 sayılı TKHK hükümleri uygulanmalıdır. Yine tüketicinin kargoda eşyasının kaybı ve hasara uğraması halinde de bu kanun uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte bilet tehiri ya da sefer aksaması halinde de söz konusu kanun hükümleri uygulanacaktır.

Yargıtay eski kanun zamanında eser sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkları çözümlerken TKHK göre değil de  genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği içtihadında bulunmaktaydı. Ancak 6502 sayılı yasanın 3/1 maddesine göre eser sözleşmeleri hakkındaki uyuşmazlıklarda bu kanun (6502) hükümlerinin uygulanacağı yönünde kararlar vermesi gerekmektedir.

6502 sayılı TKHK 3. Maddesi gereğince simsarlık ve vekalet sözleşmelerinde de bu kanun uygulanmalıdır. Buna göre tüketicinin özel hastanede tedavisi ve bu tedavi sırasında uğradığı zararlar da bu kanun kapsamına dahildir. Tüketici ile sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlıklarda da bu kanun uygulanmalıdır.

adana tüketici avukatı

Not: Tüketicinin taraf olduğu haksız fiiller tüketici hukukunun konusu değildir. Çünkü tüketici işleminin tanımında “… her türlü sözleşme ve hukuki işlemlerin bütünüdür denilmektedir. Aslında tüketici işlemi ile ilgili olarak bu kanunda hem sözleşme hem hukuki işlem kavramlarını kullanmak yerine sadece hukuki işlem kavramının kullanılması yeterli olurdu. Çünkü sözleşme hukuki işlemin altında ve en önemli hukuki işlemlerden birisidir.

Hukuki işlem kavramı daha kapsayıcıdır. Sözleşme kavramını içinde barındırmaktadır. Tüketici hukuku, taraflardan birinin tüketici taraf olduğu bir sözleşme ilişkisini düzenlemektedir. Dolayısıyla tüketici sözleşmesinin tanımını da yapmak gerekecektir. 

Tüketici Sözleşmesi Nedir?

Tüketici sözleşmesi, tüketici tarafa bir mal ya da hizmet sunumu karşılığı tüketicinin de parayla ölçülebilir bir bedeli ödediği ivazlı bir sözleşme olarak tanımlanabilir.

Tüketici sözleşmesi için zorunlu olan husus, tüketici sözleşmesinin bir tarafında ticari ya da mesleki amaçlarla hareket eden satıcı veya sağlayıcı tarafın bulunması, diğer tarafta ise ticari ya da mesleki olmayan bir amaçla yani satın aldığı malı kendi ihtiyacı için kullanmak ya da tüketmek amacıyla hareket eden tüketicinin olmasıdır.

Tüketici Sözleşmeleri Nelerdir? Örnekler

Saklama (vedia) sözleşmesi, tedavi sözleşmesi, taşıma sözleşmesi, seyahat sözleşmesi, sigorta sözleşmesi, dershanede ders verme sözleşmesi, cep telefonu aboneliği sözleşmesi, özel eğitim sözleşmesi, umre tur sözleşmesi, EGO’nun doğalgaz satış sözleşmesi, tüketici sözleşmelerine örnek olarak sayılabilir.

Tüketici Mahkemelerinde Açılan Davalarda Harç Alınır Mı?

Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır.

Tüketici Örgütlerinin Açtığı Davalarda Bilirkişi ve Vekalet Ücreti

Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması halinde, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanmaktadır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması halinde, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilmektedir.

Tüketici Mahkemelerinde Görülen Davalarda Usül?

Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu  hükümlerine göre yürütülmektedir.

Tüketici Davaları Nerede Açılır?

Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilmektedir.

Tüketici Mahkemeleri İhtiyati Tedbir, İlan ve Verilen Kararların İcrası

“Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hallerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir.

Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir.

Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir.”

 

Yargıtay Kararlarına Göre Tüketici İşlemleri

Lazerli Epilasyon Sonucunda Bacaklarda Ağrı, Leke ve Yanıklar Oluşan Hasta Tüketicinin Açtığı Tazminat Davası Yargıtay Kararı

ÖZET: Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve taraf iddialarında vurgulanan bu hususları değerlendiren aralarında lazerli epilasyon uygulamalarında uzman dermatoloğun da bulunduğu üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek bilirkişi kurulu aracılığı ile, davacının olayın başından beri ibraz ettiği raporları da gözetilmek suretiyle, hastanın durumu, alet kullanımı ve epilasyon ve sonrası tedavi sürecine ilişkin rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.  (13. H.D. 16.09.2003, 6100/10176)

Davacı, vücudunda kıl dönmesi sonucu kıldibi iltihaplanması nedeniyle davalı doktor İlknur Altunay’a başvurduğunu, davalı doktorun diğer davalı hastanede 17.11.2000 tarihinde yaptığı lazerli epilasyon sonunda bacaklarında ağrı, leke ve yanıkların oluştuğunu, bunların normal olup zamanla iyileşeceği söylenmesine rağmen gittiği başka bir doktor muayenesi sonucunda kendisinde yanlış uygulama yapıldığının söylenmesi üzerine davalıların tedavi çağrısına güveni kalmadığından gitmediğini, halen vücudunda belirgin izler olup, etek giyemediğini belirterek yaşadığı fiziksel ve ruhsal sıkıntılardan ötürü 5.000.000.000 TL. manevi tazminat, 550.875.000 TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı doktor cevap dilekçesinde davacıda gelişen sıkıntıların bu tür tedavilerden oluşması normal olup zamanla geçen sıkıntılar olduğunu, operasyon sonrası tedavi teklifinin geri çevrildiğini beyan ederek davanın reddini dilemiş, diğer davalı operasyonu gerçekleştiren doktorla aralarında hizmet sözleşmesi olmadığını, sadece aletleri kiraladığını savunarak davanın husumet nedeniyle reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- HUMK. 286. maddesi hükmü uyarınca hakim bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber, HUMK. 275. maddesi mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Hükmünü içermektedir. Somut olayda, bilgisine başvurulan Adli Tıp Uzmanı Cahit Alkış’ın uzmanlık alanı açıklanmadığı gibi doktorun, hastanın Cerrahpaşa Tıp Fakültesindeki muayene sonucu bulgularına dayanılarak hazırlanan bilirkişi değerlendirmesi de yetersizdir.

Davacının Adli Tıp Kurumunda 28.11.2000 tarihinde yapılan muayenesinde her iki bacakta 1,5 cm çaplı yuvarlak halka şeklinde 2. derece yanık izi tespit edilmiş, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde 4.11.2002 günlü muayenede dikkatli bakıldığında görülebilen belli belirsiz izler tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 27.5.2002 günlü heyet raporunda olayda alet kullanımının epilasyon sonucu lezyon oluşumunda etkili olduğu vurgulanmış, Adli Tıp doktorunun dosyaya ibraz ettiği son bilirkişi raporunda davacının tüy yapısı ve sayısına göre işlemin tek seansta yapılmasına elverişli olmaması lezyon sebepleri arasında gösterilmiştir.

Davalı doktor bu tür lezyonların epilasyon sonrası çıkma ihtimali bulunduğunu, zamanla geçeceğini bu yolda tedavi teklifinin geri çevrildiğini savunmuş, davacı ise, başka doktora giderek kendisinde hatalı epilasyon yapıldığı tespit edildiğinden davalı doktorun tedavi isteğine karşılık vermediğini bildirmiştir.

Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve taraf iddialarında vurgulanan bu hususları değerlendiren aralarında lazerli epilasyon uygulamalarında uzman dermatoloğunda bulunduğu üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek bilirkişi kurulu aracığı ile, davacının olayın başından beri ibraz ettiği raporları da gözetilmek suretiyle, hastanın durumu, alet kullanımı ve epilasyon ve sonrası tedavi sürecine ilişkin rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir şeklinde hüküm kurmuştur.

Tüketici Mahkemesi Hekimin Özen Borcu Hakkında Yargıtay Kararı

ÖZET : HUMK. 286. maddesi hükmü uyarınca hakim, bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber HUMK. 275. maddesi hükmü uyarınca, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (13. H.D. 16.09.2003, 6060/10174)

Davacı, davalı doktor tarafından tespit edilen gebeliğin 20.4.2000 tarihinde kürtajla sona erdirildiğini, ancak 15.5.2000 tarihinde karın ağrısı, ishal, tansiyon düşüklüğü şikayeti ile hastaneye kaldırıldığını, hastanede 8 haftalık dış gebelik saptanarak acil ameliyata alındığını, kendisinde zamanında dış gebelik teşhisi konulamaması sonucu hayati tehlike atlattığını ileri sürerek 2.650.000.000TL. maddi, 10.000.000.000TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.

Mahkemece; dosyada yer alan bilirkişi raporları esas alınarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

HUMK. 286. maddesi hükmü uyarınca  hakim, bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber HUMK. 275. maddesi hükmü uyarınca, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Şöyle ki, davacının Tabip Odasına şikayeti üzerine aldırılan bilirkişi incelenmesinde, hastaya ait olduğu bildirilen ultrasonografik fotografda iç gebelik gözüktüğü ve bunun tahliye edildiği, tahliye sonucu elde edilen metaryalin histopatolojik tetkike gönderilmediği zira dış gebelik şüphesi yokken bu uygulamanın mutat olmadığını ancak böyle bir histopatolojik inceleme yapılamamışsa hastada geçmişe yönelik heterotropik ( iç ve dış gebeliğin aynı anda var olması )gebelik tanısı konulamayacağını zaten bu tip gebeliğin teşhisinin de çok zor olduğunu, tahliyeden 10 gün sonraki kontrolde B hCG kan testi ile iç ve dış gebelik hakkında bilgi verici sonuç alınacağını ancak tüm bunların bir dış gebelik şüphesi olduğu taktirde yapılacağını, eğer varsa heterotropik gebeliğin bir doktorun hayatında bir iki kez karşılaşacak kadar nadir rastlanan bir vaka olduğu bildirilmiştir.

Adli tıp raporuna dayanak teşkil eder. C Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. K’ ye ait raporda; hastaya ait ultrason fotoğrafındaki iç gebelik bulunduğunu, bunun tahliyesi sonucu elde edilen metaryelin historepatolojik incelenmesinin mutad olmayıp dış gebelik yada molar gebelik şüphesi halinde mümkün olduğu, hastada muhtemelen heterotropik gebelik bulunduğunu, bunun nadir rastlanan sıklığı 1/3889-1/6778 oranında olduğu, %50’sinde tanının iç kanama nedeniyle yapılan ameliyat ile batın içine girildiğinde anlaşılabildiği, belirti vermeden gelişebileceği bu yüzden ilk başta teşhis edilememesinin meslek kusuru, ihmali sayılamayacağı vurgulanmıştır.

Açıklanan bu bilirkişi raporları doğrultusunda; davalı doktorun dış gebelik ihtimalinin göz önünde tutularak, bu ihtimalinde araştırılmasının gerekip gerekmediği, yani özen borcunun bu şekilde yerine getirilip getirilmediğine ilişkin bilirkişi raporunda gerekçeli, ikna edici bir açıklama bulunmamaktadır. Adli Tıp İhtisas Dairelerince verilen raporların mahkemece bağlayıcı değildir. Mahkemece bu yön gözetilerek konusunda uzman üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile davacıya ait tüm raporlar dosyaya ibraz edilerek, yine dosyada bulunan Tabib Odası bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu Raporu, C Tıp Fakültesinden alınan rapordaki görüşlerde esas alınarak, davalının özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle davalıya izafe edilecek bir kusur olup olmadığının, aldırılacak bilirkişi raporu ile tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

 

 1. İş Kazası Tespit Davası Dilekçe Örneği

 

 ADANA İŞ MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                                :

VEKİLİ                                 :

DAVALI                                : 1-) (İşveren)

                                                2-) Sosyal Güvenlik Kurumu

KONU                                    : İş kazasının tespiti istemimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR               :1-) Müvekkilimiz, halen davalı işverenin işçisi olup dava konusu iş kazası meydana gelmeden önce, davalı işveren nezdinde seramik işçisi olarak çalışmakta idi. (EK 1)

2-) Dava konusu iş kazası, …/…/… tarihinde, saat … civarında, … …. …/… adresinde meydana gelmiş olup kazanın ayrıntıları, dilekçemizin izleyen paragrafında açıklanmıştır.

3-) Davalı işverenin sahibi ve işletmecisi olduğu fabrikanın frit (seramik hamuru) hazırlama bölümünde görevli olan müvekkilimize, çalışmakta olduğu sırada, fabrikaya malzeme taşıyan araçlardan birinin dolu olarak fabrika binasına vardığı bildirilerek aracın taşıdığı malzemenin boşaltılması işine yardımcı olması yönünde talimat verilmiştir. Talimatı veren, bölüm şefi … …’dir. Kendisi ve dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 2) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde duruma ilişkin izahat verecektir.

4-) Müvekkilimiz, aldığı talimat üzerine, zaman kaybetmeden, boşaltma işleminin yapılacağı yere gitmiş ve kendisine verilen görevi yerine getirmeye başlamıştır.

5-) Ancak, bu sırada manevra yapmakta olan araç sürücüsünün, ortamın gürültülü olmasının da etkisiyle, kendisine yapılan sesli uyarıları da duymayarak, direksiyonu ters yöne kırması sonucu, müvekkilimiz, araç ile peron duvarı arasına sıkışmış ve ciddi biçimde yaralanmıştır. Aynı gün hastaneye kaldırılan müvekkilimiz, belden aşağısının felç olması nedeniyle çalışamaz duruma gelmiştir.

6-) Meydana gelen işbu kaza, aynı gün … İli, … İlçesi Jandarma Komutanlığı’na bildirilmiş , jandarma tarafından yapılan inceleme neticesinde kaza tutanağı tutulmuş (EK 3), kaza tarihinden bir gün sonra …/…/… tarihinde de Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmiştir. (EK 4)

7-)  Kuruma yapmış olduğumuz yazılı başvuruya (EK 5) karşılık, kurum yetkilileri tarafından yapılan inceleme sonunda hazırlanan rapora dayanılarak, tarafımıza hitaben kaleme alınan …/…/… tarihli cevabi nitelikli yazıda (EK 6), özetle, kaza ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı bulunmadığı, zira, insani duygularla da olsa, kaza meydana geldikten sonra başlatılan kurtarma girişimleri sonucunda ve bu müdahaleler nedeniyle müvekkilimizin felç olduğu, öyle ki, araç ile duvar arasında sıkıştığı sırada kendisini kurtarma içgüdüsüyle çabalayan müvekkilimizin ayaklarını hareket ettirebildiğinin tanıklar tarafından da açıkça beyan edildiği belirtilmektedir. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira, bu husus, müvekkilimizin kazadan sonra sevk edildiği … Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlenen rapor (EK 7) ile örtüşmemektedir.

8 ) Müvekkilimize geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sürekli iş göremezlik geliri bağlanması ve kurum tarafından karşılanmayan zararlarımızın davalı işverenden talep edilmesi konularında taşıdığı önem nedeniyle, dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespitini mahkemenizden istemek zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 5510 S. K. m. 13, 101, 6100 S. K. m. 1, 6, 106, 5521 S. K. m. 1, 5

HUKUKİ DELİLLER        : İşyeri şahsi sicil dosyası, Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri kayıtları, …/…/… tarihli kaza tutanağı, …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yazısı, …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısı, , … Hastanesi Başhekimliği’nin …/…/… tarihli ve … sayılı raporu, tanık anlatımları, keşif ve bilirkişi incelemesi

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, dava konusu olayın iş kazası olarak tespiti ile yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederim. …/…/…

EKLER :       1-)       İşyeri şahsi sicil dosyası ve Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri kayıtları

2-) Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi

3-) …/…/… tarihli kaza tutanağı.

4-) …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yazısı.

5-)  …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yazısı.

6-) …/…/… tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısı.

7-) … Hastanesi Başhekimliği’nin …/…/… tarih ve … sayılı yazısı.

8 ) Bir adet onaylı vekaletname örneği

 Davacı Vekili

Av. Salih Birol

2. İş Kazası Bildirim Dilekçesi

 

…/…/…

Sayı:

Konu: İş Kazası Bildirimi Hakkındadır.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ……….. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE

                                                                                                              …………………………………. adresinde kurulu, Müdürlüğünüzde ………………… sayılı dosyada işlem gören …………………… ünvanlı işyerimizde …/ …/ … tarihinde meydana gelen iş kazısına ilişkin “İşyeri Kaza Bildirim Formu” düzenlenerek ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

İşverenin veya Vekilin

Adı Soyadı

İmza

EK: Bir adet İşyeri Kaza Bildirim Formu

3. İş Kazası Nedeniyle İbraname Örneği

Aşağıda ünvanı ve adresi belirtilen işyerinde çalıştığım süre zarfında hak kazandığım normal ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve genel tatil, ulusal bayram tatili ücretleri, ikramiye ve diğer sosyal yardımlar ile yıllık ücretli izin de dahil olmak üzere bütün ücretlerimi aldığımı, 4857 sayılı İş Kanunu, sair ilgili mevzuat ile iş sözleşmemden, toplu iş sözleşmesinden doğan bütün haklarımı işverenden tam ve noksansız bir şekilde tahsil ettiğimi, işveren ve gerekse vekilinden bu iş sözleşmesi ve sözleşme sırasında vukuu bulan iş kazası veya vesair sebeplerle hiçbir hak ve alacağımın kalmadığını, İş Kanunu’nun 20 ve 21 nci maddelerindeki hükümlerle ilgili talepte bulunmayacağımı, bunlardan dolayı haiz olduğum ve olabileceğim her türlü dava haklarımdan feragat ettiğimi, işveren ve vekilini tamamen serbest irademle ibra ettiğimi beyan ederim. …/…/…

Adı, Soyadı                :

İşyeri Ünvanı              :

İşyeri Adresi               :

İkametgah Adresi       :

İmza                           :

 

İhtarname veya İhbarname Nedir?

Her türlü hukuki işlemlerde muhatabına kanun, sözleşme, örf ve adetten doğan hak ve isteklerin yazılı şekilde bildirilmesi veya haber verilmesi için yapılan işlemlere ihtarname veya ihbarname denir. (Noterlik Kanunu Yönetmeliği m. 98).

 

İş Sözleşmesinin Geçerli Nedenle Feshi İhtarname Örneği (İhbar Tazminatlı)

 

 İHTARNAME

İHTAR EDEN                     :

VEKİLİ                                :

İHTAR EDİLEN                 :

KONU                       : 4857 Sayılı İş Kanunun 17. maddesi gereğince iş sözleşmesinin feshine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR   :

1)  …/ …/ … tarihinde … sicil numarası ile müvekkilimiz …. ……’ a ait olan işyerinin ….. bölümünde işe başlamış ve yaklaşık … yıl/ay/gün … olarak çalışmış bulunmaktasınız.

2) 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre kıdem sürenize uygun olarak tespit edilen bildirim süresine ilişkin ihbar tazminatınız ………TL…….KR olarak hesaplanmıştır.

3) İhbar tazminatınız ve diğer hak ve alacaklarınız tarafınıza bugün itibariyle bordro karşılığında ödenecektir.

4) Müvekkilimiz tarafından iş sözleşmeniz bugün itibariyle feshedilmiş ve işverenliğimizle olan iş ilişkiniz sona ermiştir.

İHTAR EDEN VEKİLİ

     Av. Salih Birol

SAYIN NOTER;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/ …

     İHTAR EDEN VEKİLİ     

Av. Salih Birol

 

İş Sözleşmesinin Geçerli Nedenle Feshi İhtarı (İhbar Tazminatsız)

 İHTARNAME

İHTAR EDEN                     :

VEKİLİ                                :

İHTAR EDİLEN                 :

KONU                      : 4857 Sayılı İş Kanunun 17. maddesi gereğince iş sözleşmesinin feshine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR   :

1)  …/ …/ … tarihinde … sicil numarası ile müvekkilimiz …. ……’ a ait olan işyerinin ….. bölümünde işe başlamış ve yaklaşık … yıl/ay/gün … olarak çalışmış bulunmaktasınız.

2) İş sözleşmeniz 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre kıdem sürenize uygun olarak tespit edilen bildirim süresi sonunda …../……/200…. tarihinde,…………………………………………..nedeniyle feshedilecektir. 

3) Bildirim süresinin sona erdiği tarihte İş Kanunu’ndan doğan hak ve alacaklarınız tarafınıza ödenecek ve iş akdiniz sona erecektir.

4) İş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğ edilmesinden itibaren sözleşmenizin feshedileceği tarihe kadar günlük 2 (iki) saat yeni iş arama izniniz olup bu izni ister her iş günü ayrı ayrı, isterseniz önceden haber vermek şartıyla ve işten ayrılmanızdan önceki günlere tekabül ettirmek koşuluyla toplu olarak kullanabilirsiniz.

5) Müvekkilim tarafından iş sözleşmenizin …../…../201… tarihinde feshedileceğini ihtaren bildiririz. …/ …/ …

İHTAR EDEN VEKİLİ

     Av. Salih Birol

SAYIN NOTER;

Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/ …

İHTAR EDEN VEKİLİ

Av. Salih Birol

 

İş Sözleşmesinin Performans Düşüklüğü Sebebiyle Feshi İhtarı

 İHTARNAME

İHTAR EDEN                     :

VEKİLİ                                :

İHTAR EDİLEN                 : 

KONU                                   :  İş sözleşmesinin feshine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Müvekkilimize ait …. ……/ …… adresinde faaliyetini sürdüren  …………….. ünvanlı işyerinde …/…/… tarihinden beri ………. görevinde çalışmaktasınız.

2-) … yılı … ayında yapılan performans değerlendirmesi sonucunda, geçmiş döneme göre iş performansınızın düşük seviyede seyir ettiği tespit edilmiş; bölüm şefinizin raporuna göre benzer işi gören çalışma arkadaşlarınızdan daha az verimli çalıştığınız, sahip olduğunuz niteliklere göre beklenenden daha düşük performansa sahip olduğunuz ve son dönemde işe yoğunlaşmanızın giderek azaldığı belirlenmiştir. Bu konuda bölüm yetkilisi tarafından sözlü olarak uyarılmakla birlikte performansınızı artırmaya yönelik eğitimlere davet edilmiş olmanıza rağmen bu davetlere çeşitli mazeretlerle iştirak etmediğiniz de tespit edilen hususlardandır.

3-) …/…/…. tarihinde tarafınızdan savunma istenmiş olmasına rağmen, herhangi bir savunma vermediğiniz gibi savunma vermemeniz konusunda geçerli bir mazeret de bildirmediğiniz görülmektedir.

4-) Açıklanan sebeplerden ötürü, müvekkilimizin tarafınızla …/…/… tarihinde akdettiği iş sözleşmesini feshettiğini tarafınıza ihtaren bildiririz. …/…/…

                                       İHTAR EDEN VEKİLİ

                                                                                                          Av. Salih Birol

 SAYIN NOTER;

 Üç suretten ibaret olan işbu ihtarnamenin bir suretinin dairenizde saklanmasını, bir suretinin muhataba memur vasıtasıyla tebliğini ve muhataba tebliğ şerhini havi bir suretinin de tarafımıza verilmesini saygı ile ihtar eden vekili olarak talep ederiz. …/ …/….

 İHTAR EDEN VEKİLİ

Av. Salih Birol

 

Hizmet kusuru tam yargı davası dilekçe örneği

Tam yargı davası ilgili kişilerin haklarının ihlal edildiği bir idari işleme karşı Danıştay, idare, vergi mahkemelerine açılan davalardandır.  Dava açacak olan ilgili kişiler tam yargı ve iptal davasını birlikte de açabilmeleri mümkündür.

Hizmet kusuru nedeniyle tam yargı davası nasıl açılır?

hizmet kusuru tam yargı davası

Bununla birlikte ilgili kişiler ilk iptal davası açıp bu iptal davasının karara bağlanması sonrasında, bu husustaki kararın veyahut istinaf temyiz kanun yollarına başvurulması halinde verilen kararın tebliği ya da bir idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan kaynaklı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilmektedir. İlgili kişilerin 11. Maddeye istinaden idareye başvurma hakkı saklıdır.

Tam yargı davası açma süresi ne kadar?

İdari eylemlerden kaynaklı hakları ihlal edilmiş olan ilgili gerçek ya da tüzel kişiler idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı şekilde bildirim üzerine ya da başka bir şekilde öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde söz konusu ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir.

Bu taleplerin kısmen ya da tamamen reddi durumunda, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren ya da istek hakkında 60 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava açma süresi içinde dava açılabilmektedir.

Tam yargı davalarında yetkili mahkeme neresidir?

a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,

b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,

c) Diğer hallerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer İdare mahkemesidir.

İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili davalarda yetkili mahkeme neresidir?

İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında ya da bunlara bağlı her türlü haklara ya da kamu mallarına yönelik idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yerdeki  idare mahkemesidir.

 

Hizmet Kusuru Nedeniyle Tam Yargı Davası Dilekçe Örneği

 ADANA ( ) İDARE MAHKEMESİNE

DAVACI

:

 

VEKİLİ

:

 

DAVALI

:

 

KONU

:

 

AÇIKLAMALAR               : 1-) … Bulvarı … Mevkiinde davalı idare tarafından …/…/… tarihinde yapımına başlanan üstgeçit …/…/… tarihinde tamamlanarak hizmete açılmıştır. Üstgeçitin yapımıyla birlikte tapuda müvekkil adına … pafta … ada … parselde kayıtlı, … nolu bağımsız bölümler kullanışlılıklarını büyük ölçüde yitirmiş, taşınmazlar büyük ölçüde değer kaybına uğramıştır.

2-) …/…/… tarihinde taşınmazlardaki değer kaybının tazmini amacıyla müvekkilimiz adına davalı idareye yaptığımız başvuru yanıtsız bırakılmak suretiyle zımnen reddedilmiştir.

3-) İdarece yaptırılan üstgeçit nedeniyle tapuda … pafta … ada … parselde kayıtlı, … nolu bağımsız bölümlerde oluşan …-liradan toplam …-lira, … ve … nolu bağımsız bölümlerde oluşan …-liradan toplam …-lira, … nolu bağımsız bölümlerde oluşan  …-liradan toplam …-lira ve … nolu parselde kayıtlı … nolu bağımsız bölümlerde oluşan …-lira olmak üzere toplam …-lira (… bin lira) değer kaybının idareye başvurduğumuz …/…/…tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalı idareden tazminini istemek amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 2577 S. K. m. 3, 12, 13, 36 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        : Keşif ve bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle tapuda 26 pafta 7 ada 77 parselde kayıtlı, 5 nolu bağımsız bölümler için ….-liradan, toplam ….lira, … ve … nolu bağımsız bölümler için ….-liradan toplam …-lira, … nolu bağımsız bölümler için …-liradan toplam …-lira ve 36 nolu parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölüm için x -lira olmak üzere toplam x-lira (x bin lira) tazminatın …/…/2015 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tazminine,

Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkemenizden arz ve talep ederiz. x/x/201..

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

 

Boşanma Dava Dilekçesi Örneği


ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI : … …

VEKİLİ : Av. Salih BİROL

DAVALI : … …

DAVA KONUSU : Taraflar arasındaki ortak hayatı eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması, pek kötü veya onur kırıcı davranış ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenleri ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :
Müvekkil ile davalı arasındaki evlilik birliği, devamı kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsılmış olmakla, işbu davayı ikame etme zarureti tarafımızda hasıl olmuştur. Şöyle ki;

1. Taraflar, 01/12/2017 tarihinde evlilik yapmışlardır. Bu birlikteliklerinden 10 aylık … … adında çocukları bulunmaktadır.

2. Müvekkil, bir eş olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmesine rağmen, evlilik sonrası davalının müvekkile karşı olumsuz kişilikleri ortaya çıkmıştır. Kültür farklılığı, mizaç uyumsuzluğu baş göstermiştir. Davalı asabi ve geçimsiz bir kişiliği vardır. En küçük sorunları bile büyütmüş, kavga ve tartışma ortamı yaratmaya başlamıştır. Müvekkile karşı hiçbir saygı göstermemiş, müvekkilin kişiliğine ve saygınlığına karşı ağza alınmayacak küfür ve hakaretlerde bulunmuştur. Bu tür küfür ve hakaretlere toplum içerisinde de sürdürmüştür. Davalının müvekkile hakaret ettiğini birçok kişi duymuştur. Müvekkil ile davalı aynı konut içerisinde iki yabancıdan dahi kötü bir durumda yaşamaktadır ki bu sebeple evlilik birliği müvekkil için çekilmez bir hal almıştır. Müvekkil aynı konut içerisinde daima kendisini tersleyen, hep benim dediğim olacak diyen ve hiçbir ihtiyacına cevap vermeyerek evlilik birliğinin gereklerine riayet etmeyen bir eş ile beraber yaşamaktadır. Aralarında saygı ve sevgi adına hiçbir şey kalmamıştır.

Yüksek mahkeme bu tarz davranışlarda bulunan eş aleyhine verdiği bir emsal kararında “Davacıya sürekli olarak deve gibi boynun var, çocuk mezarı gibi ayakkabı var, karga gibi burnun var, terörist gibi sözlerle, hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir” ( 2. H.D., 04.03.2002, 2184 – 281) hakaret fiilinin olmasının evlilik birliğinin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin olduğuna kanaat getirmiştir.

3. Davalı bu hareketlerini yalnızca müvekkile karşı değil, müvekkilin annesi ,babası ve kardeşlerine karşı da sürdürmüş, onlara karşı tavır takınmıştır, müvekkili toplum içinde rencide etmiş ve küçük düşürmüştür. Pek laf dinlemeyen bir kişiliğe sahip olması sebebiyle sürekli huzursuzluk yaratmış eşine ve ailesini her ortamdan küçük düşürmüştür. Müvekkilin iş yerini arayarak iş yerinde ki arkadaşlarına müvekkil aleyhine ağza gelinmeyecek sözler söylemekten de kaçınmamıştır. Ayrıca her sorunu babası ile paylaşması ve annesinin olaylar karşısında verdiği tepkilerde etkilenmesi neticesinde, müvekkilimin kendisi ve ailesine karşı olmayacak davranışları sürdürmüştür.

4. Müvekkil davalı ile evlenirken eşine büyük bir değer vermiş ve evliliğinin bir ömür boyu mutlu ve huzurlu bir biçimde süreceği inancı ve hayalini beslemiştir. Ancak davalının yapmış olduğu olumsuz hareketler, müvekkilin hakaretlere maruz kalması ve toplum içersin de küçük düşürülmesi, müvekkilin tüm hayatını alt üst etmiştir.

Müvekkil ile davalı arasındaki ortak hayat eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olup tarafların boşanmalarına, çocukların velayetinin baba müvekkilde kalmasına karar verilmesini talep zarureti hâsıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER       : İlgili mevzuat hükümleri

DELİLLER         :Nüfus kayıtları, Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması, Yemin, Tanık beyanları ve her türlü delil.

SONUÇ                            : Açıklanan nedenler, göz önüne alınacak ve oluşacak durumlar ışığında; Müvekkilin evlilik birliğinin devam ettirme durum ve ihtimali kalmadığından Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Tarafların BOŞANMALARINA, Yargılama giderleriyle, Avukatlık ücretinin dahi davalıya yükletilmesine karar verilmesini davacı vekili olarak talep eder, saygılar sunarım. 03/12/2019


TANIKLAR:
1- x x ….                                                                                                     

Davacı Vekili

 

Boşanma Davası Mahkeme Kararı Örneği


TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ADANA
AİLE MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO : 2016/… Esas
KARAR NO : 2017/…
HAKİM : …
KATİP : ….
DAVACI : ….

DAVALI : … … İlanen tebligat
DAVA : Boşanma
DAVA TARİHİ : 26/04/201.
KARAR TARİHİ : 14/12/20..
GEREKÇE TARİHİ : 18/12/20..

Mahkememizde görülmekte bulunan Boşanma davasının açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 17/11/1995 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, davalının başka bir kadınla yaşamaya başladığını ve evliliklerinde zaten bulunan sorunların arttığını, davalının aşçı olduğunu, 2010 yılında …. isimli bir bayan ile tanıştığını ve ilişki yaşamaya başladığını, akabinde davacı ile yaşadığı haneyi terk ettiğini, davalı ile imam nikahlı yaşadığı … ‘nın bir kızlarının olduğunu, davalının müşterek haneyi terk ettikten sonra davacıyı ve müşterek çocuğunu bir kere olsun aramadığını, müvekkilinin maddi ve manevi sorunlar yaşadığını, çevreden aldıkları yardımlar ve davacının ev işlerine gündeliği gitmesi ile hayatlarını idame ettiklerini, kiralarını ödemeyip başka bir eve taşınmak zorunda kaldıklarını, davacının … yılında balkondan düşüp belini kırdığını, belinin hala rahatsız olduğunu ve ağır işlerde çalışamadığını, davalının evi terk etmeden önce müvekkili adına kredi kartları aldığını ve bu borçları davacıya bıraktığını, bu sebeplerde müvekkili aleyhine hakkında bir çok icra takibi başlatıldığını, davalının …. … mesleğini yaptığını, aylık 3.000,00 TL gelirinin bulunduğunu, nerede yaşadığını bilmediklerini, müvekkilinin yaşananlardan dolayı maddi ve manevi çöküntü yaşadığını belirterek; tarafların boşanmalarına, müvekkil için 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminata ve aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … … ‘ün tüm aramalara rağmen adresi bulunamadığından ,dava dilekçesi ilanen tebliğ edilmiştir.

Mahkemece … Cumhuriyet Savcılığının … soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş, nüfus kayıtları dosya arasına alınmış, Sosyal ve maddi durum araştırması davacı açısından yaptırılmış davacı tanıkları dinlenmiş, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından açılan dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma ve fer’ilerine ilişkindir.

Yapılan tahkikat ve toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacı kadın davalıdan kaynaklanan sebeplerle evlilikleri boyunca kötü koşullarda yaşamak zorunda kalmış, çocuğunu yalnız büyütmüş, davalının sorumsuz davranışları nedeni ile icra tehditi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunların yanı sıra esas kusur olarak davalı başka bir kadınla birlikte yaşamakta olup, nüfus kayıtlarından da anlaşılacağı üzere … isimli kadından olma … adlı kızını tanımıştır.

Taraflar arasındaki geçimsizliğin davalının düzenli ,sürekli bir işinin olmaması ve yükümlülüklerini yerine getirmemesinin yanı sıra başka bir kadınla karı koca hayatı yaşamasından kaynaklı olduğu sabittir. Dosya kapsamında kadına atfı kabil olan herhangi bir kusur bulunmamaktadır.

Netice itibariyle; taraflar arasındaki evlilik birliği temelinden sarsılmış bu sonuca ulaşılmasına ise davalı kocanın tam kusurlu davranışları sebep olmuştur. Boşanma davası açmakta haklı olan davacı kadının davasının kabulü ile tarafların TMK’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına, tarafların sosyo-ekonomik durumları, günümüz ekonomik koşulları ve TMK’nun 4. maddesindeki “Hakkaniyet ilkesi” dikkate alınarak boşanmakla yoksulluğa düşeceği kabul edilen davacı kadın lehine nafakaya, boşanmakla mevcut ve beklenen menfaatleri zarara uğrayan ve eşinin desteğini yitireceği kabul edilen davacı kadın lehine maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir.

Davalı …. sürekli olarak başka kadınla yaşaması, doğan çocuğu tanımakta bir beis görmemesi, kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaati dikkate alınarak manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere.
Davacının davasının KABULÜ ile
Adana ili, … ilçesi, … mah. köyü. Cilt:.., …. olan Ankara …. ile aynı yerde nüfusa kayıtlı …. olan, …. … doğumlu, …. oğlu … … ‘ün TMK.nın 166/1 maddesi gereğince BOŞANMALARINA,

3-Dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devamına,

4-Davacı lehine 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, boşanma hükmü kesinleştikten sonra yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,

5-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
6-Suç üstü ödeneğinden karşılanan 310,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; tebliğden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yasayolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/…

 

Davanın Açılmamış Sayılması Karar Örneği


T.C.
ADANA AİLE MAHKEMESİ

KARAR 

ESAS NO : …
KARAR NO : ….

HAKİM : ….
KATİP : …

DAVACI : ….
DAVALI : ….

DAVA : Boşanma
DAVA TARİHİ : ….
KARAR TARİHİ : 18/05/…
İŞLEMDEN KALDIRILMA TARİHİ : …..

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın, işlemden kaldırıldığı (başvuruya bırakıldığı) tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği anlaşıldığından

Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın H.U.M.K.’nun 409/5 maddesi uyarınca 18/05/2011 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Alınması gerekli 18,40 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 17,15 TL’nin düşülerek kalan 1,25 TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Yasa yolları açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 18/05/….


Gerekçeli Kararın İlanen Tebliğ Örneği


İLAN
ADANA … AİLE MAHKEMESİ’NDEN

ESAS NO : 2016/… Esas
KARAR NO : 2017/…

Davacı … … aleyhine mahkememizde açılan Boşanma (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni İle Boşanma (Çekişmeli)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

HÜKÜM :
Davacının davasının KABULÜ ile,
1-Adana ili, … ilçesi, … mah. köyü. Cilt: …. olan Ankara … doğumlu, … .. kızı … … ile aynı yerde nüfusa kayıtlı …. olan, …. doğumlu, …. oğlu … ‘ün TMK.nın 166/1 maddesi gereğince BOŞANMALARINA,
3-Dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devamına,

4-Davacı lehine 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, boşanma hükmü kesinleştikten sonra yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı … … ‘ün tüm aramalara rağmen adresi tespit edilemediğinden, 7201 Sayılı Tebligat Yasası uyarınca karar örneğinin TÜRKİYE’de yayınlanan günlük gazetelerden birinde ilan edilerek, ilan edildiği tarihten itibaren 15 gün sonrasında kararın tebliğ edilmiş sayılması ile ilanen tebliğden itibaren iki hafta süre içerisinde istinaf yoluna başvurabileceği hususu ilanen tebliğ olunur. 30/01/….

 

 

Vasinin Görevden Alınması Şartları Nelerdir?vasi - vasilik davaları avukatı -adana

  • Vasinin, görevini ağır şekilde savsaklaması, yetkilerini kötüye kullanması ya da güven sarsıcı davranışlarda bulunması veyahut borç ödemede acze düşmesi durumunda, vasi, vesayet makamı tarafından görevden alınır.
  • Vasinin görevini yapmakta yetersiz olması sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaati tehlikeye düşer ise, vesayet makamı kusuru olmasa dahi vasiyi görevden alabilir.
  • Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ya da her ilgili kişi, vasinin görevden alınmasını isteyebilmektedir.
  • Görevden alınmayı gerektirecek sebebin varlığını başka bir şekilde öğrenmiş bulunan vesayet makamı, vasiyi re’sen görevden almakla yükümlüdür.

 

Vasinin Görevden Alınması İstemi Dava Dilekçe Örneği

 

ADANA … SULH HUKUK MAHKEMESİ‘NE

İSTEMDE BULUNAN

:

Ad – Soyad, T.C. Adres

VEKİLİ

 

:

Av. Salih BİROL – Seyhan/ADANA

KONU

:

Vasi  … … ‘nın vasilik görevden alınması istemimizi içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALAR                 : 1-) Müvekkilimiz hakkında, Adana … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile savurganlık hukuksal nedenine dayalı olarak vesayet (EK 1) altına alınmış ve davalı … …, kendisine vasi olarak atanmıştır.

2-) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 483. maddesinde; vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınacağı, aynı kanunun 484. maddesinde; ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgilinin, vasinin görevden alınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir.

3-) Davalı vasi, …/ …/ …  ve …/ …/ …  tarihli işlemleri ile müvekkilimizin mal varlığında aşırı suretle azalmaya sebep olarak, vasilik yetkilerini kötüye kullanmış ve güven sarsıcı davranışlarda bulunmuştur. Söz konusu tasarruflarda, müvekkilimizin lehine hareket etmediği ortada olup, müvekkilimizin maddi zararına da yol açacak derecede sorumsuzca davranmıştır. Ayrıca bu durumla ilgili olarak dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verecektir.

4-) Açıkladığımız sebepler ile, vasi … …’nın yaşanan durumlardaki savurganlığı nedeniyle vasilik görevinden alınması için mahkemenize başvurulması zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 483-488, 6100 S. K.

HUKUKİ DELİLLER        : … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı Vesayet dosyası, …/ …/ … tarihli işlem evrakı, …/ …/ … tarihli işlem evrakı, Tanık

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenler ile, vasi … …’nın vasilik görevinden alınmasına karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 14.02.2019

İstem Sahibi Vekili

Av. Salih BİROL

 

Vasilik Ücreti Ödenmesi İstemi Dava Dilekçesi Örneği

 

 ADANA ( ) SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ‘NE

İSTEMDE BULUNAN

:

Ad, Soyad, T.C. , Adres

VEKİLİ

:

Av. Salih Birol – Seyhan/ADANA

KONU

:

Vasilik ücreti ödenmesi istemimizi içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALAR                 : 1-) Müvekkilimiz … … , sayın mahkemenizin, …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile, küçük … …’nın vasisi olarak atanmıştır. (EK 1)

2-) Müvekkilimiz vasi olarak …/…/… tarihinden bu yana vesayet altındaki küçüğün tüm işlerini yapmada büyük bir özen ve çaba sarfetmektedir. Vesayet altındaki küçüğe ait bulunan …. Bankasının ….. Şubesinde bulunan  …-TL bakiyesi (EK 2) ile …ili …. semtinde .. ada … pafta ….., …, … parsellerinde (EK 3) taşınmazların yönetim ve idaresi için müvekkilimiz elinden geleni yapıyor olmasına karşın kendisine vasi olarak atanmasından bu yana herhangi bir ücret ödenmemiştir. Ayrıca bu durumla ilgili olarak dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verecektir.

3-) Müvekkilimizin vasilik görevini yerine getirmek için harcadığı olağanüstü gayretin karşılığı olarak, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için müvekkilimiz adına vasilik ücretinin takdir edilmesi adına, 2. HD. 24.04.2003 T. 2003/4815 E. 2003/5912 K. (EK 5) gereği mahkemenize başvurulması zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 397, 457, 6100 S. K.

HUKUKİ DELİLLER        : Adana … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı Vesayet dosyası,, …/…/… tarihli hesap ekstresi, …/…/… tarihli tapu kaydı, Tanık, 2. HD. 2003/4815 E. 2003/5912 K. Sayılı kararı

SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda açıkladığımız nedenler ile, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için müvekkilimiz adına vasilik ücretinin takdir edilmesine, karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 15.07.2019

İstem Sahibi Vekili

Av. Salih Birol

 

Vasilik Görevinden İstifa Dilekçesi Örneği

Vasilikten Kaçınma Hakkının Kullanılması İstemi Dava Dilekçesi

 

ADANA ( ) SULH HUKUK MAHKEMESݑNE

İSTEMDE BULUNAN

:

Ad Soyad, T.C. , Adres

VEKİLİ

 

:

Av. Salih BİROL – Seyhan/ADANA

KONU

:

Vasilikten Kaçınma Hakkının Kullanılması İstemimizi İçeren Dilekçedir.

AÇIKLAMALAR          : 1-) Müvekkilimiz, …. …. Sulh Hukuk Mahkemesinin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile, vesayet altına alınan … …’ya vasi olarak atanmıştır. İlgili Mahkeme kararı dilekçemiz ekinde (EK 1) sunulmuştur.

2-) Ancak müvekkilimiz, ailesinin …/ …/ … tarihinde geçirdiği trafik kazasında vefat etmiş olması (EK-2) nedeni ile, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/ …/ … tarih ve …/ … E. …/ … K. sayılı kararı ile kardeşi … …’nın vasisi (EK-3) olarak atanmıştır ve vasilik görevi kardeşi üzerinde halen devam etmektedir. Kardeşine vasi atandığına dair … Sulh Hukuk Mahkemesinin …/… E. …/… K. sayılı ilamı (EK-4) ekte olup ayrıca bu durumla ilgili olarak dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK-5) isimleri yer alan ilgililer de, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verecektir.

3-) Müvekkilimizin açıklanan sebepler uyarınca halihazırda mevcut bulunan vasiliğinden dolayı vasilikten kaçınması için işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 417, 422, 423, 6100 S. K.

HUKUKİ DELİLLER        : Nüfus kayıtları, Adana … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …/… E. …/ … K. sayılı kararı, …/…/… tarihli trafik kazası tespit tutanağı, … … Sulh hukuk Mahkemesinin …/…/… E., …/…/… K. sayılı ilamı ve Tanık.

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimizin vasilikten kaçınma hakkının kullanılması isteminin kabulüne karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. 25.05.2018

İstem Sahibi Vekili

Av. Salih BİROL