İdari Para Cezasına İtiraz Dilekçesi Alkol Satışı

ADANA NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE


İDARİ PARA CEZASINA
İTİRAZ EDEN                 :Fahrettin ….  (T.C. …. ) – Adres

VEKİLİ                           : Av. Salih BİROL – T. Cemal Beriker Bul. Adana Ticaret Merkezi K:7 D:37 Seyhan/ADANA

İDARİ PARA CEZASINI
VEREN                           : …. Kaymakamlığı – ADANA

D. KONUSU : …. Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün
28.08.2020 tarihli 220/1972 sayılı 15.947,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptaline karar verilmesi isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR : 1-) 22.08.2020 tarihinde saat 14:30 sıralarında … İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, müvekkilin yetkilisi olduğu ….  Beach Otel ünvanlı işyerinde denetim yapıldığından bahisle netice olarak müvekkile 15.947,00 TL idari para cezası kesilmiştir. Kesilen idari para cezası hukuka aykırı olup, cezanın iptali gerekmektedir. Şöyle ki;

2-) Söz konusu idari para cezası kesilmeden önce polis memurları tarafından tutanak tutulmuş, tutulan bu tutanak ise idari para cezasına kanıt olarak gösterilmiştir. Ancak tutulan 23.09.2020 tarihli tutanak hukuka aykırı bir tutanaktır ve bu nedenle kanıt olarak kabulü mümkün değildir. Polis memurları tutanağı yazarken ne müvekkilin eşi Necla Kütük beyanlarını ne de müşteri …. T.C. numaralı …. …..’ in beyanlarını dikkate almışlardır. Polis memurlarınca gerçeğe aykırı bir şekilde yalnızca idari yaptırım uygulanması niyetiyle bir tutanak tutulmuştur. Kolluk görevlilerince tutulan 23.09.2020 tarihli gerçeğe ve hukuka aykırı bu tutanağı kabul etmiyoruz.

3-) …. Kaymakamlığı, 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8/5-g hükmünde yer alan

“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından satış belgesi almadan tütün mamülleri, etil alkol metanol ve alkollü içkilerin perakende satışını yapanlara”

hükmü çerçevesinde 28.08.2020 tarihli ve 220/1972 sayılı kararı ile müvekkil hakkında 15.947,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar vermiş ve karara dair tebligat 23.09.2020 tarihinde müvekkile tebliğ edilmiştir.

GÖREVLİ VE YETKİLİ OLMAYAN İKİ POLİS MEMURU TARAFINDAN DÜZENLENEN 23.09.2020 TARİHLİ TUTANAK VE BU TUTANAĞA DAYANILARAK, … KAYMAKAMLIĞI’NIN 28.08.2020 TARİH 220/1972 SAYILI KARARI İLE VERMİŞ OLDUĞU 15.947,00 TL TUTARINDAKİ İDARİ PARA CEZASI AŞAĞIDAKİ SEBEPLER İLE DE KANUNA VE HUKUKA AYKIRIDIR:

4-) Düzenlenen tutanakta alkollü içki satışı yapılıp yapılmadığına dair hiçbir emare bulunmadığı gibi satışı yapıldığı yönünde herhangi bir iddiaa da yoktur. Söz konusu işyerinde sadece alkol bulunduğu iddiasıyla tutanak düzenlenmiştir. Alkollü içkinin, fişi, faturası vs. bilgilerine de yer verilmemiştir. 4733 sayılı kanun satış belgesi olmadan alkol satışını yapmanın idari yaptırım kararı verilmesi gerektiğini düzenlemiştir. Düzenlenen tutanakta alkollü içki satışı yapıldığı yönünde hiçbir delil yoktur. Müvekkilin satış belgesi olmadan ( TAPDK ) alkol satışı yapıldığında ceza verilmesi gerektiği açık olmakla, tutulan 23.09.2020 tarihli tutanakta alkollü içkinin kime satıldığı belirtilmemiş, tespit edilmemiş, ifadesine ve imzasına da yer verilmemiştir. Düzenlenen tutanak dayanak gösterilerek alkollü içki satışı yapıldığından bahisle ceza verilmiş ise de; satışı yapıldığı iddia edilen alkollü içki, bütün mevcut teknik imkanlar var olmasına rağmen, fotoğraflanmamış, kime satıldığı tespit edilmemiş ve el konulmamıştır. Düzenlenen tutanakta, tutanağı tanzim edenlerin görevli ve yetkili olduklarını gösterir bir ibare ve onaylı kimlik belge ve bilgilerine yer verilmemiştir. Düzenlenen tutanakta, tanık beyanlarına da yer verilmemiştir.

5-) Düzenlenen tutanakta işyerine ne üzerine gidildiği belirtilmemiş alkol satışı yapıldığına dair herhangi bir ihbarda mevcut değildir. Müvekkilin işyerinde alkol satışı yapılmamaktadır. Bu hususlar da 23.09.2020 tarihli tutanakta kime ne şekilde ve surette alkol satıldığı mevcut değildir. 23.09.2020 tarihli tutanak incelendiğinde 22.08.2020 günü saat 14.30 sıralarında ilçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince kontrollerin yapıldığı yazılmış ancak söz konusu tutanak 23.09.2020 tarihi ile imza altına alınmıştır. Bu hususta da bir çelişki mevcuttur. Denetim yapıldığı tarihte herhangi bir tutanak tutulmadığı açıktır.

6-) Tutanağın düzenlendiği saat belirli olmayıp tarihin ise 23.09.2020 olduğu belirtilmiş ise de bu beyan ve iddia da hiçbir şekilde delillendirilmemiş, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmamıştır. Tutanağın kötü niyetle tanzim edildiği, alkollü içki satışına konu alkollü içkiyi alanın tespitinin yapılmamış olması, kimlik bilgilerine yer verilmemiş olması, hatta böyle bir alıcının varlığından dahi söz edilmemiş olmasından da açıkça anlaşılmaktadır. Aynı şekilde tanık beyanlarına yer verilmemiş olması da tutanağın gerçekliğini yalanlamaktadır.

7-)22.08.2020 tarihinde, kurum mevzuatına göre denetim yapma konusunda yetkilendirilmemiş kişiler tarafından müvekkilin hiçbir itiraz ve beyanlarına yer verilmeksizin, hukuken kabul edilebilir hiçbir delil ortaya konulmaksızın, araştırılmaksızın ,sorgulanmaksızın bir tutanak tanzim edilmiştir. Polis tarafından tek taraflı beyanlar ile tanzim olunan, kötüniyetli olarak müvekkilin alkollü içki satışı yaptığı bile yazılmayan çelişkili düzenlenen bir tutanağa dayanarak, tek taraflı bir beyan ile müvekkile verilen fahiş para cezasının kabulü mümkün olmayıp, görevli ve yetkili olmayan kişilerce ,sadece gerçek dışı kendi beyanları ile kesilen para cezasının iptali gerekmektedir.

😎 Müvekkilin yetkilisi olduğu işyerinin ticari kayıtları, kasa fişleri, faturaları, defter ve belgeleri ile satış raporları incelendiğinde belirtilen saatler arasında herhangi bir alkollü içki satışına dair hiçbir kayıt veya belge bulunmamakta olduğu kolaylıkla ortaya konulabileceği ve kanıtlanabileceği gibi, 23.09.2020 tarihli tutulan tutanakta kime ne şekilde ve surette alkol satışı yapıldığına dair hiçbir belge ve bilginin olmaması da haklılığımızı ortaya koymakta, iddia sahipleri iddialarını ispatlayamazken müvekkilin suçsuzluğunun karinesi olmaktadır.

9-) Yetkisi dahi olmayan kolluk tarafından (arama, elkoyma) tüm bu beyanlar incelenmeksizin, dikkate almaksızın düzenlenen işbu tutanak ve idari para cezası usule uygun değildir.

10-) Yukarıda açıkladığımız nedenler ile, alkol satışı yapılmadığı ve tutanakla alkol satışı yapıldığına dair hiçbir delil ve emarenin bulunmamasına rağmen, tek taraflı beyan ve isnatlar içeren, hiçbir itiraz ve savunmanın dahi dikkate alınmadığı bir tutanak ile idari yaptırımda bulunulması hukuka aykırılık içermektedir. Kanunlarda delilerin kesin ve ihtiyari olduğu ortada iken doğruluğu hiçbir şekilde resmi olarak belgelenemeyen bir iddiaya istinaden müvekkil aleyhine tutanak tanzim edilerek cezai işleme konu edilmesi Anayasanın en temel maddelerine ve prensiplerine de aykırılık içermektir. Bahse konu denetim ve uygulamalar ölçülülük ilkesinden uzak, müvekkilin savunma hakkının gözetilmediği, hatta gasp edildiği de dikkate alındığında, müvekkilin ticari hayatını zedeleyerek kesilen idari para cezası hukuki dayanaktan yoksundur.

UYGULANAN PARA CEZASI KANUNA, USULE VE HUKUKA AYKIRI OLDUĞU GİBİ HİÇ BİR ŞEKİLDE DELİLLENDİRİLMEMİŞTİR:

Müvekkilin işyeri ile ilgili denetim yapıldığı, bu denetim kapsamında tutanak tutulduğu ve ilgili mevzuata dair aykırılıklar içerdiği iddiasına dair beyanları kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

11-) Müvekkilin yetkilisi olduğu otelde, 22.08.2020 tarihinde ve sonrasında 4733 sayılı kanunda belirtilen satış belgesi olmadan alkol satış yasağına aykırı bir işlemi söz konusu olmamıştır. Çünkü söz konusu işyerinde alkol satışı yapılmamaktadır. Müvekkil söz konusu … Beach Otel ünvanlı işyerinin kiracısıdır. Müvekkil söz konusu işyerine İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı alabilmek için … Belediyesine başvuruda bulunmuştur. … Belediyesi ise müvekkilin ruhsat başvurusunu yeni malikle uyumlu kira sözleşmesi olmadığından reddetmiştir.

Müvekkil ise … Beach Otel ünvanlı işyerinin kiracısı olduğuna dair elinde kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu mahkeme kararını tanınması gerektiğini yapılan işlemin haksız olduğunu belirterek … 1. İdare Mahkemesi’ne iptal davası açmış ve …. Belediyesi’nin haksız ve hukuka aykırı ruhsat başvurusunun reddine dair işlemi iptal ettirmiştir. (EK -3 …. 1. İdare Mahkemesi 2018/1498 E. 2019/955 K. Sayılı kararı.) Bu süreçte müvekkilin işyeri açma ve çalışma ruhsatı başvurusunu haksız ve hukuka aykırı olarak reddeden … Belediyesi müvekkilin TAPDK belgesi almasını da engellemiştir.

Bu nedenle de müvekkilin işyerinde alkol satışı yapılmamaktadır. Aslında Müvekkilin söz konusu işyeri için TAPDK belgesinin bulunmaması kendi kusurundan değil, …. Belediyesi’nin haksız ve hukuka aykırı işleminden kaynaklanmaktadır.

12-) YUKARIDA ARZ ETTİĞİMİZ HUSUSLAR ÇERÇEVESİNDE, MÜVEKKİLE VERİLEN İDARİ PARA CEZASI, EKTE SUNDUĞUMUZ YARGITAY CEZA GENEL KURULU’NUN 2012/1-1289 Esas- 2013/84 Karar SAYILI 05.03.2013 TARİHLİ İÇTİHATINA DA AÇIKÇA AYKIRIDIR :

“Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

DELİLLER : 23.09.2020 tarihli tutanak, 28.08.2020 tarih ve 220/1972 sayılı idari yaptırım karar tutanağı, Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin 2018/1498 E. 2019/955 K. Sayılı Kararı, işyeri defter, belge ve kayıtları, Tanık beyanları, Yargıtay Kararları, Her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle, yasaya ve hukuka aykırı olarak yetkili ve görevli olmayan kişilerce ve tek bir delil dahi ortaya konulmaksızın (alkol satışı yapıldığına dair hiçbir delilin olmadığı) ve savunma ile tanık beyanlarına başvurulmadan , sadece tutanağı düzenleyenlerin kendi soyut, ispatlanamayan, gerçek dışı beyanlarına itibar edilerek müvekkil aleyhine … KAYMAKAMLIĞI’NIN 28.08.2020 TARİHLİ 220/1972 SAYILI KARARI İLE VERİLEN 15.947,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptaline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı idareden tahsiline karar verilmesini vekaleten saygı ile arz ve talep ederim. 05.10.2020

İdari Para Cezasına İtiraz Eden
Fahrettin ….
Vekili
Av. Salih BİROL
e-imzalıdır


EKLERİ: 1- 23.09.2020 tarihli tutanak,
2- 28.08.2020 tarih ve 220/1972 sayılı idari yaptırım karar tutanağı,
3- …  1. İdare Mahkemesi’nin 2018/1498 E. 2019/955 K. Sayılı Kararı
4- Vekaletname

 

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır ve süresi nedir?- Ceza Hukuku

USUL YÖNÜNDEN

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (5271 S. K. m. 273)

Hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir. (5271 S. K. m. 277)

ESAS YÖNÜNDEN

İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. (5271 S. K. m. 272)

Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (5271 S. K. m. 272)

Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. (5271 S. K. m. 272)

Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz. (5271 S. K. m. 273)

Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. (5271 S. K. m. 274)

Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. (5271 S. K. m. 275)

İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.(5271 S. K. m. 283)

 

İstinaf Başvurusuna Cevap Dilekçesi – Ceza

 

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

Sunulmak Üzere

ADANA …  CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE,

 

CEVAP VEREN MAĞDUR/MÜŞTEKİ  :

VEKİLİ                                                   :

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN SANIK :

MÜDAFİİ                                                    :

TALEBİN KONUSU                                  : (…)Ceza Mahkemesi’ nin … Tarih, … Esas, … Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusuna cevaplarımızdan ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ                                       : …/…/…

KARARIN ÖZETİ                                     : Sanık … hakkında, kasten öldürme suçuna ilişkin olarak ……. Ceza Mahkemesi’nde …/…/… tarihinde dava açılmış ve mahkemenin …/… E. …/… K. sayılı kararıyla sanık hakkında … yıl … ay hapis cezasına …/…/.. tarihinde hükmedilmiştir.

İSTİNAFA BAŞVURUYA CEVAPLAR;

A) USUL YÖNÜNDEN : 

Sanık istinaf başvurusunda “Tanık listemizde de ismiyle adresi yer almakta olan tanık … …’nın …/…/… tarihli duruşmada ifadesine başvurulmasına karar verilmesine rağmen sonraki duruşmalarda tanığın ifadesine başvurulmadığı” şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Ancak ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere; tanık Ahmet’ in olay ve duruşma tarihinde yurt dışında olduğu, bu suretle de duruşmaya katılmadığı pasaportta yer alan giriş çıkış tarihleri (EK-1) ile sabittir.

Esaslı işlemlerin yapıldığı …/…/… tarihli duruşma tutanağının bir, iki ve 3. sayfalarının zabıt katibi tarafından imzalanmaması mahallinde düzeltilebilir ve mahkeme kararının güvenilirliğini zedeleyecek nitelikte bir eksiklik olmadığından bu anlamda da istinaf başvurusunun reddine karar verilmelidir.

B) ESAS YÖNÜNDEN :

Müvekkilimizin babasının sanığa elindeki bıçakla saldırdığı iddiası, birinci derece mahkemesi nezdinde de araştırılmış ve incelenen olay yeri kamera kayıtlarında (EK-2) sanığın maktule bıçak doğrultarak koştuğu sabittir. Sanığın Sayın Mahkemeye sunduğu istinaf dilekçesinde yer alan haksız tahrik hükümleri talebi hukuki dayanaktan yoksundur. Bu anlamda istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmektedir.

Müvekkilimizin babasının sanık tarafından ağır bir şekilde ve öldürme kastı ile yaraladıktan saatler sonra, sanık tarafından hastaneye götürülmesi durumunun daha az cezaya hükmedilmesi açısından ise, eylemin yaşamsal bütünlüğe karşı suçlardan olması dolayısıyla kanunen mümkün değildir. Bu anlamda birinci derece mahkemesi kararı hukuka uygundur.

HUKUKİ NEDENLER: 5271 S. K. m. 219, 280 – 5237 S. K. m. 29.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • Mahalli mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle sanığın istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini,
  • Kötü niyetle istinafa başvuran karşı tarafın giderlere ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini, arz ve talep ederiz.

EKLER:

  • Tanık …’ın ülkede olmadığına dair pasaport kayıtları
  • Kamera kayıtları

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

   MAĞDUR/MÜŞTEKİ VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır – Hukuk Davaları

 

***ÖNEMLİ UYARI: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 03.03.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı içtihadına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hakimin ispat yükü kendisine düşen tarafa yemin teklifinde bulunma hakkını hatırlatamayacağına karar verilmiş olup, dilekçe örneğini hazırlarken bu hususu dikkate almanızı hatırlatmak isteriz.

İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (6100 S. K. m. 341)

İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır. (6100 S. K. m. 342)

İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, 346.  maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır. (6100 S. K. m. 344)

İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir. (6100 S. K. m. 347)

İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (6100 S. K. m. 350)

İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır. (6100 S. K. m. 351)

 

İstinaf Başvurusuna Cevap Dilekçesi – Hukuk

 

ADANA …… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’NE

Sunulmak Üzere

ADANA ….. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’ NE;

CEVAP VEREN DAVALI :

VEKİLİ                             :

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI:

VEKİLİ                             :

TALEBİN KONUSU        :(…)Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin … Tarih, … Esas, … Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusuna cevaplarımızdan ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ        : …/…/…

KARARIN ÖZETİ :(…)Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “davalının başka biriyle resmi nikah yapmış olması davacıların iç huzurunu bozacak, onların kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir olgu değildir. Şu durumda davacılar yönünden manevi tazminat isteminin tümden reddine ilişkin karar.

CEVAPLAR :

Davacı ile müvekkilimiz resmi nikah olmaksızın 10 yıl süre ile birliktelik yaşamış ve bu nikahsız birleşmeden iki ortak çocukları dünyaya gelmiştir. Davacı dava tarihi itibariyle 35 yaşında olup; birliktelik tarihi itibariyle de 25 yaşında ve reşittir. TMK 124 ve devamı maddelerinde resmi evlilik tanımlanmış olup, reşit olan davacının nikahsız birlikteliğe razı olduğunun kabulü gerekir.

Birlikteliğin 10 yıl kadar devam ettiği ve iki çocuklarının da dünyaya geldiği düşünüldüğünde, davacının uzun süre bu haksızlığa razı olup ve hatta taraf olduğu anlaşılmaktadır.

Birinci derece mahkemesi olan (…)Asliye Hukuk Mahkemesinin; “Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan eksilmedir. Hukukun yasakladığı birlikteliğe razı olan ve taraf olan davacının manevi zararının olduğundan söz edilemez.” ve “Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK.’nın 24. maddesi ile BK’nun 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nun 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nun 49. maddesi uygulanır. TMK’nın 24. ve BK’nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çerçevelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.” şeklindeki hükümlerden de anlaşıldığı üzere davacının tazminat isteminin reddi hukuka uygundur.

Müvekkilimizin başka biriyle resmi nikah yapmış olmasının davacı küçüklerin iç huzurunu bozacak, onların kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir olgu değildir. Şu durumda yerel mahkemece, çocuklar yönünden manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi de hukuka uygundur.

Olay nedeni ile davacıların tazminat istemlerinin reddi son derece isabetlidir. Davacıların bu anlamda itirazı haksız ve yersizdir.

İSTEM SONUCU     :Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • Mahalli mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesine,
  • Vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine,
  • Kötüniyetle istinafa başvuran karşı tarafın 329. madde gereğince giderlere ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini, arz ve talep ederiz.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

DAVALI/DAVALILAR VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır – İdare Hukuku

USUL YÖNÜNDEN;

Dilekçelerde;

  1. Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  2. Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
  3. Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
  4. Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
  5. Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir (2577 S. K. m. 3)

Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. (2577 S. K. m. 26)

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur. (2577 S. K. m. 3)

İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.(2577 S. K. m. 45)

İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında  yeniden  bir  karar  verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.(2577 S. K. m. 45)

Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.(2577 S. K. m. 45)

İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.(2577 S. K. m. 45)

İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.(2577 S. K. m. 45)

ESAS YÖNÜNDEN;

Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. (2577 S. K. m. 27)

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar yeterince açık değilse, yahut birbirine aykırı hüküm fıkralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın açıklanmasını veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2577 S. K. m. 29)

Danıştay ve bölge idare mahkemesince görev ve yetki uyuşmazlıkları ile ilgili olarak verilen kararlar kesindir. (2577 S. K. m. 43)

Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (2577 S. K. m. 52)

Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.(2577 S. K. m. 52).

Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.(2577 S. K. m. 52).

 

İstinaf Başvurusuna Cevap Dilekçesi – İdare Hukuku

 

ADANA …… BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

Sunulmak Üzere

ADANA … İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

 

CEVAP VEREN DAVALI                         :                                                                        

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI/DAVACILAR:        

VEKİLİ                                                         :

TALEBİN KONUSU                                   :Davacı…’nın …İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K.   sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusuna cevaplarımızdan ibarettir.

İSTİNAF DİLEKÇESİ TEBLİĞ TARİHİ  : …/…/…

KARARIN ÖZETİ                                       :Davacı… müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini talep etmiş …İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K.   sayılı kararı ile davacının talebi reddedilmiştir.

CEVAPLAR VE AÇIKLAMALAR           :       

1- Davacı … müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini istemiş … İdare Mahkemesi’nce red kararı verilmiştir.

2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/G maddesinde; memurun brüt aylığından 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasını gerektiren eylem ve durumlar aynı Kanunun 125/B maddesinde ise eylemin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasını gerektiren eylem ve durumlar sayılmış, Kanunun <Uygulama> başlıklı 132. maddesinin 4. fıkrasında, kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilenlerin, valilik, büyükelçilik, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamayacakları öngörülmüştür. Böylece, Kanun ile aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesini durdurma cezası alanların atanamayacakları görevler sayılmıştır.

3- Davacı …. Müsteşar yardımcılığı yaptığı dönem ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu (EK-1) uyarınca, davacıya uyarma ve kınama cezası verilerek ayrıca, kuruma iş yapan bir müteahhide cep telefonu ve hattı aldırdığı, kuruma bağış yapılan bu telefon ve hattı kendi ihtiyaçları için kullandığı gerekçesiyle 1/15 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir.

4- 657 sayılı Kanun’un yukarıda açıklanan 132. maddesinde; aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların atanamayacakları görevler arasında müsteşar yardımcılığı görevi sayıldığına göre, müsteşar yardımcılığı görevi için aranan koşullardan birini yitirdiği açıktır. Davacının almış olduğu disiplin cezalarına konu eylemleri 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi uyarınca davacının müsteşar yardımcılığı görevinden alınmasını gerektirir nitelikte eylemler olduğundan İdare mahkemesinin …/…/…. Gün ve …/… E. …/… K.   sayılı kararının kaldırılarak esas hakkında hukuka uygun bir karar verilmesi istemi yersiz olup istinaf talebinin reddi gerekmektedir.

DAYANILAN DELİLLER                         :

  • …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu

İSTEM SONUCU  :Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • İdare mahkemesinin …/…/…. Gün ve …/… E. …/… K.   sayılı kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesine,
  • Vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine, arz ve talep ederiz.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

DAVALI/DAVALILAR VEKİLİ

Av. Salih BİROL

EKLER:

  • …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu

 

Temyiz ( Yargıtay ) Kanun Yoluna Başvuru Nasıl Yapılır? – İdare Hukuku

USUL YÖNÜNDEN;

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (2577 S. K. m. 48)

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştay’ ın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir. (2577 S. K. m. 48)

Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir. (2577 S. K. m. 4)

Temyiz istemleri Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeler ile yapılır.(2577 S. K. m. 48)

Temyiz dilekçelerinin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmesi gereklidir, düzenlenmemiş ise eksikliklerin on beş gün içinde tamamlatılması hususu, kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesince ilgiliye tebliğ olunur. Bu sürede eksiklikler tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına Danıştay veya bölge idare mahkemesince karar verilir. (2577 S. K. m. 48)

ESAS YÖNÜNDEN;

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarıyla bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında vermiş oldukları kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa bile Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

  1. Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  2. Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
  3. Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  4. Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  5. Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.
  6. İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.
  7. Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  8. Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.
  9. Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.
  10. Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
  11. 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
  12. 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  13. 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  14. Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar. (2577 S. K. m. 46)

Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer. (2577 S. K. m. 48)

Kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesi, cevap dilekçesi verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak, Danıştaya veya kurula gönderir. (2577 S. K. m. 48)

Yürütmenin durdurulması isteği bulunan temyiz dilekçeleri, karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya ile birlikte, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmek üzere kararı veren bölge idare mahkemesince Danıştay Başkanlığına, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, görevli dairece konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilir. Danıştayda görevli daire veya kurul tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildikten sonra tebligat bu daire veya kurulca yapılarak dosya tekemmül ettirilir. (2577 S. K. m. 48)

Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. (2577 S. K. m. 27)

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (2577 S. K. m. 28)

Görevsizlik sebebiyle gönderilen dosyalarda Danıştay, davayı görevi içinde görmezse dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. (2577 S. K. m. 43)

Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (2577 S. K. m. 52)

Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.(2577 S. K. m. 52).

Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.(2577 S. K. m. 52).

İstinaf Başvurusuna Cevap Veren ve Katılma Yoluyla Temyize Başvuru Dilekçesi  – İdare Hukuku

 

… DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’ NA

Sunulmak Üzere

…… BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

 

CEVAP VEREN ve KATILMA YOLUYLA TEMYİZ BAŞVURUSUNDA BULUNAN DAVALI                                                 :

VEKİLİ                                                  :          

ASIL TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI:

VEKİLİ                                                  :

TALEBİN KONUSU                            : (…) İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K. sayılı kararının (…) Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenmesi sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararına karşı temyiz kanun yolu başvurusuna cevaplarımız ve katılma yolu ile temyiz kanun yoluna başvurma talebimizden ibarettir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ

ÖZETİ                                                 : Davacı… müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini talep etmiş …İdare Mahkemesi’nin …/…/…. Gün ve …/… E.  …/… K.   sayılı kararı ile davacının işlemin iptali talebi kabul edilmiş ancak manevi tazminat talebi reddedilmiştir.

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARININ

ÖZETİ                                                         : Başvurunun esastan reddi      

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ                     : …/…/…

TEMYİZ DİLEKÇESİ TEBLİĞ TARİHİ : …/…/…

CEVAPLAR  VE AÇIKLAMALAR          :

1- Davacı … müsteşar yardımcılığı yapmakta iken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne müşavir olarak atanmasına ilişkin işlemin iptalini istemiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. … İdare Mahkemesi’nce davacının ilgili müsteşar yardımcılığı görevine iade edilmesine manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/G maddesinde; memurun brüt aylığından 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasını gerektiren eylem ve durumlar aynı Kanunun 125/B maddesinde ise eylemin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasını gerektiren eylem ve durumlar sayılmış, Kanunun <Uygulama> başlıklı 132. maddesinin 4. fıkrasında, kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilenlerin, valilik, büyükelçilik, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamayacakları öngörülmüştür. Böylece, Kanun ile aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesini durdurma cezası alanların atanamayacakları görevler sayılmıştır.

3- Davacı …. Müsteşar yardımcılığı yaptığı dönem ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu uyarınca, davacıya uyarma ve kınama cezası verilerek ayrıca, kuruma iş yapan bir müteahhide cep telefonu ve hattı aldırdığı, kuruma bağış yapılan bu telefon ve hattı kendi ihtiyaçları için kullandığı gerekçesiyle 1/15 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir.

4- 657 sayılı Kanun’un yukarıda açıklanan 132. maddesinde; aylıktan kesme ve/veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların atanamayacakları görevler arasında müsteşar yardımcılığı görevi sayıldığına göre, müsteşar yardımcılığı görevi için aranan koşullardan birini yitirdiği açıktır. Davacının almış olduğu disiplin cezalarına konu eylemleri 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi uyarınca davacının müsteşar yardımcılığı görevinden alınmasını gerektirir nitelikte eylemler olduğundan söz konusu kanun maddeleri gözetilmeksizin verilen İdare mahkemesinin …/…/…. Gün ve …/… E. …/… K.   sayılı kararının kaldırılarak esas hakkında hukuka uygun bir karar verilmesi gerekirken istinaf başvurunun esastan reddi hukuka aykırıdır.

DAYANILAN DELİLLER :

  • …/…/… tarih ve … sayılı soruşturma raporu

İSTEM SONUCU     :Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

  • (…) Bölge İdare Mahkemesi’ nin … Tarih, … Esas, … Karar sayılı kararına karşı davacının temyiz kanun yolu başvurusuna katılma talebimizin kabulüne,
  • (…) Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen red kararının usul ve yasaya aykırı hususlarının belirttiğim sebep ve gerekçelerle müvekkilimiz lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.

TEMYİZ YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

KATILMA YOLUYLA TEMYİZ YOLUNA BAŞVURAN

DAVALI VEKİLİ

Av. Salih BİROL

 

 

Soyad ve Ad Değişikliği Nasıl Yapılır ?

Soyad ve Ad değiştirilmesi çekişmesiz yargı işlerindendir. Haklı sebepler olması durumunda hakimden istenebilmektedir. Soyad ve ad değişikliği ile ilgili dava dilekçesi örneklerine bu yazımızda değinilmiştir. 

  • Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur.
  • Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
  • Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Dava Dilekçe Örnekleri

Soyadın Haklı Sebeple Değiştirilmesi Dava Dilekçesi

ADANA … MAHKEMESİ’NE

İSTEMDE BULUNAN

:

……….

VEKİLİ

:

……….

MADDİ İLGİLİ

:

 

KONU

:

……….

AÇIKLAMALAR               :1-) Müvekkilimiz, dilekçe ekinde yer alan nüfus kayıt örneklerinden (EK 1) de anlaşılacağı gibi … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Cilt No, … Hane No ve … Sayfa No’da bekar/evli, kadın/erkek olarak kayıtlı bulunmakta olup, … soyadını taşımaktadır.

2-) Müvekkilimizin halen taşımakta olduğu soyadı, zor telaffuz edilmesinin yanı sıra ve bundan daha da önemli olarak, özellikle günlük konuşma dilinde taşıdığı farklı anlam/anlamlar bakımından, kendisini, üçüncü kişiler nezdinde çoğu zaman komik duruma düşürmekte ve oldukça sıkıntılı anlar yaşamasına neden olmaktadır. Zaman zaman gösterilen tepkinin dozu kaçmakta ve durum, müvekkilimiz açısından oldukça incitici bir hal almaktadır. Bu husus, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, mahkemeniz nezdinde dinletilecek tanıkların (EK 2) anlatımları ile yargılama aşamasında açıklığa kavuşturulacaktır.

3-) Tüm bunların yanı sıra, müvekkilimizin ataları, oldukça uzun bir zamandır sakini oldukları yörede … olarak bilinegelmektedirler. Müvekkilimiz de, özellikle iş çevresinde, bu aile adı ile bilinmekte ve tanınmakta olup, yine bu husus, verilmiş olan tanık listesinde (EK 2) bulunan ve  mahkemeniz nezdinde dinletilecek tanık beyanları ile açıklığa kavuşturulacaktır.

4-) Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, kişinin toplum içinde (aile bireyleri arasında ve çevresinde) bilinip tanındığı adını kayden de taşıması ve bu bağlamda nüfus kaydında gerekli değişikliliğin yapılması konusunda dava açabilmesi için haklı neden sayılmaktadır (18.HD 2008/7992 E. 2008/11926 K., 18.HD 2008/11220 E. 2008/12036 K., 18.HD 2008/8907 E. 2008/10134 K.) (EK-3). Bu nedenle müvekkilimizin halen taşımakta olduğu ve … şeklindeki soyadının … olarak değiştirilmesini mahkemenizden istemek zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 27 ve 5490 S. K. m. 35, 36, 6100 S. K. m. 382-  388, Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 64.

HUKUKİ DELİLLER        : Nüfus Kayıtları, Yargıtay İçtihatı Örnekleri, Tanık Anlatımları

SONUÇ VE İSTEM  : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, müvekkilimizin halen taşımakta olduğu ve … şeklindeki soyadının … olarak değiştirilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  ……….

 EKLER:   

  1. Aile nüfus kaydı örneği,
  2. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,                 
  3. Yargıtay İçtihatı Örnekleri
  4. Bir adet özel yetkiyi içeren onaylı vekalet örneği.

İstemde Bulunan Vekili

Av. Salih BİROL

Eski Eşin Soyadının Kullanılmasına İzin Verilmesi Dava Dilekçesi

ADANA … MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

Boşanılan kocanın soyadını kullanmaya izin verilmesi istemimizi içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR  

:

 

1-) Müvekkilimiz …/…/… tarihinde evlendiği … … ile … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı ile …/…/… tarihinde boşanmıştır. (EK 1-2) Serbest avukat olan müvekkilimiz mesleğe bu isim ve soy isimle başlamış ve kendini meslekte bu soy isimle tanıtmıştır. (EK 3)

2-) Yıllardır mesleğinde söz konusu soy isimle tanınan müvekkilin boşanma nedeniyle soyadını değiştirmesi hayatının ve mesleğinin alıştığı akışına devamını oldukça güçleştirecek, ticari ve hukuki ilişkilerinde zorluklar meydana getirecektir. Çünkü iş hayatındaki tüm müvekkiller ve iş ilişkisinde bulunduğu firmalar tarafından bu soy isimle tanınmaktadır. Şimdiye kadar imzaladığı tüm sözleşmelerde ve vekaletnamelerde söz konusu soy isim bulunmaktadır. Müvekkilin sözkonusu soy ismi kullanmaya devam etmekte menfaati olduğu gibi boşandığı eşi … …’nin bundan zarar görmesi de sözkonusu değildir. Bu hususta dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verebilecektir.

3-) Yukarıda açıkladığımız sebeplerle müvekkilimizin boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verilmesi için Mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 4721 S. K. m. 173; 4787 S. K. m. 4; 6100 S. K. m. 5,6.

HUKUKİ DELİLLER                    :

  • Nüfus kayıt örnekleri.
  •  … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  • …. Barosundan alınmış evraklar.
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.

SONUÇ VE İSTEM                : Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin, boşandığı eşinin … olan soyadını kullanmasına izin verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. ……….

EKLER         :

  1. Nüfus kayıt örnekleri.
  2. … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  3. …. Barosundan alınmış evraklar.
  4. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.
  5. Bir adet onaylı vekalet örneği.    

Davacı Vekili

Av. Salih BİROL

Soyadını Kullanma İzninin Kaldırılması Dava Dilekçesi Örneği

ADANA … MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI

:

……….

VEKİLİ

:

……….

DAVALI

:

……….

KONU

:

Soyadını Kullanma İzninin Kaldırılması Talebimizdir.

AÇIKLAMALAR  

:

 

1-)  Müvekkilimiz ile davalı  …/…/… tarihinde boşanmıştır. (EK 1-2) Müvekkilimiz toplumda saygı gören ve çok sevilen Türk Halk Müziği sanatçısıdır. Boşandığı eşi ise  yıllardır .… programının sunuculuğunu yapmaktadır.

2-) Boşanmadan sonra davalı taraf mahkemeye müracaat ederek boşandığı kocasının yani müvekkilimizin …. olan soyadını kullanmak istemiş ve bu hususta izin alarak müvekkilimizin soyadını kullanmaya devam etmiştir. (EK 3)

3-) Ancak davalı, yapmış olduğu programla toplum sağlığına zarar vermekte ve yapılan programda reyting alabilmek için her türlü çirkinlik yapılmaktadır. Bu durumda müvekkilimizin şahsi hakları haleldar olmakta ve bu tarz bir TV programında soyadının kullanılmasını istememektedir. Zira kendisi halk tarafından sevgi ve saygı gören ve toplumda itibar sahibi bir sanatçıdır. Bu hususta dilekçemiz ekinde sunulmuş tanık listesinde (EK 4) isimleri yer alan ilgililer, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verebilecektir.

4-) Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin soyadını kullanma izninin kaldırılması için Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 4721 S. K. m. 173; 4787 S. K. m. 4; 6100 S. K. m. 5,6.

HUKUKİ DELİLLER                    :

  • Nüfus kayıt örnekleri.
  • … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  • … … Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.

SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda arz ve izah olunan ve Mahkemenizce de re’sen nazara alınacak olan nedenlerle, davalının, …… Mahkemesi’nce …./…/…. tarihinde verilmiş ve de …/…./…. tarihinde kesinleşmiş olan ……. soyadını kullanma izninin kaldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep olunur. ……….

EKLER:         

  1. Nüfus kayıt örnekleri.
  2. … … Aile Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  3. … … Mahkemesi’nin …/… E. …/… Karar sayılı ilamı
  4.   Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.
  5. Bir adet onaylı vekalet örneği.

Davacı Vekili

                                                                                                                  Av. Salih Birol

Soyadının Eklenmesi Dava Dilekçesi Örneği

ADANA … MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE,

 

DAVACI                               :

VEKİLİ                                :

MADDİ İLGİLİ                  : … İli/İlçesi Nüfus Müdürlüğü’ne izafeten, … Nüfus Müdürü

KONU                                  : Tapu kaydına soyadı ekleme talebimizdir.

AÇIKLAMALAR                :

1-) Müvekkilimiz … …., . müteveffa M. A.’nın mirasçısı olarak …. İli, ….. Köyü ….. Parsel no.lu taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi yoluyla taksim amacıyla dava açmış ve bu davalar ….. Hukuk Mahkemesinin ….. E ve …. E sayılı dosyaları üzerinden devam etmektedir. (EK – 1)

2-) Söz konusu …. ve …. Parsellerin tapu kaydında müşterek maliklerden biri de …..’dır. Nüfus kayıtlarına göre soyadı …. olmasına rağmen her nasılsa ….. ve …. Parsellerin tapu kaydına yalnızca ….. olarak yazılmıştır. (EK-2) Bu husus, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, aile gerekse çevresinden tanıkların (EK-3) anlatımları ile yargılama aşamasında açıkça ortaya konacaktır.

3-) Nüfus kayıtları ve tapu kayıtları arasındaki bu soyadı farkı nedeniyle ortaklığın giderilmesi davası ilerlememektedir. Doğru olan kayıt, nüfus kayıtlarıdır. Müşterek malikin soyadı nüfus kaydında olduğu gibi …..’dır. Bu nedenle müşterek malik ……’nin ….. İli, ….. Köyü …. ve …. Parsel no.lu taşınmazların tapu kaydına “…..” soyadının eklenmesi için iş bu davayı açma mecburiyetimiz doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : 4721 S. K. m. 27, 1027 ;  5490 S. K. m. 35, 36;  6100 S. K.   382

HUKUKİ DELİLLER        :

  • ….. Hukuk Mahkemesinin ….. E. ve …. E. sayılı dosyaları.
  • Nüfus kayıtları örneği
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,

SONUÇ VE İSTEM                        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle E…. İli, …. Köyü …. ve … Parsel no.lu taşınmazların tapu kaydındaki müşterek maliklerden …..’ye ait soyadının “…. “ olarak nüfus kayıtları doğrultusunda tapu kaydına eklenmesiyle “…… ……” olarak tesciline karar verilmesini vekaleten talep ederiz. …/…/…

EKLER:       

  1. ….. Hukuk Mahkemesinin ….. E. ve …. E. sayılı dosyaları.
  2. Nüfus kayıtları örneği
  3. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,
  4. Bir adet onaylı vekaletname örneği.

  Davacı Vekili

Av. Salih Birol

 

Bekarlık Soyadını Kullanmaya İzin Verilmesi İstemi

 ADANA ….  ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI                                      :

VEKİLİ                                       :

DAVALI                                      :

KONU                                        :Bekarlık Soyadını Kullanmaya İzin Verilmesi     Talebimizdir.

AÇIKLAMALAR                       :

1-)  Müvekkilimiz,  …. …. ile olan evliliğinin …/…/… tarihinde boşanma ile son bulması üzerine, yeniden önceki soyadı olan “……” soyadını almıştır. (EK 1)

2-) Ancak müvekkilimiz, …. …. ile evlenmeden önce dul olduğu için, “…….” soyadı ilk eşinden kalmadır. Oysa müvekkilimin kızlık soyadı olan “……..” soyadını kullanmak istemektedir. (EK 2)

3-) Müvekkilimiz iş hayatında iş ilişkisi içerisinde bulunduğu kişiler tarafından da bekarlık soyadıyla tanınmakta ve müvekkilin söz konusu soy ismi kullanmaya devam etmekte menfaati bulunmaktadır.

4-) Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin kızlık soyadı olan “……” soyadını  kullanabilmesi için Mahkemenize başvurmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER                  : 4721 S. K. m. 173.

HUKUKİ DELİLLER                    :

1-…..Aile Mahkemesi’nin …/…/… tarihli …./… E. …./… K. sayılı boşanma ilamı,

2- Nüfus kayıtları,

SONUÇ VE İSTEM                                    : Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, müvekkilimizin şu an itibariyle kullanmakta olduğu …… soyadının değiştirilerek bekarlık soyadı olan …soyadını kullanmasına izin verilmesini vekaleten talep ederiz.  …/…/…

                                                                                                              EKLER                                            :

  1. …..Aile Mahkemesi’nin …/…/… tarihli …./… E. …./… K. sayılı boşanma ilamı,
  2. Nüfus kayıtları,
  3. Onaylı vekalet örneği

                                                                                                            Davacı Vekili

                                                                                                              Av. Salih Birol

Web sitemizdeki diğer makalelere ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

   

İş Kazası Nedir?

 İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

oluşan ve sigortalı kişiyi hemen ya da sonradan ruhen veya bedeni olarak engelli duruma getiren olaydır.  

İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?

adana iş kazası avukatı

İş kazasının, işveren  tarafından kolluk güçlerine hemen, kuruma’da en geç iş kazası olduğu tarihten sonraki 3 iş günü içerisinde bildirilmesi zorunludur.

İş kazasının bildirilmesi, 5510 sayılı Yasanın 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine hemen ve Kuruma da en geç kazadan sonraki 3 iş günü içinde başlamaktadır.

Sözü edilen bu bildirim süresi, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmiş ise, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır. İş kazasının 5510 sayılı yasanın 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından bildirilmesi ise;  kendisi tarafından, bir ayı geçmemek koşuluyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel oluşturmadığı günden sonra üç işgünü içinde başlamaktadır. (5510 S. K. m. 13)

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla Kuruma bildirilmesi zorunludur.

İş Kazası Soruşturması ve Yapılan Ödemelerin İadesi Mümkün Müdür?

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından ya da Bakanlık iş müfettişleri vasıtası ile soruşturma yapılabilmektedir.

Bu soruşturma sonucunda yazılı şekilde bildirilen hususların gerçeğe aykırı olduğu ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılır ise, Kurum tarafından bu olay için yersiz olarak yapılan ödemeler, ödemenin yapılmış olduğu tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunan kişilerden tahsil edilmektedir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesinin Şekli Nasıl Olmalıdır?

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulüne ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenmektedir. (Bknz. Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği)

İş Kazası Nedeniyle Açılacak Davalarda Yetkili Yer Mahkemesi Neresidir?

İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte davalının Türk Medeni Kanunu gereği ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabilmektedir. Aynı zamanda işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilmektedir. Bu düzenleme, kamu düzenine ait bir yetki kuralıdır ve emredici niteliktedir. (21. HD. 2009/9982 E. 2010/10364 K.)

İşveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcuttur. (21. HD. 2009/12 E. 2009/6213 K.)

İş kazası sonucu oluşan sakatlık nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, Sosyal Güvenlik kurumu taraf değildir. (21. HD. 2009/3966 E. 2009/5390 K.)

İş kazası sonucu oluşan sakatlık nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşıldığında, kuruma ihbarda bulunulması gerekmektedir.

Olayın kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde ise, davacıya iş kazasının tespiti davası açması için önel verilmesi gerekmektedir. Zira, kurum tarafından sigortalıya gelir bağlanabilmesi için, zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde bulunup bulunmadığının tespiti,  ön sorundur. (21. HD. 2009/1645 E. 2009/10960 K.)

Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı bu kanundan doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur. Buna karşın, bir işin bütünüyle devri durumunda veya anahtar teslimi ile ve ihale ile bütünüyle verilmesi durumunda, işi devreden kişinin işverenlik sıfatı kalkacağından, iş kazasının tespitine ilişkin davada ve buna bağlı tazminat davasında sorumluluğu cihetine gidilemez. (21. HD. 2003/10077 E. 2003/9350 K.)

Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, sigorta olayına maruz kalan kişinin, Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında sigortalı olması ve sigorta olayının, yasada sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. (21. HD. 2003/9435 E. 2003/9645 K.)

 İş Mahkemelerinde Görülen Davalar ve Yetki?

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda aksine bir hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülmektedir. (5510 S. K.)

Genel yetkili mahkeme, davalı olan gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri ise 4721 sayılı TMK hükümlerine göre belirlenmektedir.

İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunan kişinin Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilmektedir. Bunlara aykırı olan sözleşme geçerli sayılmaz. (5521 S. K.)

Tespit Davası Nedir?

Tespit davası yolu ile mahkemeden, bir hakkın, hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilmektedir. (6100 S. K.)

Tespit davası açan kişinin, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar haricinde, bu davayı açmakta hukuki korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.

Maddi olaylar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

BKNZ.

  • YHGK 2009/21-400 E. 2009/432 K.
  • 21. HD. 2009/7428 E. 2010/7266 K.
  • 21. HD. 2009/6341 E. 2010/4758 K.
  • 21. HD. 2009/7635 E. 2009/13208 K.
  • 21. HD. 2008/13524 E. 2009/4622 K.
  • 21. HD. 2006/4198 E. 2006/14989 K.
  • 10. HD. 2005/12116 E. 2006/2261 K.
  • 10. HD. 2003/9832 E. 2004/1529 K.

 

Boşanma Davası Nasıl Açılır? (Çekişmeli)

Boşanma davaları, Adana’da faaliyet gösteren avukatlık büromuzun çalışma alanlarının en başında boşanma davaları  gelmektedir.

Çekişmeli boşanma davası; boşanmak isteyen taraflardan birinin boşanma sebep ve gerekçelerini ve  boşanmaya sebep olan olguların delilleriyle birlikte yetkili yerdeki aile mahkemelerine (Aile Mahkemesi yoksa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne) hitaben yazılmış imzalı dilekçeler ile açılır. Boşanma davalarında en önemli aşamalardan olan dilekçeler aşaması toplam dört dilekçeden oluşur.

Bu aşamalar dava dilekçesi ile başlar karşı tarafın cevap dilekçesi ile devam eder. Daha sonra cevap dilekçesine karşı cevap (replik) dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi (düplik) ile sona erer. Akabinde 3 aydan uzun olmamak üzere bir duruşma günü verilir ve dava süreci devam eder.  Boşanma davaları süreci usül hükümleri gereği  sıkı şartlara bağlı olduğundan titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.

Bu yüzden boşanma davası açma sürecinin alanında uzman iyi bir boşanma avukatı ile takip edilmelidir. Çünkü boşanma sürecinde olası hak kayıplarının önüne geçmede uzman iyi bir boşanma avukatı size rehber olacak ve haklarınızı koruyacaktır.

Boşanma maliyeti nedir?

Boşanma maliyeti, boşanma davaları ücreti anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davalarına göre farklılık arzetmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarında barolar tarafından tavsiye niteliğinde ücret tarifesi düzenlenmektedir. Adana Barosu’nun 2019 yılı için tavsiye ettiği anlaşmalı boşanma davası ücreti 7.800,00 TL’dir.

Çekişmeli boşanma davalarında ise durum biraz daha farklıdır. Çünkü çekişmeli boşanma davaları anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun bir süreç almaktadır. Adana Barosu’nun 2019 yılı için tavsiye ettiği çekişmeli boşanma davası ücreti ise 10.200,00 TL’dir. Nişan bozulmasından doğan davalar ( nişan hediyelerinin geri verilmesi, maddi manevi tazminat davaları vs. için tavsiye edilen ücret ise 6.240,00 TL’dir.

Nafaka davaları için Adana Barosu tarafından 2019 yılı için tavsiye edilen ücret ise 6.240,00 TL’dir. Evlat edinmeye izin davası için Adana Barosu tarafından tavsiye edilen ücret 8.400,00 TL’dir. Tenfiz davaları ve Tanıma davaları için tavsiye edilen 2019 yılı ücreti ise 8.400,00 TL’dir.

Boşanma Davasında Duruşmaya Gitmek Zorunlu mudur?

Konuyu anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları olarak ele alıp değerlendirmeliyiz. Eğer açmış olduğunuz dava anlaşmalı boşanma davası ise mutlaka duruşmaya gidilmelidir. Çünkü anlaşılan hususları mahkemede hakim karşısında da kabul etmeniz gerekmektedir.

Hakim anlaşmalı boşanma davalarında tarafları bizzat dinlemektedir. Kendinizi avukat ile temsil ettirseniz bile anlaşmalı boşanma duruşmasına gitmelisiniz. Aksi halde anlaşmalı olarak boşanmak mümkün değildir. Çekişmeli boşanma davalarında ise davacı tarafın duruşmaya mutlaka katılması gerekir. Aksi halde dava düşebilir.  Eğer davacı taraf kendisini bir avukat ile temsil ettiriyorsa duruşmaya gitmek zorunda değildir.

Çekişmeli boşanma davasında davalı tarafın ise duruşmaya katılımı zorunlu değildir. Ancak davalı tarafta boşanma istiyor ise ileride oluşabilecek hak kayıplarının önüne geçmesi açısından duruşmalara katılım sağlamalıdır. Dilekçeler aşamasında delillerini bildirmeli açılan boşanma dava dilekçesine cevap vermelidir.

Eğer cevap dilekçesi vermez ve hiçbir delil ve tanık vs. sunmaz ise ilerleyen süreçte(dilekçeler aşaması bittikten sonra) cevap verme ve delil sunma hakkını kaybeder.  Boşanma davalarında bu tür hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için alanında uzman en iyi boşanma avukatı ile boşanma davasının mukayese edilmesi zaruri derecede önemlidir.

Boşanma Sebepleri Neler Olabilir?

Boşanma davalarının en önemli hususlarından biri de boşanma sebepleridir. Açılan çekişmeli boşanma davasında boşanma sebebi zaruri şartlardan biridir. Şayet ortada bir boşanma sebebi yoksa yani boşanma sebebi olmadan çekişmeli boşanma davası açılmışsa açılan bu boşanma davası reddedilecektir. Zira boşanma sebepleri;

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda sayılmıştır. Başlıca boşanma sebepleri aşağıdaki gibidir;

  • Zina
  • Terk
  • Hayata Kast Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış
  • Akıl Hastalığı
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
  • Evlilik Birliğinin Sarsılması

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir? Hangi Davranışlar Bu Kapsamda Değerlendirilir?

Evlilik Birliğinin Sarsılması sebebi;

4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 166. Maddesinde düzenleme alanı bulmuştur. “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” (4721 sayılı kanun madde 166).

Şayet davacı tarafın kusuru daha ağır ise, davalı tarafın açılan boşanma davasına itiraz hakkı vardır. Bununla birlikte bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamı sürecinde davalı taraf ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadıysa boşanmaya karar verilebilir.

Boşanma sebeplerinden herhangi biri ile açılmış olan boşanma davasının reddine karar verilmesi durumunda ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmişse, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamış ise evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166).

Boşanma Davasından Önce Nafaka ve Velayet Davaları Açılabilir mi?

Hukukumuzda boşanma davasından farklı olarak ayrılık davası da açılabilmektedir. Taraflar boşanma davasında önce ya da boşanma davasından sonra veya ayrılık davası ile birlikte nafaka talebinde de bulunabilir. Aynı şekilde velayet davasının açılması da söz konusu olabilmektedir.

Boşanmanın Sonuçları Nelerdir?

Açılan çekişmeli boşanma davasında boşanma sebepleri ispatlanırsa hakim boşanma veya ayrılığa karar verir. Eğer açılan boşanma davası yalnız ayrılığa ilişkinse, hakim boşanmaya karar veremez. Açılan dava boşanmaya ilişkin ise, ancak ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı bulunması durumunda  ayrılığa karar verilebilir (4721 sayılı kanun madde 170).

Boşanmada Kadının Kişisel Durumu Ne Olur?

Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korumaktadır; ancak, kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadın evlenmeden önce dul idiyse mahkeme hakiminden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini de isteyebilir.

Boşanan kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanır ise, boşanan kadının istemi üzerine hakim, kadına kocasının soyadını taşımasına izin verir. Boşanan koca da, koşulların değişmesi durumunda bu iznin kaldırılmasını isteyebilir. (4721 sayılı kanun madde 173)

Boşanma Davasında Nafaka

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsü olan kişinin kusuru aranmaz (4721 sayılı kanun madde 175). 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun  “Geçici önlemler” başlıklı 169. Maddesi: “BOŞANMA VEYA AYRILIK DAVASI AÇILINCA HÂKİM, DAVANIN DEVAMI SÜRESİNCE GEREKLİ OLAN, ÖZELLİKLE EŞLERİN BARINMASINA, GEÇİMİNE, EŞLERİN MALLARININ YÖNETİMİNE VE ÇOCUKLARIN BAKIM VE KORUNMASINA İLİŞKİN GEÇİCİ ÖNLEMLERİ RE’SEN ALIR.” hükmünü içermektedir. 

Bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alması gerekir. Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır. Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (re’sen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.

Boşanma Davası Sonucunda Maddi Manevi Tazminat

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan  kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu olan diğer eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. (4721 sayılı kanun madde 174). Aynı zamanda boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat olarak uygun miktarda bir miktar para ödenmesini de isteyebilir (4721 sayılı kanun madde 174).

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde önemli ölçüt tarafların kusur durumudur. Kusurlu olan eş diğer eşe karşı tazminat yükümlülüğü altına girmektedir.

Boşanma Davası İçin Verilen Vekaletname Aslı Fotoğrafsız İse Ne Olur?

Boşanma davalarında fotoğrafsız olarak verilen dava vekaletnamesinde ilişkin yargıtay kararı şu şekildedir;

Boşanma davasında sunulan vekaletname asılın fotoğrafını taşımıyorsa genel vekaletname niteliğindedir. Genel vekaletname ile boşanma davası açılıp yargılama işlemi yapılabilir. Ancak diğer tarafın bu vekaletnameye itiraz etmesi halinde, boşanma davaları için verilecek vekaletnameye, vekalet verenin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/20854 Esas 2011/2459 Karar sayılı kararı)

 

Tehdit Suçu Nedir? Tehdit Suçunda Ne Ceza Verilir?

Tehdit Suçu Nedir? Tehdit Suçunda Ne Ceza Verilir?

Tehdit suçu ve cezası, Adana ceza avukatlığı alanındaki  Avukat Salih Birol Hukuk Bürosu‘ nun çalışma alanlarından biri de ceza hukukundaki suç tipleridir. Nitelikli tehdit suçunun unsurları bu iki konu başlıklarını açıklayalım.

Tehdit; Mağdurun karar ya da hareket özgürlüğünü tehlikeye koyan bir fiildir. Tehdit suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tehdit başlıklığı altında 106. Maddesi ile düzenleme alanı bulmaktadır. Read More